Evren o kadar geniş ki en yakın noktalar arasında tabir edilen mesafeleri dahi tasvir edemiyoruz. Ufolarınsa evrenin uzak bölgelerinden geldiği düşünülüyor.
Sık sık yapılan gözlemler dikkate alındığında evrende ki bu mesafeleri sorunsuz geçiyor olmalılar. Ama nasıl? Solucan delikleri? Yahut Einstein rosen köprüsünü kullanan bir teknolojiylemi? Öyle dahi olsa bu onlar için çok maliyetli olur.
Belki de sadece 1 defa gelmişler ve dünyanın çeşitli bölgelerine yerleşmişlerdir. Hatta bunlardan bir tanesi neden Türkiye olmasın?

Dünya dışı yaşam ve onlara ait araçlar olduğu düşünülen ufolar hakkında pek çok iddia ve teori ortaya atılmıştır. Bazı bölgelerde saklanmış gemiler olduğu söylenirken bazı yerlerde de Uzaylılara ait üsler olduğu iddia edilmekten ve kısıtlı delillerle de bu iddialar dayanak sağlanmaktadır. Ülkemiz de bazı insanlar bu olaylar neden sadece Amerika’da oluyor diye sormakta ve bunu büyük devletlerin bir oyunu olarak düşünmektedir. Oysa tarih boyunca dünyanın hemen her bölgesin de ufo ve gökyüzü anomalileri gözlemlenmiş ve bazıları kayıt altına alınmıştır. Hatta antik çağlarda gözlemlenen bu cisimler dünyanın diğer ucunda birbirinden bağımsız pek çok toplum tarafından mağara resimlerine kabartma ve minyatürlere şüphe götürmez şekil de işlenmiştir. Ülkemizde de sık sık Ufo gözlemleri yapılmaktadır. Yine de Amerika hem nüfus hem de toprak tarafından büyüklüğü ekonomik ve teknolojik imkanları insanların eğitim seviyeleri düşünüldüğünde burada daha fazla gözlemin kayıt altına alınması son derece normaldir. Yaşadığımız yüz yılda Ufo fenomenlerine merak duyan insanların çoğalmasının başlıca sebeplerinden bir tanesi de meşhur roswell ufo kazasıdır. Üzerinden hatırı sayılır süreler geçmesine rağmen yetkili ağızlar halen net açıklamalar yapamamaktadır. Ufo teorisyenlerinin bir başka odak noktası da 51. Bölgedir. Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetlerine ait olan ve yetkililerce basına deklare edilen haliyle uçak ve düşman silahları inceleme, analiz etme ve araştırma merkezi olarak kullanılmakta olan askeri üstür. Yeni uçakların da test ve geliştirme yeri olarak da kullanıldığı söylenmektedir. Amerika da buna benzer pek çok üs olmasına karşın buranın bu kadar iddiaya taraf olmasıysa şüphesiz ki boşuna değildir. Issız bir çölün ortasında bulunan bu pist iddia edilen amacına binaen sadece kullanılmayan bir piste sahiptir. O halde bu geliştirildiği iddia edilen uçaklar nereden havalanmaktadır? Bölge güvenlik personelinde beyaz sarayda ki personele dahi verilmemiş özel yetkiler vardır. 51. Bölge çok sıkı şekilde korunmaktadır. Bütçesi birleşik devletlerde dev filoları barındıran hava üslerinden neredeyse 90 kat daha fazladır. Bunlar ilk etapta göze çarpan detaylar olsa da bölgeyi bu denli popüler yapan daha çarpıcı sebepler var. Bu bölgede farklı zamanlarda çalışıp emekli olmuş pek çok önemli personel gerek sızdırdıkları fotoğraflarla gerekse resmi raporlarla üste uzaylılar ve ufolarla çalışıldığı sık sık anlatmıştır. Yetkili personelin birbirinden bağımsız farklı tarihlerde yaptıkları bu açıklamalar dikkate değerdir. Öte yandan bölge ve civarında hemen her gün yapılan Ufo gözlemleri mevcuttur. Bu durumda elimizde ki kısıtlı imkanlar dahilinde bile Ateş olmayan yerden duman çıkmayacağını ispatlar niteliktedir.  

