Bu makaleyi okuduğun ekranın karşısında gerçekten güvende olduğunu düşünüyor musun? Dünya Nüfusu 1 yılda ne kadar artıyor? Dünyada bir günde ne kadar kaynak kullanılıyor? Dünya bu kadar kaynağı sağlamaya ne kadar süre daha devam edebilir?

Merhaba Kült TV’nin araştıran insanları. Nüfus azaltımının bilimsel gerekçelerini ve dünya elitleri açısından neden gerekli olduğunu ayrıca bunu neden bir salgın hastalıkla yapmak istediklerini, salgın hastalıkların dini kaynaklarda ki tanımlarını ve bir salgın durumunda hayatta kalan şanslı azınlıktaysanız neler yapabileceğinizi derinlemesine inceleyeceğiz…

1.BÖLÜM NÜFUS AZALTIMI
Kölelik dünya da 1800 lerin sonlarında kaldırıldı. Elbette ki emperyal devletler insani değerlere olan saygılarından bunu yapmadılar. Kölelik kaldırıldı çünkü köle sayısı sahip sayısından çok çok fazlaydı bazı bölgelerde köleler kötü şartlardan dolayı sahiplerini öldürmeye başlamış bu durum günden güne daha ağır bir tablo ortaya çıkartmıştı. Bu haseple de başlayabilecek kitlesel bir hareketin önüne alamayacaklarını anladıkları için köleliği kaldırdılar. Aslında kaldırmayıp yeniden formülize ettiler. Neticede dünyanın belli bir yerinde başlayan bir hareket kolektif bilinç sonucu diğer bölgelerine de hızla yayılmaktadır. Dünya devrim tarihini okursanız bunu görebilirsiniz. 100 150 sene evveline kadar köleler mal gibi alınıp satılabilir sahibi tarafından bir başkasına hediye edilebilirdiyse de yine de sahipleri belliydi. Devletler kölelerden bir mal oldukları için para talep edemez vergileri sadece sahipler öderdi. Şimdiki gelişmiş kölelik sistemindeyse parasını verdiğiniz sürece istediğiniz kadar köleniz olabiliyor. Ayrıca kölelerde vergilerini ödüyor.  Bahsedilen dönemlerde henüz sanayi devriminin yapılmadığını ve dünya nüfusunun 1 milyar civarında olduğunu da hatırlatalım. Dünyayı yöneten güçler nüfus olarak azınlıktadır. Günümüzde kapitalizm ve dolar üzerine inşa edilmiş sistem ise iyiden iyiye çatırdamaya başlamıştır. Yapılan harcamaların pek çoğunun aslında karşılığı yoktur ve çeşitli sebeplerle sistem ilerlemeyi durdurmuş ve çöküşe geçmiştir. Bunun neticesi de tıpkı kölelik örneğinde olduğu gibi küresel bir devinim hareketi olacağı açıktır. Bu sebeple de azınlıkta ki elitler bu kadar kalabalık bir nüfusu kontrol altında tutamayacaklarını bildiklerinden bir nüfus azaltımını zorunlu görüyorlar. Aslına bakarsanız bu yeni bir olguda değil köleliğin kaldırılıp yerine kapitalist sistemin monte edildiği günden beri bugünlerin geleceğini biliyorlardı ve planlarını buna göre yapıyorlardı. Amerika’da ki Rehber taşları buna iyi bir örnektir. Bu taşlarda insan nüfusunun 500 milyona indirilmesinin zorunluluğu anlatılmaktadır. Elbette sadece rehber taşları değil bakaca pek çok teorisyende nüfus azaltımının önemini vurgulayan makaleler kaleme almaktadır. Olayı bilimsel açıdan  irdeleyecek olursak sanayi devrimi ve hızla artan insan nüfusu doğada ciddi bir tahribat ve kaynaklarda büyük bir tüketim meydana getirdi. İklim kriziyle birlikte büyüyen demografi krizi karşısında uzmanlar, dünya nüfusunun artmaması gerektiği uyarısında bulunuyor. Amerika ve İngiltere’den sonra Avrupalı ekolojistler ve demografi uzmanları arasında da bu görüş destek bulmaya başladı. Dünya’da pek çok ülkede, lise öğrencileri, hükümetleri ve yetişkinleri “kendilerine bırakacakları dünya hakkında daha duyarlı olmalarını” sağlamak için ayaklandı. Eylemler Kanada ve Amerika’dan, Belçika ve Fransa’ya kadar uzandı. Bilim İnsanları dünya ülkelerine rutin şekilde nüfus kısıtlaması yapmaları konusunda çağrıda bulunuyor. Bir ailenin en fazla 1 çocuk yapma hakkı olması konusunda birleşmiş milletler nezdinde yasa çıkartılmasını istiyorlar. Öte yandan böyle bir yasayı geniş insan kitlelerine kabul ettiremeyecek lerininde bilincindeler. Şimdi dini kaynaklar bu konu hakkında ne diyor birde buna göz atalım.

