1947 Temmuzunda Roswell New Mexico’da orman servisi için kurtarış pilotluğu yapan Kenneth Arnold, 25 Haziran’da kayıp bir uçağı Washington Eyaleti’ndeki Cascade Dağları üzerinde aramaya çıkışmıştır.

Bu uçuş esnasında tahminine göre dört metre yükseklikte, saatte 22.000 km hızla giden dokuz tane disk şeklinde uçan daire gördüğünü bildirmiştir. Telsizden bu bildirim yapıldığı sıralarda Bir başka kasaba sakini Roswell kasabası şerifi, Binbaşı Marcel‘e anlam verilemeyen bir cismin bir çiftlik arazisine düştüğünü ihbar ediyordu. Binbaşı Marcel emrinde ki bölük ile beraber cismin düştüğü çiftliğe giderek anlam verilemeyen cisim etrafına güvenlik kordonu çekti askeri yetkililere bilgi verdi. Bölgeye gelen özel bir askeri birlik tüm parçaları toplayarak 51. Bölgeye götürdü. Amerikan ordusu Roswell Günlük Gazetesi haberini ilk başta doğrulamış hatta enkaz kaldırma çalışmalarında görev yapan Yüzbaşı David Moore gazeteye bir röpörtaj vererek Bu kazayı insanlık tarihi için bir dönüm noktası olarak nitelemiş ilk defa dünya dışı zeki yaşamla Amerikan Ordusu tarafından bağlantı kurulduğunu gururla anlatmıştır. Amerikan ordusu kısa bir süre sonra yalanlamada bulunarak haberin gerçek dışı olduğunu söyledi. Gökten düşen cismin UFO değil meteoroloji balonu olduğu belirtilmiş ve bütün parçalar eksiksiz olarak 51. Bölge’ye inceleme amaçlı taşındığını Kazada can kaybı yaşanmadığını belirten bir kamuoyu açıklaması yapmıştır. Bu açıklamadan yaklaşık 1 hafta sonra yapılan ikinci bir açıklamada ise Yüzbaşı David Moore’un akli dengesinin yerinde olmadığı savunularak görevden ihraç edildiği bildirilmiştir. Oysa Yüz başının daha evvel hiçbir sağlık sorunu kaydı bulunmamaktadır.

O tarih den sonra Roswell kasabası halkı tarafından anlam veremedikleri cisimler gördüklerine dair sayısız ihbar rapor edilmiştir. Yaşanan bu UFO kazasından beri, ordunun tam olarak neyle karşılaştığıyla ilgili sayısız teori ileri sürüldü. Disk şeklindeki bir nesnenin Roswell kasabası yakınların-da düşmesinden sonra enkazdan uzaylıların kurtarıldığına dair pek çok söylem ve iddia ortaya atıldı. Şu ana kadar bu iddiaları ispat edecek nitelikte ki tek delil Amerikalı eski bir askeri yetkilinin, seneler önce ABD’nin New Mexico eyaletindeki Roswell askeri üssü yakınlarına düşen cismin içinde uzaylı cesetleri de bulunan bir UFO olduğunu ve bunların Amerikan ordusu tarafından gizlendiğini ölüm döşeğinde itiraf etmesiyle ortaya çıkmıştı. O dönemde üssün halkla ilişkiler subayı olan ve 2008 yılında ölen Teğmen Walter Haut, ölümünden sonra açılmak üzere yazdığı mektupta, ABD ordusunun birçok teknolojiyi bu kazada ele geçen dünya dışı uzay mekiğinden aldığını ve bazı uzaylıların da enkazdan yaralı olarak kurtarıldığını öne sürdü. Mektubun yanında az sonra izleyeceğiniz birde kısa film vardı. Başlarda filmin montaj olduğu iddia edilmiş bunun üzerine Alman ZDF televizyonu labaratuarlarında incelemeyi gönderilmiştir. Labaratuarda yapılan detaylı incelemeler sonucunda hazırlanan raporda filmin 1947 senesinde kaydedildiği ve üzerinde kesinlikle hiçbir oynama yapılmadığı açıkça ifade edilmiştir.

