Ufolar hemen hemen tarih boyunca insanoğlu tarafından gözlemlenmiştir.
Bazen korku ve paniğe sebep olsalar da her hangibi bir saldırı 1 istisna dışında asla resmi raporlara geçmemiştir. Bu istisnai karşılaşma 1970 yılının 7 ağustosunda Etiyopya’nın Saladare köyünde gerçekleşmiş ve ufo neredeyse tüm köyü yerle bir etmiştir.

 

28 Temmuz 1970 Etiyopya’nın 256 nüfuslu Saladare köyünde sıradan bir gün. Köylüler rutin köy işlerini yaparken küçük bir grup avlanmak için köyün arkasında bulunan ormanın derinliklerine giriyor. Gerisini o zaman henüz 17 yaşında olan avcılardan Aaghaa Aalim’den dinleyelim. O gün av azdı bizde daha fazlasını bulmak için 5 saatlik bir yolculuğun sonunda ormanın daha evvel hiç girmediğimiz kadar derinlerine ilerledik. Derken gruptan birileri kayaların önünde ağzı sık çalılarla iyice kapatılmış bir mağara buldu. Mağaranın dar girişinden içeriye girdik. Girişi oldukça küçük olan bu yerin içerisi devasaydı. Ateş yakıp etrafı incelemeye başladık duvarlarda oldukça eski çağlardan kaldığını zannettiğim anlamsız çizimler vardı. Çizimlerin bazıları metal kıyafetler giymiş insanları andırıyordu. Mağaranın biraz daha derinlerine ilerlerken ana koridorun yanında ufak odalar olduğunu gördük bu odalardan bir tanesine girdiğimizde yerde yaklaşık 1 metre yüksekliğinde metal benzeri bir maddeden yapılmış yumurtalar olduğunu gördük. Hepsinin şekli aynı değildi bazısı oval bazısı tam yuvarlaktı üzerleri oldukça aşınmış ve değişik çizimler vardı. Bunların para edebileceğini düşünerek alabildiğimiz kadar yumurtayı aldık ve oradan ayrıldık. Bu garip şeyi taşırken metalimsi yüzeyin bazı kısımlarının ılık olduğunu fark ettim. Gruptakilerden birisi köy lokantasının sahibiydi. Şehire sık sık gidip geliyordu. Bu bulduklarımızı fiyatını öğrenene kadar lokantanın arkasında ki deposunda saklamayı teklif etti fakat herkes buna itiraz ederek yumurtalarını kendi evine götürdü. Bende kendi taşıdığım yumurtayı evime bitişik ineklerimin durduğu ahıra bir çuval içerisinde koydum. 7 Ağustos 1970. Saat sabah 07:00’da Saladare köyü sakinlerin ormandan gelen mekanik uğuldama sesiyle uyandılar. Uğuldama sesini saat başı duyulan gemi düdüğüne benzer tiz bir ses takip ediyordu. Saat 11:30 da magmatik görünümlü parlak kırmızı ışıklar saçan bir cisim ormanın üzerinde belirdi ve düşük bir hızda köye yaklaşmaya başladı. İnsanlar korku içerisin de evlerine saklandılar. Cisim köyün üzerine geldiğinde yaklaşık 150 metre yükseklikten Saydam ama devamlı olarak bir tür enerji atışıyla köyü vurmaya başladı. Odaklandığı yerler anında yıkılıyordu. Cisim köye paralel şekilde yaklaşık 150 metre uçtu ve önüne çıkan her şeyi yok etti. Ağaçlar köklerine kadar parçalandı yollar yarılıp çöktü. Nesne köyün diğer tarafına vardığında bir süre havada asılı kaldı sonrasında çok yüksek bir süratle geldiği orman istikametine doğru hareket etti ve bir anda gözden kayboldu. Koca köyün yıkılması sadece 10 dakika sürmüştü. Bu olayda 1 çocuk ve bir kadın yıkılan evin altında kalarak hayatını kaybetti. 8 Kişide ağır yaralandı. Etiyopya hükümeti yaşananları kamuoyuna aşırı dinci terör örgütlerinin köye düzenlediği havan saldırısı olarak deklare etti. Ufolar tarih boyunca gözlemlenen bir fenomen olmasına rağmen daha evvel bir yerleşim birimine saldırdıkları asla rapor edilmemişti. Bir saldırıya en yakın UFO hadisesi 1952 senesinde Amerika’da yaşanmıştı. 1952 yılı resmi makamların UFO’lara olan ilgisinde bir dönüm noktasıdır, çünkü o yıl 19-20 Temmuz ve 26-27 Temmuz tarihlerinde Amerika’nın başkenti Washington UFO’ların istilasına uğramıştır. Yerden de gözlemlenebilen bu cisimler, Capitol Senato Binası ve Beyaz Saray’ın üzerindeki korunan hava sahasının yakınlarından geçmekteydiler. Hava Kuvvetleri UFO’ları takip etmeleri için olay yerine jet uçakları göndermiş fakat uçaklar olay yerine vardıklarında UFO’lar aniden olağanüstü hızlarda ortadan kaybolmuşlardır..

