Silent Hill’in Gerçek Hikayesi

2292

Ateş, Duman ve Kül… bir zamanlar hayatla titreşen sokaklar bugün bomboş… Centralia Pensilvanya Silent Hill film ve oyunlarına kurgusal olarak ilham kaynağı olmuş olan kasaba yani gerçek sessiz tepedir.

maxresdefault

Günümüzde ise sadece cesur fotoğrafçıların bazı araştırmacıların ve korku hayranlarının günü birlik olarak gidip hava kararmadan döndükleri hayalet bir kasabadır. Peki ne olmuştu da bu hayat dolu kasaba bu hale gelmiş? Sadece bir yangın ve duman bulutumu sebep olmuştu? Aslında bu soruların cevabını bulabileceğimiz en iyi yer silent hill filminin yapımcılarının kasalarında sır gibi sakladıkları Centralia raporudur.

Centralia 1950 lerde nüfusu 2000 e dayanmış zengin kömür yatakları ile ün yapmış hayat dolu tipik bir Amerikan kasabasıydı. O dönemlerde 8 yaşında olan otistik Carolina Watson’ın yaptığı ürkütücü çizimler öğretmeninin dikkatinden kaçmadı. Resimleri Carolina’ya sorduğunda ise çizdiklerini rüyalarında gördüğünü çok yakında korkunç bir yangın çıkacağını ve tüm kasabanın kül ve duman kütlesi ile kaplanacağını anlatmıştır.a1

İlerleyen zamanlarda bu söylentiler her küçük kasabada olduğu gibi Centralia halkı arasında da kulaktan kulağa hızla yayılmış hatta bazı kişiler küçük Carolina’nın ailesinin yaşadığı eve taşlar ve şişeler dahi fırlatmıştır. Kasaba şerifinin baskı ve zorlaması ile ailesi Carolina’yı psikiyatri servisine yatırmaya mecbur kalmıştır. Burada iyice içine kapanan Carolina tüm koğuşunu rüyalarında gördüğü resimlerle doldurmuş, ve garip bir melodi mırıldanmak dışında dış dünya ile tüm iletişimini kaybetmiştir. Hastanedeki yetersizlikler sebebi ile ruh sağlığı her geçen gün daha da kötüye giden Carolina’yı Pensilvanya’da bulunan bir akıl hastanesine sevk etmişlerdir. Bu olay belki de onun kurtuluşu olmuştur. Carolina hakkında daha fazla bilgi veya belge yoktur…carolin
Aradan geçen 10 yıl boyunca Centralia’da hayat normale dönmüş ve kayda değer bir olay yaşanmamıştır. Takvimler 1960 yılını gösterdiğinde ise John Davis, Brain Anderson, ve Peter Taylor isimli 18 yaşındaki 3 genç ormanlık alanda uyuşturucu partisi verirken sızarak acayip bir rüya görürler. Rüyalarında Centralia sokaklarında dolaşıyorlar ve bir anda her yeri bir duman bulutu kaplayarak kasabanın mimari şeklini değiştiriyor gençler çocukluklarında oynadıkları parka kendilerini zar zor atıyorlar. Uyandıklarında ise garip şekilde 3 üde aynı rüyayı görmüş ve rüyalarında birbirlerine söyledikleri şeyleri kelimesi kelimesine hatırlıyorlardı. Bu durumu uyuşturucunun etkilerine bağlayarak evlerine dönerler.sh2

aradan geçen zaman içerisinde 3 arkadaşta bayılmalar ve tansiyon sorunları başlamış hastanede 3’üne de epilepsi teşhisi konulmuştur. Ancak baygın geçirdikleri süre zarfında önce bayılanın kasabada ki parka giderek diğerlerinin gelmesini beklediğini burayı daimi buluşma noktası yaptıklarını değişen kasabanın sokaklarını keşfe çıktıklarını her yerin duman ve külle kaplı olduğunu yaşayan hiç kimseyi etrafta görmediklerini doktora anlatmışlarsa da deli damgası yemekten çekinerek daha sonra susmuşlardır.

