Shipton ana İngiltere’nin en ünlü kadın kahindir. Çağdaş Nostradamus’tur. Bu kadın kaderi öngörebilme yeteneğine sahipti.

Demir gemilerin davetini, Londra’da 1666 yılında gerçekleşen büyük yangını, İspanyol donanmasının yenilişini ve hatta dünyanın sonunu bile öngörebiliyordu.
Shipton Ana Ursila Sontheil Henry VII saltanatı zamanında 1488’de doğmuştur. Ailesi hakkında çok az bilgi vardır. Efsaneye göre, Knaresborough’da Nidd nehrin de şiddetli bir fırtınada bir mağaranın içinde doğmuştur. Annesi Agatha daha 15 yaşındayken onu doğurmuştu. Babasının kim olduğu ortaya çıkarılamamıştır. Ona destek olacak ne ailesi ne de arkadaşları vardı. Agatha Ursula’yı o mağara içinde iki yıl boyunca tek başına büyütmüştür. Beverley Abbott’ da yerel bir aile tarafından evlatlık alındı. Agatha bir manastır rahibesi tarafından uzaklara götürülmüştür. Birkaç yıl sonra da kızını bir daha göremeden burada ölmüştür. Ursula, Knareborough çevresinde büyümüştür. Doğası bakımından da görünüşü olarak da bu kız çok farklıdır. Burnu büyük ve eğridir. Sırtı eğik ve bacakları çarpıktır. Dış görünüşü tıpkı bir cadıyı andırmaktadır. Çevresindeki herkes onunla dalga geçiyordu. Günlerinin çoğunu doğduğu mağarada geçiriyor, Ormanda çalışıyordu; henüz 11 yaşındayken bitkiler ve çiçeklerle doğal yollardan içecekler ve zehirler hazırlamayı öğrenmişti. Shipton 24 yaşındayken Tobias adında bir gençle tanıştı ve evlendi Bu genç York şehrinde bir marangozdu. Birkaç yıl sonra Tobias öldü. Geleneksel bitkisel içecekler yaparken Shipton Ana bir başka hediyeye daha sahip olmuştu. Geleceği ön görebiliyordu. İlk başta küçük sezilerle başlamıştı. Ama sonra pratiklerle daha güvenilir olmaya başladı ve bu şekilde güçleri de kuvvetlendi. Knaresborough’un yerel kahini bir cadı olarak biliniyordu. Hayatını geleceği anlatmakla ve kendisine geleceği hakkında soru soranlara uyarı vererek geçirmişti. Uzun bir yaşamdan sonra Nostradamus’tan hemen önce 1561 yılında 73 yaşında ölmüştür. Orta 17. Yüzyıldan itibaren elliden fazla düzenlemeyle Shipton Ana hakkında kitaplar ve onun kehanetleri vardır. Onu anlatan bazı meallerde hayat hikayesi önemli ölçüde detaylandırılmıştır. En eski müşterilerinden birisi olarak anlatılan Joanne Wallwe Shipton Ana’nın söylediklerini kayda aldıklarını söylemiştir.