2. BÖLÜM ( DİNİ AÇIDAN ZOMBİ SALGINI OLABİLİR Mİ?)
Peygamberimiz 1400 sene evvel dünyaya geldiğinde artık ahir zaman yani kıyamet öncesi dönem başlamıştı. Kıyametin kopmasından önceyse bazı hadiselerin zuhur bulacağını bizlere haber vermiştir. Öyle ki bilgiler nüfusun azalmasından tutunda salgın hastalıklara ve insanların bu olaylar neticesinde nasıl bir yaşam süreceklerine kadar açık şekilde anlatılmaktadır. 1400 sene bir insan ömrü için uzun gözükse de dünyanın ömrünü göze aldığımızda oldukça kısa bir zaman dilimidir.

Kıyamet kopmadan evvel dünyada görülmedik hastalık salgınları zuhur eder. (Sahih-i Müslim)

Hz Mehdi’nin çıkışından evvel herşeyi bozup perişan eden yeni bir hastalık yayılır. (Tirmizî, Zühd, 3/2306)

Kıyametten evvel Rumiye’de (Avrupa) insan bulunmaz. (İbn-i Mace)

Hz Mehdi geldiğinde Müslümanlar azınlıkta olup şehirleri terk etmiş dağlarda yaşamaktadırlar. (Ebu Davud)
“Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur.” (Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 38)
Benim görmekte olduğum helak yerlerini sizler de görebiliyor musunuz? Ben evlerinizin aralarına fitne ve felaket mahallelerini şiddetli yağmur sellerinin açtığı yarlar gibi görüyorum buyurdu.
(Sahih-i Müslim, 4/2221; Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 368, no. 671)

Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak.  (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder. bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)

Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır. (Suyuti, Cami’üs Sagir, 3/211)

(O sırada) fitneler, karışıklıklar, ihtilaller çok olur da insanlar birbirlerini öldürürler. İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü belalar kaplar. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 482, no. 901; Kitabü’n-Nihaye, İbn-i Kesir, 1/131)

Yaygın katliamların vuku bulacağı büyük bir fitne görülecektir.(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)

İslam kaynaklarında anlatılanlar bunlarken Yahudi ve Hristiyan kaynaklarında da durum farklı değildir. Mahşerin 4 atlısını hepinizin duyduğuna eminim. Hristiyanlıkta Kıyamet alameti olarak ortaya çıkacağına inanılan dört atlı. Yeni Ahit’teki -Vahiy Kitabı olarak da bilinen- Apokalips bölümüne göre, Kıyamet felaketlerini getirecek olan yedi mührün açılması ile birlikte ortaya çıkacaklardır. Beyaz at ve binicisi Hz İsa’yı, kızıl at ve binicisi kan ve savaşı, siyah at ve binicisi kıtlığı, soluk renkli at ve binicisi ise salgın hastalıkları ve insan popülasyonunun azalmasını sembolize eder. İşte bizim konumuzu ilgilendiren bu atlı için geçen ibareler şöyledir.