Raporun yayınlanmasının ardından 1 hafta kadar sonra sebebi bilinmeksizin ZDF raporu kaldırmış ve incelemeyi kayıtlarından silmiştir. Kendilerine bunun neden yapıldığı sorusu yöneltildiğinde ise Kurumsal prensip olarak bu soruya cevap vermeyeceklerini muhataplarına bildirmişlerdir. İnsanlığın ileri evrensel canlılar tarafından ziyaret edildiği fikri uzun süredir bir olasılık olarak düşünülmüştür. Bununla birlikte, tüm gelişmiş ekipmanlarımız, uydularımız, teleskoplarımız ve alanındaki uzmanlarımız, yani insanlık hala uzaylı yaşamına dair delil bulma konusun da resmi olarak başarısız oldu. Toplumumuz, geçmişte dünya dışı canlılar tarafından ziyaret edildiğini düşünen insanlar ve evrende tek akıllı tür olduğumuzu düşünüp, bu fikre kesinlikle katılmayanlar olarak bölünmüştür. Ancak, nasıl emin olabiliyoruz? Yapamayız, değil mi? İnsanlığın uzun tarihi boyunca baktığımızda, dünyanın dört bir yanındaki eski uygarlıklar, tanık oldukları sayısız yollarla açıklanamayan bir fenomen kaydetti. Pek çok kişi, atalarımızın tasvirlerinin günümüz ufo raporlarının açıklamasına mükemmel şekilde uyduğunu kabul eder. UFO fenomeni son yıllarda popüler olmasına rağmen gerçek şu ki, açıklanamayan uçan nesnelerin raporları, hayal ettiğinizden çok daha eskilere dayanıyor. Evrendeki tek yaşam biçiminin bizler olamayacağı fikri, yüzyıllar boyu sadece bilim adamlarının değil filozofların, tarihçilerin ve diğer uzmanların hayal ve ilgisini çekmiştir.

İtalyan keşiş, filozof, matematikçi, şair ve kozmoloji teorisyeni Giordano Bruno, evrenin aslında sonsuz olduğunu ve “merkez” inde hiçbir gökcismi bulunamayacağını söyleyerek o dönem için son derece radikal bir teori ortaya atmıştır. Brunoya göre; Sayısız güneş var ve sayısız dünyanın hepsi güneşlerimizin etrafında, sistemimizin yedi gezegeni ile aynı şekilde dönüyorlar. Sadece güneşi görürüz çünkü en büyük kütleye sahiptir ve aydınlıktır, ancak gezegenlerin kütlesi daha ufak ve göreceli olarak çok daha karanlıktır bu yüzden görünmez kalırlar. Evrendeki sayısız dünya, Dünya’mızdan daha az yerleşim görmemiştir. Çünkü kendi dünyamız kadar büyüleyici, belki de daha fazla olan ve aynı derecede güneşin meyve veren ışınlarının keyfini çıkaran ve bizim gibi hâlâ var olan, içinde yaşam olmayan benzer veya daha mükemmel nüfusa sahip olmayanları yok saymak tamamen mantıksız ve aptalcadır Giordano Bruno inancından dolayı 1600’da Roma Campo de Fiori’de kazıkta yakıldı. Ancak tarihin daha eski dönemlerinde, atalarımızın açıklayamadığı şeyleri gördüğüne dair kanıtlar var. Teokratik kurumlar bu olayları mucizevi, ilahi ve yaratıcı Tanrıların kanıtı olarak kategorize etmeyi tercih ediyor: Eski Sümerler, Mayalar, Aztekler, Incalar, gibi bir çok eski medeniyette dünya dışı yaşama dair belirgin izler bulunmakta.

Pek çok yazar galaksi başına en az 1 akıllı uygarlık olduğunu söylemenin son derece makul olduğunu kabul eder. Samanyolun da en az yüz milyar galaksi var. Ufak bir matematik fırtınası ile olasılığın ne denli kuvvetli olduğunu görebiliriz. UFO uzmanları ve paranormal araştırmacılar, yıllar boyunca Dünya’nın ziyaret edildiğini kabul ediyor ve bu iddiayı destekleyen birçok tarihsel kanıt sunuyorlar. Günümüz de gelişen modern teknoloji ile pek çok kişi tarafından ufolara ait olduğu iddia edilen videolar kanıt olarak ortaya atılıyorsa da yapılan incelemelerden sonra pek çoğunun sahte olduğu anlaşılıyor. Roswell, New Mexico’daki UFO kazasından günümüze kadar sorulup duran bir çok soru var Gerçek bir ufo muydu? Uzaylı cesetleri keşfettiler mi? her şey Hükümet tarafından örtbas mı edildi? Bu sorular yaklaşık 70 yıldır yanıtsız olarak kaldı. Roswell kazası, popüler kültürde de yıllardır ağırlığını korudu gerek bilim kurgu filmleri, gerek araştırma şovları defalarca bu konuyu işledi hakkında bir çok belgesel çekildi. Bazıları gerçek bir ufo olduğuna kesin olarak inanırken, diğerleri ise 4 Temmuz 1947’de çarpan nesnenin bir hava balonu oldu-ğuna ikna oldu. UFO Kazaları Tarihine göre, Roswell’in doğusundaki canlı görgü tanıklarından William Woody, 4 Temmuz 1947 gecesi yere doğru parlak bir cismin daldığını gördüğünde babasıyla beraber evinin dışında olduğunu hatırladığını söyledi. Yine sızan bir başka görüntüde de Roswell kazasında enkazdan yaralı kurtarılan uzaylılara 51. Bölgede yapılan testlerin kayıt edildiği iddia edilmekte ancak bu videonun gerçekliğine dair her han gibi bir test yapılmamıştır.

CEVAP VER

*