Sahilde yürüyorum kulağımda kulaklık yanımdan birileri sesleniyor. Eski oturduğum semt ten bir arkadaş lakabı Pişkin. Eba diye yırtıyor bir tarafını. Üç-dört delikanlı oturmuşlar Burger King te tıkınıyorlar. Diğerlerinin yüzüne bile bakmıyorum Pişkin’e sarılıyorum. “Gel” diyor “bir şeyler içiyoruz, sende katıl bize.” Katılıyorum onlara bir sandalye çekiliyor oturuyorum.

1499592_256949187815374_1448040351_n

– Neler yapıyorsun?” diyor Pişkin.
– Hiç ev iş-iş ev işte” (klasik cevap)
– Nereden geliyordun?
– Sevgilimle kavga ettim yürüyüşe çıktım.
– Ahaha o da güzel. Sevgiliye kızıp yürüyüşe çıkmak. İşe yarıyor mu bari?
– Bende yarıyor yürürken bildiğim tüm küfürleri denize fırlatıyorum, rahatlıyorum işte.
– Sorun ne?
– Çıldırmış olmalı, insan sırf koluna taktığın saat çok yakışıyor diye sevgilisine çıkar o saati der mi?
– O kadar mı?
– Valla bu kadar değil. Annemle dışarı çıkınca bile, “gez sen annenle bana vakit ayırma” diyor.
– Yuh
– Yuh ya bu kadarla da kalmıyor ama neyse salla gitsin konuşmak istemiyorum. Eee mahallede ne var ne yok? Kimseler kalmadı herhalde değil mi?
– Ya evet, dağıldık be Eba. Sen görüyor musun birilerini?
– Yok bir tek benim üst kattaki Güzide ile Metalci Işık ile karşılaştım Facebook ta. Onlarla arada bir yazışıyoruz. Çorlu ya gidersem Güzide ile görüşüyorum. Işık, Kıbrıs tan gelirse beni görüyor. Böyle de çarpık bir ilişkimiz var. Kim nereye giderse birini görüyor.
– Sahi ne yapıyor Işık? Hala Metalci mi takılıyor?
– Valla iyi ne yapsın ikinci evliliğini yapmış. İkisinden de birer çocuğu var. Hayalimin mesleğini yapıyor, İç Mimar olmuş piç.
– Vay be o serseri de adam oldu ya!
– Valla olmuş bir şeyler işte.
– Siz bayağı çıktınız değil mi onunla?
– Ya evet, çok çıktık. Ama merdivenleri, biliyorsun beşinci katta oturuyordu. Ula on bir ay çıktık veletle, on bir sefer anca gördüm yüzünü. Onun gözü en yakın arkadaşım Şahika da idi.
– Eh be Eba sen de onca yakışıklının arasından bula bula Işık’ı buldun yani. Uyarmaya çalıştık seni ama çok ta tanımıyorduk ilk geldiğinde böyle tiki falan takılıyordun. Yoksa şimdiki gibi olsak ben hayatta izin vermezdim.
– Olsun be Pişkin, yaşandı bitti. Bazı yaşanmışlıklar tecrübe katıyor bize, daha temkinli oluyoruz. Ama Bünyamin ile çıkmadığıma pişmanım valla. Ula ne hoş çocuktu o, hem yakışıklı hem de düzgün böyle sessiz sakin vur kafasına al lokmasını falan. Sahi o neler yapıyor? Görüyorsundur.
– Eba Bünyamin karşında oturuyor. Tanımadın sen onu, ben de ne zaman fark edeceksin diye susuyordum.

Bu an bittiğim an ama keşke bitse daha bitmedi. Çocuğu süzüyorum, o Bünyamin nerede? Şu an karşımdaki Bünyamin nerede?

– Aaa Bünyamin, ne olmuş sana böyle? Valla tanımadım, şişko olmuşsun sen, üstelik saçların da dökülmüş. Ay ben iyi ki çıkmamışım seninle, hayatımın utancı olurdun.

Deyiveriyorum, Allah’ım beni yarattın ama bu dilime bir parça kas neden yerleştirmedin? Arada bir içeri sokardım. Yer yarılsın gireyim içine, çıkmayayım oradan…

banner

CEVAP VER

*