Washington DC olayları sırasında hem radar gözlemleri hem de binlerce sivil şahıs gözlemleri rapor edilmiştir. Bu iki UFO olayından ilki 19 Temmuz Cumartesi günü gece saat 11.40 sularında, Washington Ulusal Havaalanı’ndaki hava trafiği denetleyicilerinin radar ekranlarında yavaşça hareket eden yedi cisim görmesiyle başladı. Cisimler havaalanından yaklaşık 15 mil uzakta bulunuyor ve saatte 100-130 mil hızla gidiyorlardı. Kontrol kulesi de bu cisimleri görmüş fakat tanımlayamamıştı. Yer personeli, turuncu renkte parıldayan ışıklar gördüklerini söylüyordu. Kısa bir süre sonra radar operatörleri daha büyük bir sürprizle karşılaştılar: Cisimlerden biri, hiçbir uçağın yapamayacağı bir hareket yaparak aniden 90 derece döndü. Saatte 100 mil hızla giden bir başka cisim ise sadece 5 saniye içinde rotasını tamamen ters yöne çevirdi. Cisimlerden bir diğeri, 2 millik bir mesafeyi bir saniyede gitti ki bu saatte 7,000 millik bir hıza işaret ediyordu.

 Araştırmacı George Kendall bölgeye giderek incelemelerde bulundu ve görgü tanıklarıyla görüştü. 7 Nisan 1978 tarihinde araştırmasının bir kısmını ufopress dergisinde yayınladı. Köylüler köye saldıran nesneyi Çok parlak kırmızı bir rengi olan büyük bir top olarak tanımladılar. Ateş topu, bir yıkım ve korku dalgasını geride bırakarak uzakta kayboldu. Acı verici bir deneyim yaklaşık 10 dakika sürdü ve esrarengiz UFO’nun saldırısından sonra en az 50 ev yıkıldı daha fazlası da ağır hasar aldı. CIA’nın cirit attığı Etiyopya’da hükümet apar topar Birleşmiş milletlerle bağlantıya geçti. 12 Ağustos 1970’de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bazı meslektaşları ile birlikte, saldırıda ağır hasar gören Saladare köyünü ziyaret etti. Dr Attal Makk konuyu araştırması için görevlendirildi. Oda olayı bir mektupla Northwestern Üniversitesi Astronomy kürsüsü başkanı Joseph Allen Hynek’a bildirdi. Hynek’e yazılan mektup oldukça kapsamlıydı. Mektup öncelikle meteor çarpması yıldırım düşmesi ve askeri saldırı gibi ihtimalleri net şekilde çürüten delilleri ortaya koyuyordu ve başlıklar şöyleydi. Bazı köylüler aracın bir ağaç gövdesi şeklinde olduğunu söylerken, komşu köyün sakinleri nesnenin üzerlerine uçtuğunu, sağır edici bir ses yaydığını ve küresel bir şekle ve kuyruğuna sahip olduğunu ekledi. Köyü üç kez ziyaret ettik ve ziyaretlerimizde mektuba eklediğim yaklaşık otuz fotoğraf çektim.