Kuzu dördüncü mührü açtığında, dördüncü canlının sesini duydum. “Gel!” diyordu. Baktım, soluk renkli bir at, binicisinin adı da Ölüm. Hemen arkasından ölüler diyarı geliyordu. Dördüncü mühür açıldığında yeryüzünde görülmemiş bir hastalık yayılıverir. Bir kasabanın 10 hanesi varsa 9 una bulaşır. Hastalığa yakalananları yaşıyor zannederler. Aslında onlar ölüdür. (İncil Vahiy 6:7-8)

Teokratik kaynaklarda bu ve bunun gibi pek çok anlatım mevcut. Şimdi olayın dini boyutundan çıkıp insan nüfusunu azaltmak için neden bir salgın hastalığa gerek duyuluyor ve bu salgın hastalık nasıl özelliklere sahip olabilir buna göz atalım. 

3.BÖLÜM NEDEN HASTALIK SALGINI? (ENFEKSİYONUN ÖZELLİKLERİ)

Madem insan nüfusunu azaltmak istiyorlar atom bombası atsınlar tarzında yorumlar okumuştum. Nüfusu azaltmak isteyen elitlerin bunu yapma amaçlarından bir tanesi de tahrip olan doğayı korumak o sebeple de buna yanaşmazlar. Ayrıca belli başlı küresel güçler arasında başlayacak bir nükleer savaş kontrol edilemez boyutlara ulaşacaktır ki kontrol edemedikleri hiçbir şeyi istemiyorlar. İşte bu sebeple de bazı salgın hastalıklar üzerinde duruluyor. Dan Brown cehennem adlı romanında bu güçlerin nüfusu azaltmak için dünyanın büyük kısmını kısır bırakan bir salgını kurgulamıştı. Büyük ihtimalle buda üzerine çalışılmış ancak çeşitli sebeplerle rafa kaldırılmış bir projedir. Bu hastalığa neden zombi salgını diyoruz? Çünkü bu bilinmedik salgın türünü tasvir dip tanımlayabileceğimiz başka bir öğe yok. Bu konuda hemen her videomda söylediğim gibi filmlerden aşina olduğumuz zombiler gibi olmayacaklardır. Daha çok saldırgan ve iç güdülerle hareket eden hibrit bir insan türü tasvir etmek elde ki veriler ışığında daha makul görünmektedir. İnstagramda zaman zaman açtığım canlı yayınlarda bu türün filmlerdekinin aksine su içmeye ihtiyaç duyacağını ve iç güdüsel olarak üremeleri gerektiğini anlatmıştım. Birkaç şey daha ekleyeyim. Bu hastalığı kapanların bazıları yüzmeyi de öğrenebilir hatta şempanzelerden yola çıkarak kısıtlı da olsa alet edevatta kullanabilirler. İyi haberse şu öldürmek için illa kafalarına ateş etmek gerekmiyor. Nitekim günümüzde yeni çıkan zombi temalı dizi, film ve oyunlar örnek vermek gerekirse days gone bu olguları ilave ettiği yeni bir zombi akımı başlatmış durumda. Küresel elitlerin Tv, sinema ve müzik sektörünü sık sık kullandığı bilinen bir gerçek 1950 lerde çekilmiş pek çok bilimkurgu filminde cep telefonları gösteriliyordu. Son yıllardaysa zombi salgını ve salgın sonrası dünya teması çok popüler. Pek çok bilim insanının bu konuda ki görüşlerini ve bir çok gelişmiş devletin yaptıkları hazırlıkları daha evvel ki videolarımda anlatmıştım. Rakunlar ve geyikler üzerinde yaptıkları denemelerden de eminim haberdarsınızdır. Tüm bilim insanlarının kabul ettiği şey şu ki eğer istenirse bugünkü teknik imkanlarla böyle bir salgın yapılabilir. Zaten dünyanın en saygın tıp kurumlarından birisi olan CDC yani Amerikan salgın hastalık önleme merkezi neredeyse 2 senedir bu konuda kapsamlı çalışmalar yapıyor. Amerika da hemen her okulda öğrencilere zombi salgınında neler yapmaları gerektiği uzun eğitimler