Yine de bu anlatımlardan bazıları yangından kurtarılan hastane raporlarında açıkça ifade edilmektedir. 3 arkadaş her geçen gün gerçek dünyadan kopmaya başlayarak günden güne trans halindeyken yaptıkları buluşmalara kenetlenmeye başlamış dış dünyaya ise normale döndükleri izlenimini uyandırmaya gayret gösteriyorlardı. Ancak üçü de yaşadıklarının ne kadar gerçek olduğu konusunda hem fikirdi ve bir deneme yapmaya karar verdiler. Buna göre tekrar transa girdiklerinde Kasabanın biraz dışında bulunan ve altında hep buluştukları ağaca isimlerinin baş harflerini kazıyacaklar ve transtan çıktıklarında gidip ağaca bakacaklardı. Öylede yaptılar.sh

Daha sonra uyanıp normal hayata döndüklerinde 3 genç soluğu ağacın başında aldı. Ağacın tüm yaprakları dökülmüş, ve trans halindeyken çizdikleri baş harfleri ağacın üzerinde öylece durmaktaydı. 1961 yazına gelindiğinde John ve Brain yüzerken boğularak ölmüştür. Ancak cesetleri hiçbir zaman bulunamamıştır günümüzde kasaba mezarlığında bulunan mezarları ise sadece mezar taşından ibarettir. Peter ise tek başına trans yaşamaya devam etmiş bir süre sonra hastaneye yatırılmıştır.. Son hastaneye yatışında girdiği bir transta kasabada üçgen demir bir maske takan iri yarı bir adam gördüğünü bu adamın onu öldürmek istediğini, onu kasabanın okulunda, hastanede, parkta kovaladığını söylemiş.

Ve eğer transtayken başına bir şey gelirse gerçek hayatta da öleceğini doktorlara anlatmıştır. Doktorlar ise bu adamdan nasıl kurtulduğunu sorduklarında Peter’in cevabı Aziz Mary kilisesine sığındığı bu adamın içeriye giremediği şeklinde olmuştur. Peter’in akibeti hakkında başkaca bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak kasaba mezarlığında Peter’in bir mezarı da yoktur. Günümüzde Centralia’ya giden araştırmacılar bu ağacın önünde mutlaka bir fotoğraf çekinmeyi adet haline getirmiştir. Ve 3 arkadaşın baş harfleri halen ağacın üzerinde durmaktadır. 3 arkadaş ayrıca Carolina Watson’unda sınıf arkadaşıdır.sh3
1962 yılı mayıs ayında birikmiş çöpler yakılırken kömür madenlerinden bir tanesine nasıl olduğu günümüzde halen bilinmeyen bir ateş sıçradı ve bu ateş dev bir yer altı yangınını başlattı. Karbon Monoksit, Kükürt dioksit ve metandan oluşan ölümcül bir karışım toprağı ve yolları yararak yer yüzüne çıkmaya başladı. kasaba duman ve kül yağmurunun altında kaldı. 1979 yılında bir çatlakta yapılan ölçümde 180 derece ısı görülmüştür. Amerikan Maden Odası verilerine göre yer altında 250 yıl daha yangını devam ettirebilecek kadar kömür rezervi bulunmaktadır.

David DeKok 1986’da kasaba hakkinda sunlari söylemişti: “Orası hiç kimsenin yaşayamayacağı bir yer. Merkür’den daha sıcak, havası Satürn’ünkinden daha zehirli. Alevlerin merkezinde sıcaklik bin dereceyi (Fahrenayt) geçiyor. Ölümcül karbon monoksit bulutları ve taşların arasından sızan diğer gazlardan bahsetmiyorum bile”

Yangının başlamasıyla kasaba sakinlerinin büyük kısmı ölmüş, bir çoğu ise başka kasabalara göç etmiştir. O tarihten beri kasabayı araştırmak için veya sadece meraktan gezmek için giden toplam 329 kişiden bir daha asla haber alınamamış ve cesetleri dahi bulunamamıştır. 1992 Yılında Amerikan hükümetince kasaba kayıtlardan çıkartılmış, posta kodu silinmiş, kasaba ile ilgili televizyonlara yayın yasağı getirilmiş. Ve tüm bilgi belge ve raporlara mahkeme kararı olmadan erişilmesi yasaklanmıştır.
Ayrıca Pensilvanya’dan çıkarak kasabaya kadar ulaşan 61 nolu ana yol açık olmasına rağmen yol haritalarından kaldırılmıştır. Kasabaya yaklaştıkça 61 nolu otoyolun kenarındaki çatlaklarda halen dumanlar çıkmaktadır. Günümüzde kasabada tahrip olmamış yer yok denecek kadar az olsada ilginç şekilde 1911 yılında kasabaya inşa edilen Aziz Mary kilisesi ve 4 ayrı kasaba mezarlığı iyi durumdadır. Centralia bugün de halen için için yanmaya kül ve sisin arasında sırlarını saklamaya devam etmektedir.

banner

CEVAP VER

*