Vampir kültürü Babil’den kalan örneklere dayanır ve yüzyıllar boyunca değişimini inceleyen kapsamlı folklorik tarihsel araştırmalara konu teşkil eder. Kan emme ve öldükten sonra dirilme efsaneleri Ortaçağ’da fazlaca yayılmıştır. Vampir varlığına inanan bilim insanları vampirlerin kendilerince belirlenen özelliklerini şöyle özetler ;

Acıyı en az düzeyde hissederler,

Vücutlarında özelliklede yüzlerinde çürüğe dayalı hafif çukurluklar ve izler bulunur,

Göz renkleri sürekli değişim içindedir ve iki göz asla aynı renkte bulunmaz.

Beklenmedik zamanda, fark edemeyeceğiniz kadar hızlı ve bir o kadarda güçlü tepkiler verebilirler.

Ten ısıları sürekli değişiklik içindedir.genellikle soğuktur.

Gün ışığından etkilenmezler ama popüler kültürde tam tersi bir etki yaratılmıştır .

Düşünce okuyabilirler bu nedenle onlara karşı koymak imkânsız gibidir.

Zekalarını ve güçlerini asla bir kitlenin anlayacağı bir şekilde dışarıya vurmazlar.

Bahsedildiği gibi köpek dişleri kurbanlarının boyun damarlarını ısırmak için  ilgi çekici büyüklüktedir.

Osmanlının son dönemlerinde de korkunç bir vampir vakası vuku bulmuştur. Büyükada da yaşanan bu olayın bazı kanıtları hala Atina’daki Saray Müzesinde sergilenmektedir. Yıl 1805 Osmanlı Devleti’nin başında III Selim var. Avrupa’da Napolyon bonapardın orduları hızla ilerlerken Osmanlı Devleti de Rus Çarlığı Desteğinde ki İngiltere ile savaş halindedir.  Osmanlı ülkesi Müslüman teba için ne kadar çekilmez haldeyse gayri müslim teba için o denli güzeldir. Şöyle ki imparatorlukta askere sadece Müslümanlar alınmakta oluşan piyasa boşluğunda ise ticaret Yahudi, ermeni ve rum asıllı Osmanlı vatandaşlarının eline bırakılmaktaydı. 1805 Yılının ağustosunda Prens takım adalarının en büyüğü olan büyük ada da zengin bir kuyumcu eşrafının çocuğu olan  yorgo çocukluk arkadaşı manolis ile sandalla yüzmek için açılırlar. Sanal durmadan kıyıdaki  kayalıklara atlayan manolis başını kayaya çarpar ve beyin kanaması geçirerek ölür. Aradan bir süre  geçtikten sonra Yorgo bir gece yarası manolisi büyük ahşap evlerinin bahçesinde gördüğünü iddia eder fakat bu sözü dikkate alınmaz. Bir süre sonra ada sakinleri ahırlarında bulunan hayvanlarını boğazları parçalanmış olarak bulmaya başlar. Bunun sebebi vahşi bir hayvan olabileceği düşünülür, fakat bu tür bir eylemi gerçekleştirecek kadar büyük bir hayvan büyükada da  yaşamamaktadır. Olayı seyreden birkaç ay içerisinde adada ikisi kadın 3 genç ortadan kaybolur, ada sakinleri arasında kızların İstanbul da Müslüman sevdikleri olduğu ve onlara  sandalla kaçtıkları söylentisi yayılır. Ancak çok geçmeden bunun böyle olmadığı anlaşılır. Ada sakinlerince bugünkü rum yetimhanesi civarındaki ormanlarda zaman zaman gençler görülür.  Bunun üzerine gençleri aramak için 15 – 20 kişilik bir grup oluşturulur. Ormanlar tarumar edilir gençlere ait elbise parçaları ayakkabılar bulunsa da ölü yada diri kimseye rastlayamazlar. Ardından geçen günlerde adanın nisbeten daha tenhalık bir kısmında oturan yaşlı bir çift boğazları parçalanmış halde bulunur. Bu olay Ada’da büyük bir infial başlatır. Adalılar dönemin önde gelen ortadoks din adamından bir açıklama yapmasını bu olayın ne olduğunu ve nasıl durdurulacağını insanlara anlatmasını ister. Görevli vaizse konuyu Yunanistan’daki yüksek Ortodoks kilisesine danışacağını söyleyerek zaman ister. Vaiz Yunanistan’a gönderdiği mektupta tüm detayları açıkça anlatır fakat bu arada aynı şekilde iki kişinin daha cesedi bulunur ada’da Yunanistan’a ulaşan mektup dikkatle incelenir konunun bir vampir olayı olduğu düşünülür ve vampirlere karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlatan detaylı bir mektup ve bir vampir kiti gönderilerek vaize cevap verilir. Vampir Öldürme kitleri 18. yy başlarında özellikle Doğu Avrupa ve Karpatlar da yaygın olarak kullanılmıştı. O dönemde özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde bir vampir istilası olduğu söylentileri yaygın olduğu için özellikle bunun  için seyahat eden vampir avcıları için üretilmiş nadir bir kitti. İçinde olan silahlar , kutsal ürünler ve kitaplar bir vampiri tanımlamak ve onu yok etmek için yeterli ürünlerdi. Peki nedir bunlar ve ne işe yararlar  “