sonucunda öğretiliyor. Sizlere taze bir haber vereyim. Salgın konusunun tartışmalı kurumu Fema Irak’a konuşlandırılmak üzere dünyanın en gelişmiş mobil laboratuvarını sevk ediyor. Ki bu laboratuvar ın fiyatının milyarlarca dolar olduğu söyleniyor. Buna gerekçe olarak da Amerikan askerlerini yöresel hastalıklardan koruyacak bir aşı geliştirmek olduğunu öne sürüyorlar. Yersen.. Neticede fema bir afet kurumu bu tarz bir aşıyı geliştirmek onların işi değil ki. Laboratuvar’ın tam nereye konuşlanacağı ise sır gibi saklanıyor olsa da yakında kokusunun çıkacağına eminim. Belkide rakunlar ve geyikler üzerinde yaptıkları denemeleri artık insanlar üzerinde test etme vaktinin geldiğini düşünüyorlardır. Bu tarz deneyler içinde karmaşalarla boğuşan yoksul Irak biçilmiş kaftan. Belki de ilk defa duyacağınız bir konu daha var. İsrail istihbarat servisi Mossad’ın Brezilyada bir yer altı laboratuvarı kurduğu ve burada Viral yolla bulaşan bulaştığı insanların merkezi sinir sistemlerini etkileyerek saldırganlaşmasına yol açan bir tür biyolojik silah geliştirmek için çalışmalar yürüttüğü yönünde çok ciddi söylentiler var. Henüz elimde bu konuda bir belge olmasa da elime geçerse instagram hesabımdan sizlerle paylaşacağım. Biyolojik silahlar nükleer silahlara göre çok daha işlevsel. Bir düşünsenize bir hastalık var tek tedavi ise sizde. Eminim bir çok devlet bunun farkına varmıştır ve bu sebeple de belki de bilmediğimiz nice araştırma ve çalışmalar hali hazırda yapılmaktadır. Yine de üzerine basarak söylüyorum bu salgın herhangibi bir devlet elinden değil dünyayı yöneten karanlık elitlerin elinden çıkacaktır. Öte yandan Elon Musk’ın da zombi lav silahı ile dahil olduğu büyük bir salgın sonrası dünya ticari oluşumundan da söz etmemiz gerekiyor. Özellikle Amerika merkezli pek çok işletme salgın sonrası dünyada kullanılacak alet edevatlar üretiyor ve son yıllarda ciddi satış rakamlarına ulaşıyorlar. Türkiye’de dahil olmak üzere dünyanın pek çok yerinde salgın ve sonrasında hayatta kalmak üzere organize olan gruplar var. Burada şunu da belirtmeliyim bu gruplar instagram veya whatsapp üzerinden değil sadece telsiz yoluylan bazen de darkwebteki forumlar üzerinden iletişim kurarlar. Sosyal mecralarda gördüğünüz gruplar hayalperest çocukların videolardan aldığı ilhamın neticesinde peyda olan basit ve etkisiz hesaplardır. Böyle bir hastalık salgını başladığında ne yapmalı nasıl davranmalıyız? Kapsamlı bir hazırlık videosunu daha evvelden yayınlamıştım. Kendi kendinize Yahu sen nereden biliyorsun? Daha evvel hiç salgın tecrüben mi oldu zombi mi gördün? Diye haklı bir soru sorabilirsiniz. Elbette bende sizler ve dünyanın geriye kalanı gibi henüz bir salgın görmedim içinde de bulunmadım. Ancak bu konuda yapılmış hemen her bilimsel çalışmayı yıllardır derledim, sosyolojik ve psikolojik etkenleri kapsayan analizler üzerinden kendi fizibilite çalışmalarımı hazırladım. İşte bu çalışmalardan edindiğim tecrübelerle sizlere hayat kurtaracak birkaç ufak tüyo vereceğim. Ve sizlere ufak bir salgın modellemesi üzerinden anlatmaya çalışacağım. Bu bölümü kendi içerisinde hazırlık ve başlangıç olarak ikiye ayırabilirsiniz.