51. Bölgede çalışan veya çalışmış insanlar zaman zaman deepweb’e bazı belge ve raporları sızdırmaktadır. Örneğin geçtiğimiz yıllarda sızdırılan bir rapordan yola çıkan araştırmacılar kaliforniya açıklarında bir su altı ufo üssü keşfetmişlerdir. Google Earth yer seçimi yardımı ile, Pasifik Okyanusu’nun dibinde büyük, düz bir  platform göze çarptı. Bu anormal yapı insan ırkının yanı başında  iyi korunmuş bir sır gibi durmaktadır. Suyun 600 metre altındaki bu tuhaf görünümlü platform Malibu, Kaliforniya, açıklarında yaklaşık 6 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Bu kadar tuhaf olan nedir, diye sorabiliriz ? Çünkü bu çok düzgün alan okyanus tabanına ait olmadığı gibi, her şeyden önce, oval şekilli tasarımı ile çevrede ki şekillerden hemen ayırt edilmekte. Ayrıca bu devasa oranları göz önüne alırsak, bu yerin yaklaşık 3 kilometre genişliğinde olması,  Alanın anormalliğini daha da iyi anlatır. Bunun dışında  diğer garip özellikleri de  görebiliriz. Cilalı gibi parlak ve düz bir şekilde görülen 6 büyük sütun ve batık ayaklar ilk göze çarpan unsurlar. ve eğer yakından sağ tarafındaki tasarım kısmından bakacak olursak, simetrik olarak hizalı siperler gibi bir başka ilginç kısmı fark ederiz. Bu sadece bir tesadüf olabilir mi, ya da bu su altı yapısı aslında bir çeşit gizli bir üs olduğunu ispatlar mı? “Çanlar kimin için çalıyor” Karanlık Madde ”  isimli Radyo programı yapan Jimmy Church bu bulguyu, “araştırmacılar, son 40 yıldır aradıkları UFO/USO nun Kutsal Kasesi olarak yorumluyor..” Maxwell adında bir UFO araştırmacısı bu tuhaf  görüntüyü keşfeder. Daha sonra elinden geldiği kadar anomalinin çok açılı görüntüsünü yakalamak ve araştırmak için grafik tasarımcı Dale Romero dan yardım ister, Su üstündeki ve altındaki görüntüleri  elde etmenin bir yolunu bulmak için onun yardımına ihtiyacıolduğu açıktı.  Yapı pek doğal gözükmeyip eski  yunan tapınaklarını andırırcasına yapay görünüyordu. ilk izlenim buydu. Ayrıca yukarıdan baktığınızda, neredeyse mükemmel bir oval şekil görülmekteydi. Çevresindeki doğal ortamda, hiçbir şey bu kadar simetrik değildi. Her yeri aşınmış kayalarla kaplı, eğimli ve çukur içinde, 2 kilometre boyunca, siyah bir ana hat ile ayrılan mükemmel bir oval. Çatı olduğu söylenen yapı kısmı öne çıkıyor, Kubbe bir stadyum veya kapalı bir yarış pisti ya da bir Olimpiyat arenasından farklı değil. Bu yapıya karşıdan bakan biri, insan yapımı mükemmel oval bir yapı gibi görebilir. Bazı araştırmacıları göre, Yapıda ki devasa sütunlar ve mükemmel cilalı çatı insan elinden çıkma. Bu sefer de okyanusun altına kim neden böyle bir yapı yapsın diye düşünülüyor. Ayrıca günümüz gelişmiş inşaat teknolojisiyle dahi böyle bir yapıyı su altında bu kadar derine inşa etme olanağı yok., peki öyleyse bunu kim yapar. Şimdi bu yapının dünya dışı kökeni değil de insan yapımı olduğunu söyleyebilir miyiz? 51. Bölgeden sızan belgelere göre burası bir ufo üssü.

Ayrıca bir başka dikkat çeken noktada tüm Kaliforniya sahillerinde dalışa ve araştırmaya yasak olan tek bölgenin burası oluşu. Bu bölgede dalış yahut su altı araştırması yapmak 1964 senesi itibarıyla yasaklanmıştır. Ocak 2019 da deepwebe sızdırılan 2011 tarihli başka bir 51. Bölge raporundaysa Amerikan deniz kuvvetleri Akdeniz görev gücü komutanlığının gönderdiği istihbaratlardan yola çıkılarak tespit edilen frekans ve enerji anomalileri neticesinde Türk kara sularında kalan geniş bir bölge işaret edilerek burada dünya dışı yaşama ait bir üssün olabileceğinden bahsediliyor. Var olduğu düşünülen üs karadan yaklaşık 30 km açıkta 2.4 km derinlikte yer alıyor. 2010 senesinde bahsedilen koordinatta Amerikan donanmasına ait USS Hamilton isimli kruvazörün 2 hafta boyunca demirlediği de verilen detaylar arasında. Deniz tabanında elbette ki pek çok girinti çıkıntı ve doğal oluşumlar var. Ancak bahsedilen koordinata dikkatli şekilde baktığımızda buranın sonradan yapılmış kusursuz bir dikdörtgen yapı olduğu hemen anlaşılıyor. Dikdörtgen yaklaşık 6 km uzunluğunda ve 2.5 km genişliğinde Şimdi dikkatle izleyin. İlginç şekilde Google earth de tüm akdeniz’in tabanı adım adım görülebilirken dikdörtgen yapı yandan veya farklı açılardan görüntülenemiyor. Yapılan sonar taramalarında earth de görünen kısmın yapının çatısı olduğu yapının tam olarak deniz tabanının üzerinde değil de ayaklar üzerinde durduğu ve deniz tabanından yaklaşık 30 metre yüksekte olduğu anlatılıyor. Bu devasa yapıyı kaç ayak taşıyor bilinmiyor. Ancak tıpkı üstü gibi yanları da pürüzsüz bir çizgi çiziyor. Raporun devamındaysa bölgede Nato görev gücü bahanesi ile daha kapsamlı bir araştırma yapılması ve mümkünse üsse insansız su altı drone ları yollanarak daha net şekilde görüntülenmesi, bölgesel enerji üssün üzerinde ve etrafında ki suyun içeriğinin tespiti gibi pek çok başkaca testler yapılarak yeniden bir rapor oluşturulması tavsiye ediliyor. Elbette bu raporun 2011 tarihli olduğunu da unutmamak gerekli. Muhtemelen Suriye ve Rusya bahanesiyle bu bölgeye çoktan intikal edilmiş ve çok daha kapsamlı araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Ne yazık ki biz kendi karasularımızda olan bu araştırmaların akıbetinden haberdar değiliz. Öte yandan birde unutulmaması gereken bir mersin kazısı var. Üs bölgesi ile kazı alanı arasında çok uzak bir mesafe yok. Kazı çalışmaları üssün keşfinden sonra başladı. Belki de Tarsus’ta gerçekleştirilen ve hiçbir nihayete erdirilemediği açıklanan bu kazının da yakınlarında ki sularda bulunan bu üsle bir bağlantısı vardır.

 

CEVAP VER

*