Bazı meslektaşlarımız bunun bir göktaşı olduğunu düşünüyor, ancak göktaşları havada asılı kalamazlar Rüzgar veya güçlü bir kasırga olamazdı, çünkü rüzgar, sacdan çatıları eritemez. Bilinen ihtimaller bize burada ne olduğuna dair hiçbir fikir vermiyor.

İtalyan Assis gazetesi, Olayı bir fırtına olarak sınıflandırıp, olayı kaleme aldı. Bölgede inceleme yapmış yetkililerden olan Addis Ababa gazetenin iddialarına şu cevabı verdi. Rüzgar ve şimşek ihtimalini ortadan kaldırabiliriz, hava açıktı. Saladare köyü deniz seviyesinden 2.300 metre yükseklikte. Yıldırım bazen yatay hareket eder, ancak dediğim gibi, hava açıktı. Öte yandan, bir ısı kaynağı yayar. Asfalt ve metal cisimleri eritti, çimenler ve çalılar kavrulmuş, ancak herhangibi bir yangın izine rastlanmadı. Bölgeye uygulanan enerji bir yıldırımdan çok daha büyüktü. Yarım metre kalınlığındaki köprünün taş duvarını deldi ve geçti. Ayrıca bölgede askeri mühümmata ait bir saldırı izide bulunamadı. Ancak evlerde oldukça fazla radyoaktif serpinti tespit edildi.

Dr. Hynek olay üzerine yaptığı çalışma sonucunda şu kanıya vardı. Bir meteor hipotezi bu olaya uymuyor, çünkü cisim belli bir rotada ve farklı hızlarda hareket ediyordu. Görgü tanıkları, evlerin sac damlarının yoğun bir ısıya maruz kalarak, eriyip aktığını görmüşlerdi. Nitekim bu erimiş metaller üzerine yaptığı incelemede anlık olarak 4200 dereceye ısındıkları anlaşılmıştı. Bunu da dünya üzerinde bilinen hiçbir insan yapımı silah başaramazdı. Meteorolojik bir fenomen de olamazdı. Nesnenin ‘küresel bir ışın’ olma olasılığı, havanın açık oluşu, ve çok düşük nem yüzdesi göz önünde bulundurulduğunda bu tür bir gözleme elverişli değildi. UFO’nun köye verdiği zarar fotoğraflarda oldukça net şekilde görülüyor., bu yüzden kavramlar üzerinde durmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. Açıkçası, bu köye saldıran tanımlanamayan uçan cismin oldukça yüksek teknoloji kullandığını kabul etmekten başka bir şansımız yok. 1976 senesinde Dr. Jacques Vallée Dr. Hynek’in raporlarından yola çıkarak, The Reality Edge  isimli bir kitap kaleme almış ve olayı kapsamlı şekilde analiz ederek anlatmıştır. Olaydan bir süre sonra CIA bölgede oldukça kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. Aaghaa Aalim’in ifadesinden yola çıkarak aracın geldiği ormanda ve köylülerin keşfettiği mağaralarda geniş çaplı araştırmalar gerçekleştirdiler. Fakat ne yazık ki kaynaklarla bu araştırmalar ve sonuçlarına dair bir bilgi yoktur. Saldırıdan birkaç gün evvel köylülerin mağarada bulup getirdiği yumurta benzeri cisimlerse yetkililerce alınmıştır ancak bu yetkililer Birleşmiş milletlerden miydi CIA danmıydı bilinmemektedir. Araştırmacı George Kendall her şey bittikten birkaç sene sonra bölgeyi tekrar ziyaret etmiş ve başkaca çarpıcı detaylara da ulaşmıştır. Örneğin Aaghaa Aalim ve diğer bazı köylüler ilk iki ifadelerinde keşfettikleri mağarayı ve buldukları yuvarlak metal materyalleri etraflıca tasvir ederlerken sonrasında verdikleri ifadelerde bu söylemlerini ret etmişlerdir. Ayrıca köylülerin büyük bir kısmı da Amerikan vatandaşlığı verilerek Amerika’ya götürülmüştü. Konu üzerinde araştırma yapan tüm uzmanlarınsa ortak olarak vardıkları kanı Ufo’nun saldırısıyla köylülerin buldukları yumurta şekilli metaller arasında bir bağ vardı.

CEVAP VER

*