Hayalet gemiler hakkında tüm dünyada yaşanmış olaylar bugün bile merak edilmektedir. Denizlerde anlamsızca kaybolan sonrasında bir anda ortaya çıkan bu araçlar kafaları karıştırmaktadır. Osmanlı Devletinde’de böyle bir olay yaşandığını hatta tüm resmi kayıtlarla da doğrulandığını biliyor muydunuz?

Günümüz modern teknolojisi ile dahi gizemli okyanusların henüz sadece %10’u keşfedilebilmiştir. İnsanoğlu deniz yolculuklarını yapmaya başladığı tarihin en eski zamanlarından beri okyanuslarda yaşanan değişik cihette ki türlü gizemli olay anlatılagelmiştir. Hayalet gemi olgusu ise bu gizemlerin ancak ufak bir kısmını teşkil eder. Yaşanmış gizemli gemi olaylarının şüphesiz en ünlüleri Mary Celeste ve queen merdan gemileri olaylarıdır. Bu konuları merak edenler internette detaylı bilgi bulabilirler. Bizim tarihimizdeyse incelense dünyada bunlardan daha fazla ses getirecek bir hayalet gemi vakası vardır ki bahse konu gemiler kayıpken bizimkisi başı boş şekilde 8 yıl sonra karaköy açıklarında kalakalmıştır. Kült TV’ye abone olarak araştıran insanlar topluluğunda ki yerinizi aldıysanız Osmanlının Hayalet gemisi Garabetin resmi belgelere giren hikayesini inceliyoruz.

1850’lerden itibaren Alman kamuoyunda nordiklere büyük bir ilgi başladı. Bunun sonucu olarak Alman arkeologlar Viking kültürünü araştırmaya iskandinavyada kazılar yapmaya başladılar. Araştırmalar neticesinde bir çok lahit bulundu bunların Danimarka’dan almanya’ya nakledilmesi için bir gemiye ihtiyaç vardı. Bu sebeple 1898 senesinde Alman tersanelerin 32 metrelik Bety isimli gemi yapıldı. 1 Yıl boyunca almanlar bu gemi ile tüm iskandinavyadan Danimarka limanlarına topladıkları lahit ve Viking kalıntılarını baltık denizinden Almanya’ya taşıdılar.

Limanda ki denizciler ve gümrük memurları arasında geminin adı mezar taşıyıcı olarak anılıyordu. Yine bu dönemlerde Osmanlı vatandaşlığı almış zengin bir Yahudi ailesi olan komadolar deniz taşımacılığı için kurdukları şirkete gemi arıyorlardı. Komado ailesi Osmanlının son dönemlerinde geniş yer tutan ve müstakil video konusu olabilecek esrarengiz bir aile günümüz Alarko holding’inin kökeni olduğu iddia edilmektedir. Kamondo Ailesi İstanbul’da yaşamış olan Sefarad Yahudilerinden bankacı bir aileydi. İstanbul’un, modernleşmesinde çok önemli katkıları olan bir aile olan Kamondo Ailesi İspanya’daki engizisyondan kaçarak ilk önce Venedik’e, ardından İstanbul’a gelmiş, ve sonra Paris’e yerleşmiş son fertleri II. Dünya Savaşı sırasında Alman toplama kampları’nda yok edilmişlerdir. Doğu’nun Rothschild’leri diye anılırlar. İşte bu aile o dönem kurdukları denizcilik firması için Avrupa çapında satın almak üzere gemi arıyorlardı. İstanbul limanlarında uzun mesafeler gidebilen yerli sermaye gemisi yoktu. Örneğin yeni dünya’ya yani amerikaya bir malzeme yollanacağı zaman İtalya ve fransada ki firmalardan gemi talep ediliyor aylar sonra müsait bir gemi olduğunda İstanbul’a gönderilip nakliye işlemi gerçekleştiriliyordu. Aile bu açığı fark etti ve Betty isimli Alman nakliye gemisini satın alarak istanbula getirdi. İsmi de lahit taşıdığı ve hakkında karanlık söylentiler bulunduğu için  Garabet konuldu. Bahriye nazırlığı kayıtlarına göre garabet ilk sevkiyatını Karaköyden Romanyanın constanta limanına arpa taşıyarak yaptı. 11. Radu Soylu roman ailelerinden bir roman düküydü. Meşhur 3. Vlad tepeş nam-ı diğer drakulanın soyundan geliyor ve mirasçılarından bir tanesi arasında yer alıyordu. Uzun yıllar romanya satumare’de bulunan şatosunda bölgeye hükmetmiş yerel yönetimde söz sahibi ayrıca halk arasında adı büyücüye çıkmış karanlık bir isimdi.

Bölgede gaddarlığı ve zorbalığı ile nam salmış bir sadistti. Zeki birisiydi zekasını ise yeni işkence aletleri geliştirmek için kullanıyor sonrada bunları köylüler üzerinde test ediyordu. 11. Radu’nun İspanya’da güçlü bağlantıları vardı ve Amerika’ya yerleşmek niyetindeydi. Bu sebeple eşyalarının ve servetinin nakledilmesi amacı ile Kamondo ailesi ile anlaştı. Bu lanetli mirası taşıyacak gemi kaderin bir cilvesi olarak Garabetti. Grabete ilk seferinde Reis oğlu şükre bey kaptanlık etmiş ancak böylesine uzun yolculuklarda tecrübesi olmayan kaptan yerine İtalya’dan Salvatore sante kaptan olarak getirilmişti. Kısa bir hazırlığın ardından gemi önce karadenize açılarak tekrar constanta limanına hareket ederekn 11. Radunun kargolarını aldı. Akabinde İstanbul karaköy limanına geri döndü. İstanbulda iki gün kaldıktan sonra Osmanlı bahriye nazırlığının kayıtlarına göre 10 kasım 1900 senesinde yeni dünya amerika’ya doğru yelken açtı. Şu anda ekran gördüğünüz garabet gemisine ait olan ilk ve tek fotoğraftır. Garabet’in 10 kasımda Marmara denizine açılmasının ardından sırasıyla egeyi geçecek sonra akdenize açılacak sonra ispanya’nın Malaga limanında ikmal yaparak kuzey atlas okyanusunu aşacak ve amerika’nın Georgia limanında yükünü boşaltacaktı. Bu yolculuğun toplam 6 ay sürmesi planlanıyordu. İnternette bu konu ile alakalı bir kaynak yok bu sebeple Osmanlı arşivlerinde araştırma yaparken Gizemler Ve Bilinmeyenler kanalının sahibi kadim dostum Alper Erdem’in yardımını istedim. Oda arşivlerde öyle şeyler buldu ki bu bulduklarını sizlerle onun paylaşmasının daha doğru olacağını düşündüm. Tüm soru görüş ve önerileriniz için bana instagram’dan ulaşabileceğinizi unutmayın. Şimdi Garabette yaşananları öğrenmek için sözü Alper ERDEM’e bırakıyorum.

CEVAP VER

*