4.BÖLÜM SALGIN BAŞLIYOR
Herşeyden evvel bu konuda en öncelikli olay psikoloji. Çünkü altınızda tank dahi olsa psikolojikman panik halindeyseniz bunun bir önemi kalmaz. Doğal olarak kolay kolay kimsenin psikolojisi böyle bir şeye hazır değil yine de ne yapacağınızı bilmek önceden yapılmış azda olsa bir hazırlığınızın ufakta olsa bir planınızın olması size o anda doğru hamlelerle yanlış hamleleri ayırt etme yetisini sağlayacaktır. Kalanıysa zamanla ortama ayak uydurabilmekten geçiyor. Video’nun altına market yağmalarım sopa alırım evin kapısını kitler yaşarım diye yorum yazacak olanlar yazmadan söyleyeyim. Bu yorumları yapan insanlar salgında ki ilk enfekte olanlar olacaktır. Nihayetinde enfekte olan insanları gemilerle ithal etmeyeceğiz. Komşun Ayşe teyze dayın Mehmet amca olacak karşında ki kişiler. İnsanın hayatta kalabilmesi için temel olarak 3 şeye ihtiyacı vardır, Yemek, Barınma ve savunma. Marketlerden ilk etapta bir şey elde edemezsiniz tek akıllı siz değilsiniz. Daha evvelden hazırlamış olmanız gerekir. Hiçbir şey yapamadıysanız ufak bir sırt çantanız olsun. Çadır, Uyku tulumu, el feneri, kaliteli bir bıçak, ip, biraz konserve, su, sağlık kiti, bisküvi ve birde konvansiyonel olarak kendinizi savunabileceğiniz balta, kılıç gibi bir silah ki bu herkese göre değişiklik gösterecektir. Bu saydıklarım hazırlaması oldukça kolay olmasına rağmen o şartlarda sizi hayatta tutacak yegane ekipmanlardır. İnsanoğlu doğası gereği bir şeyi önce hayal eder sonra eyleme döker. Şimdi salgını modellemek için elimizde yeterli ekipman ve veri olmasa da bir salgının başladığını hayal edin. Akşam evinizde oturuyorsunuz. Bu salgın öyle bir anda tüm dünyayı saramaz birkaç hafta veya ay geçmesi gerekir işler yavaş yavaş zamanla kötüye gidecektir buda sizin avantajınıza olur. Yine de televizyonlardan ve internetten bu konu hakkında net bilgi alamazsınız bu sebeple de salgının hareket eğilimini önceden fark edemezsiniz. Evet salgın dünyada bir yerlerde başladı ama henüz size ulaşmadı haber alamayacağınız için ulaşıp ulaşmayacağı konusunda da net fikriniz yok. Ekipman çantanızı 1bir kaç defa kampa giderek mutlaka tecrübe etmiş olun alıp köşeye atmayın kullanmayı öğrenin. İyi bir kampçı çadırını ortalama 50 saniyede kurar. Mutlaka halk bandı bir telsiz edinin iletişim hayatidir şebekeler çöktüğünde bir telsiz dünyanın kalanıyla iletişim kurmanın tek yolu olacak. Bu arada salgın bizlere ulaştı her şey kötüye gitmeye başladı Fırınlarda ve marketlerde stok sıkıntısı var Ancak televizyonlardan olayların geçici olduğu paniklenmemesi gerektiği çağrısı yapılıyor. Kaosun ilk belirtileri günde birkaç saat kesilen elektrik, Tv yayınları telefon ve internet hatlarıdır. Evinizde oturmak kapıyı kilitlemek