s-400 hava savunma sistemleri eskimeye başlamış olsa da halen dünyanın en gelişmişleri arasında. Türkiye içinse S-400lere sahip olmak tüm dünya ülkeleri için olan öneminden 2 kat daha fazla. Ancak yazık ki Türk kamuoyu bunun sebebinin farkında değil. Ülkemizin hava sahasının güvenliği F-16lar ve F4ler tarafından sağlanmaktadır. Birde kısa menzilli hava savunma sistemimiz hisar Cumhurbaşkanlığı gibi özel önem arz eden stratejik yerlerde konumludur. S-400 lerin ülkemiz için önemini tam manasıyla kavramak için biraz geçmişe gitmeliyiz.

Yunanistan ile Türkiye arasında Figen Akat isimli Türk bandıralı bir geminin Kardak Kayalıkları’nda karaya oturması sonucu Türk ve Yunan kurtarma ekipleri arasında çıkan anlaşmazlık sonucu kardak krizi patlak verdi. Küresel güçler Kardak kayalıklarını Yunanistan’a vermemiz noktasında uluslararası baskı oluşturarak ard arda notalar verdi. Dönemin başbakanı Tansu Çiller Türkiye’nin verecek tek bir çakıl taşı yoktur. Diyerek masaya tekmeyi vurdu. Akabinde Türk sat komandoları riskli bir harekatla kayalıklara bayrak astı. İki ülke savaşın eşiğindeydi. Sonraları Türkiye’yle boy ölçüşemeyeceğini anlayan Yunanistan geri adım atınca olaylar yatıştı. Yunan genel kurmayı savaşa hazırdı ancak Yunan siyasetçiler bunun felaket olacağının farkına vardı. Yine de olaylardan sonra basına düşen Yunan savaş planı Türkiye’de büyük bir rahatsızlık yarattı. Başta Yunanistan olmak üzere tüm komşularımızda kısa ve orta menzilli karadan karaya füze sistemleri bulunuyor. Yunanistan hava savunmasından mahrum Türkiye’nin Ege ve Marmara’da bulunan önemli askeri tesislerini füzelerle vurmayı planlamıştı. Akabinde Türkiye Nato ve Amerika nezdinde Patriot hava savunma sistemlerini satın almak için girişimlerde bulunmaya başladı. Ancak hiç kimse Türkiye’ye patriot satmaya yanaşmadı. Son yıllardaysa Akdeniz’de ki sondaj çalışmaları ve Suriye meselesi ile bölgeye yığılan çeşitli askeri güçlerle birlikte riskler daha da artınca Türkiye ne pahasına olursa olsun bir hava savunma sistemine sahip olmak için kolları sıvadı. Önce Fransa ile görüştü istediği zemini bulamayınca Rusya’ya yöneldi. Başta Rusya Türkiye’nin şartlarını kabul etmedi sadece S-400 satacağını söyledi. Türkiye’nin Rusya’dan talebi ise 2 adet s400 bataryası ve yeni nesil Rus hava savunma sisteminin ortak geliştirilerek teknolojisinin Türkiye’ye transfer edilmesiydi. Amerika’ysa durumun ciddiyetini kavrayınca patriotlar için Türkiye umut vererek oyalama taktiğine yöneldi. Çin’se teknoloji transferiyle birlikte HQ9 Hava savunma sistemlerini Türkiye’ye satmayı teklif etti. Elbette o tarihte Ruslar Amerika’lıların oyalama taktiği yaptığını bilmiyordu. Çininde yaptığı açıklama ile kuşu kafesten kaçırmamak için ikinci görüşmede Türkiye’nin tüm isteklerini kabul ederek anlaşma sağladı.

Rusya’nın doğal rakibi Amerika ve Nato söz konusu olduğunda Türkiye bazen bir aracı bazen de bir müttefik oluyor Rusya için. 2 tane s400 bataryası için anlaşma sağlandığını bataryaların Ankara ve İstanbul’da konuşlandırılacağını açıklamamızın ardından deyim yerindeyse Amerika küçük kıyameti koparttı. Gerekçesi ise Nato üyesi olan Türkiye’nin bu sistemleri uyumlu çalıştıramayacağı ve askeri casusluk yaşanacağıydı. Oysa Yunanistan hali hazırda uzun yıllardır Rus s 300 hava savunma sistemini kullanmaktaydı ve Yunanistan’da nihayetin de bir nato üyesi. Aslında aldığımız 2 hava savunma sistemi Türkiye’nin ihtiyacının çok küçük bir kısmını karşılıyor. Türkiye için daha önemli olan nokta teknolojinin transfer edilerek yakın tarihlerde yerli hava üretim sistemlerinin üretimine başlanabilecek olması. Amerika F-35 lerle başlattığı tehditler silsilesini, Döviz kuru ve Suriye’de ki terör örgütlerine verilen desteklerle günden güne arttırıyor. Esas karın ağrısı ise bambaşka. Akdenizde hali hazırda karışık olan bir durum var. Suriye’de ise farklı guruplar üzerinden Rusya ve İranla karşı karşıya. Bölgede yerleşik en büyük güç üse Türkiye. Amerika’nın konvansiyonel askeri gücü Gemilerden fırlatılan füzelere ve savaş uçaklarına dayalı. Türkiyenin gelişmiş hava savunma sistemlerine sahip olması demek; Amerika’nın orta doğu ve Akdeniz’de Türkiye’den destur almadan hiçbir askeri operasyona girememesi demek oluyor. İşte bu yüzdende elinden gelen her türlü çirkefliği yapıyor.

CEVAP VER

*