  • Ahşap kazıklar ve tokmak: Bu kitlerin beklide olmazsa olmazı ve en önemli parçasını ahşap kazıklar ve tokmaklar oluşturur, kazığın yapıldığı ağaç, bazı kültürlerde farklılık gösterirken , bazende etkisini arttırmak için kazığın sivri ucuna sarımsak solüsyonu sürülür yada gümüş başlık çakılırdı. Bazende haç formunda hazırlanırdı. Basit bir işlem gibi görülse de aslında iki büyük göğüs kemiğinin arasına ya da birden fazla kaburganın kırılması ile kalbin içinde bir delik açılmasıyla işlem son buluyordu. Çok kanlı olan bu işlem aslında vampir öldürme ritüelindeki bitiş noktasıydı.
  • Gümüş bıçak yada gümüş mermiler: Aynı zamanda kurtadam ritüellerinde de kullanılan bu iki nesne. Vampirleri yaralamak ve onları güçsüz düşürüp öldürmek için atılan ilk adımdı. Fakat kullanılan gümüşün saf ve katkısız olması gerekliydi.
  • Haç: Vampir olduğundan kuşkulanan kişilere gösterilip tepkilerine göre anlamak ve onları uzak tutmak için kullanılırdı. Fakat çok güçlü vampirler karşısında işe yaramadığı söylenirdi.
  • Kutsal Kitap: Vampirleri uzak tutup onların içindeki kötü ruhu savmak ve rahatsız edip ,güçsüz düşürmek için kutsal pasajlar okunmak için kullanılırdı.
  • vampir şişeleri: Bu şişelerin içinde vampir avında kullanılan ve onu güçsüz düşürecek bazı tozlar ve kanlar bulunurdu, bunlar
  1. Kükürt
  2. Kutsal Su
  3. Sarımsak tozu
  4. Vampir Kanı
  5. Ölü Kanı
  6. Kurtboğan Çiçeği Tozu
  7. Gümüş Tozu
  8. Vampir Külü

– Büyük pala yada hançer: Öldürülen vampirlerin bazen geri dönmesini önlemek için kafasını kesmek için kullanılırdı. Vaiz mektubu ve kiti aldıktan sonra durumu tüm gerçekliği ile ada halkına anlatmanın 

onları korkutup adadan kaçıracağını ve adanın tamamen Türkler’e kalacağını düşünerek mektuptaki bilgileri sadece belli başlı kişilerle paylaşmaya karar verir. Ada’nın güçlü kuvvetli gençlerin den bir ekip kurulur. Ormanlar yeniden aranıp taranmaya başlar günler süren aramalar sonucu yine bir netice alınamaz. Bir süre sonra Pazar ayininden evine dönerken kestirme yolu kullanmak isteyen bir adam ormandaki patika yola sapar ve saldırıya uğrar. Saldıran kişi ise Manolis’tir orada devriye gezmekte olan Osmanlı zaptiyesi ve yetişen diğer halkında yardımı ile güçlükle elleri ayakları bağlanarak ada karakolunda nezarethaneye konulur. Bu arada Manolisin hortladığına dair adada söylenceler başlar. Osmanlı Devleti savaş halinde olduğu için adada görevli sadece iki zaptiye vardır onlarda ne yapacaklarına karar veremeyerek durumu istanbuldaki Zaptiye amirine bildirirler zaptiye amiri daha önce istanbul’da ada hakkında bazı dedikodular duymuştur fakat resmi kaynaklardan gelen bu rapora hayret eder ve durumu dönemin  şeyhülislamı  Zenbilli Ali Efendiye bildirir bu sırada Manolis nezaretin küçük demir penceresini parçalayarak kaçar. Vaiz önderliğindeki ada halkı ada mezarlığına giderek Manolisin mezarını açarlar ancak Manolisin tabutunun boş olduğunu görürler tabutun parçaları eski bir roma geleneği uyarınca , vampirin yaşarken ait olduğu aileye musallat olmaması için Manolisin babası tarafından evlerinin kapısının üzerine çakılır. Günümüz de Karadağ sokakta bulunan bu ev restore edilerek boyanmış olmasına rağmen tabutun parçaları halen görülebilmektedir. Manolis ve diğer gençlerin ise vaiz ve ekibi tarafında bulunup öldürüldüğü düşünülmekte olsa da bu konuya dair bir bilgi veya belgeye rastlanamamıştır. Konu ile ilgili daha başka bir bilgi bulunmaz ve tarihin gizemli tozlu raflarına kaldırılır.

CEVAP VER

*