çözüm değil. Nihayetinde aç ve susuz kalınca mecburen dışarı çıkacaksınız yahut evinizde idarelik yiyecek su olsa bile aç insanlar hasta insanlardan daha tehlikeli olurlar. O yüzden evden ayrılmak zorundasınız. Büyük şehirler güvenli değil. Köye giderim bizim köy var diye düşünüyorsanız büyük bir yanılgı içerisindesiniz demektir. Nihayetinde kalabalık insan sürüleriyle dolu şehirlerde yaşayanlar kendilerini tarım ve hayvancılık yapılan az nüfuslu yerlere atmaya çalışacaklardır. Hareket etmek zorundasınız. Ancak sürekli hareket etmekte tehlikeli ve istatistiksel olarak hayatta kalma şansınız sıfıra yakın. Gidip gelen şebekeler ve marketlerde tükenen stoklar ürün bulma zorlukları başladıysa evden ayrılma vakti gelmiş demektir. Ortalık cehenneme dönmeden sıvışma zamanı. Kendinize her şey başlamadan evvel kamp yapıp barınak kurabileceğiniz insanlardan uzak ve insanların talep göstermeyeceği bir alan belirleyin. Yine de bu alana en yakın 4 kilometre en uzak 9 km uzaklıkta ikmal yapılacak yerler olmasına özen gösterin. Gidip buraya çadırınızı kurun ve olayları gözlemlemeye devam edin bu arada eğer ortalık normal görünüyor ve paranın hükmü halen devam ediyorsa elinizdeki stoklar yerine alışveriş yapın. Birkaç gün içerisinde elektrikler tamamen kesilecektir. Kendinize birkaç takım arkadaşı bulun ancak bunlar çok genç çok yaşlı veya akraba olmasınlar 30 – 40 yaş arası hem hayat tecrübesi olan hem fiziksel yeterlilikte ki kişileri tercih edin. İnsanlara hemen güvenmeyin elbette bırakın önce onlar ortaya neleri olduğunu koysun. Sonrasında bulunduğunuz yer uygunsa etraftan riske girmeden uzun saatler gözlemler yaparak oluşturduğunuz ikmal haritanızla malzeme toplayarak kalıcı bir barınak inşaa edin. İlk bir ay içerisinde bu seviyeye kadar gelebilirseniz hayatta kalma ihtimaliniz ciddi şekilde artmış demektir. Umutsuzluğa kapılmayın kendinize gündelik iş programı yapın. Rutine bağlamak sizi pasifize edip ölmenize sebebiyet verecektir. Burada kampçılık tecrübenizin olması, doğada tuzaklama yapıp iz sürebilme yetisi kazanmış olmanız kilit bir rol oynuyor. Anlattıklarıma eklenebilecek binlerce detay mevcut olsa da bu o durumda bulunan kişinin yaratıcılığına ve becerilerine kalmış bir şey. Bölgenize yerleştikten sonra kendi besin kaynaklarınızı üretmek için girişimlerde bulunun. Kulağınız her zaman telsizinizde olsun bölgenizde olan değişimleri iyi gözlemleyin. Mecbur kalmadıkça gezmeyin ve yerleşim yerlerinden uzak durun. Gezmeniz gerekirse takip edilmediğinize emin olun gireceğiniz yerleri girmeden evvel uzun saatler gözlemleyin. Son bir şey daha eğer sesim telsizinizde yankılanıyorsa bilin ki ben sizin nerede olduğunuzu biliyorumdur ve tüm olasılıkları hesap etmişimdir.   

CEVAP VER

*