Bundan sonra doksan dört yaşında ölmüştür. Bu demektir ki Joanne onu dinlemeye genç bir kızken, bu yaşlı kadın ölmeden 1561 ‘den çok da uzun bir süre önce gitmemiştir.
Bu efsane ne kadar doğrudur emin değiliz. Ama emin olduğumuz şudur ki 500 yıl önce Shipton ana adında bir kadının Knaresborough’da yaşadığı ve insanlara geleceğe dair anlattıklarının bir bir gerçekleşiyor olmasıdır. Shipton ananın kehanetleri kitap olarak ilk kez otuz yıl önce yayınlanmıştır. Bu Kehanetleri’nden bazıları şunlardır ;
8. Henry döneminde Katolik Kilisesi’nin dağılışı, Kardinal Wolsey’in düşüşü, Henry’nin oğlu 6.Edward’ ın zamansız ölüşü, Kanlı Mary’nin korkunç saltanatı ve Kraliçe Elizabeth’in İngiltere tahtında yükselişi gibi olaylar’ı yıllar evvelinden kesin bir netlikle bildirmiştir. Shipton ana İngiltere’nin korkulan ve saygı gören kahini olmuştu. Korkuluyordu çünkü yaptığı tahminler bir bir çıkıyor ve geleceğe dair yaptığı kehanetlerde insanlığın sonundan bahsediyordu. Kahinin adı kısık sesle konuşuluyordu, çünkü isminden bahsedilince konuşulan felaketler halkın başına gelecek zannediliyordu. Shipton Ana bir lord olarak bilinmeye başlamıştı.
Nostradamus gibi cadıcılık suçundan kaçınmak için, kehanetlerini ayet ve dizelerle yayınlamıştır. 1559’ da yaşlılığında çağlar boyunca tanınıp bilineceği destan niteliğinde bir şiir yayınladı.
Shipton Ana’nın kehanetlerinden oluşan ender koleksiyon Mitchell Kütüphanesi’ nden kaçırmayı ve kopyalamayı başaran bir kadın tarafından bulundu. Orjinalleri bir odada kilitli bir şekilde halk tarafından görülmesi uygun olmayan pek çok diğer kahinin kehanetleri ile birlikte tutulmuştur.
Shipton Ana’nın şiirsel kehanetlerinden birkaç açıklamayı sizlere özetliyorum;
– Sonra Dünya’nın tersi olur ve ağacın kökünde altın bulunur. Tüm İngiltere’nin topraklarını süren oğulları, elindeki Kitapla görülemeyecek. Zavallı şimdi büyük bir bilgeliğe sahip olacak Kocaman evlerin çok uzaklara düştüğü her yer kar ve dolu ile kaplanıyor.
– O adamla beraber Matbaanın gelmesi ve kitapların dağılımı, o kadının döneminde nadir olması sebebiyle çok masraflıdır. Fakirler için bile bilgi ve aydınlanma çağını müjdeliyor. Fakat bu aynı zamanda kitlesel göçe kanlı şehirlere doğru yol açıyor. Kırsal alanlar terkediliyor.
-Tepelerin arasında gururlu bir adam gezecek, Ne bir at, ne bir eşek yanında olmayacak, İnsanlar suyun altında yürüyecek, uyuyacaklar, konuşacaklar, Ve insanlık havada görülecek, Beyazda ve siyahta ve hatta yeşilde.
-Bir büyük adam, gelip ve gidecek, Kehanetin açıklanması için, Sularda demir yüzecek, tahta kadar kolayca, Altın derelerde ve taşlarda akacak, Henüz bilinmeyen topraklarda, (ABD)
-İngiltere bir yahudiyi kabul edecek, (Başbakan Disraeli) Yahudi bir zamanlar küçümsenirken, Hıristiyan olacak doğduğunda, Camların evi gelecek ve geçecek, İngiltere´de ama yazık çok yazık, Bu işleri bir savaş izleyecek, Orada Pagan ve Türk oturduğu zaman,

-Bu ülkeler şiddetli bir çekişme yaşayacaklar ,Birbirlerinin yaşamlarını almaya çalışacaklar, Böylece kuzey güneye bölünecek, Kartal, aslanın ağzında, Vergi, kan ve zalim bir savaş, Girecek her mütevazı kapıdan,
-Bir maymun eksik yılda ortaya çıkacak, (AIDS) Tüm kadınlar korku içinde olacaklar, Ve Adem´ler tartışacak, Ve Roma inancı kökleşecek, Ve İngiltere oradan oraya dönecek,
-Gök gürültüsü dünyayı sallayacak, Şimşekler gökleri yırtacak, Dünyayı su dolduracak ve ateş işini yapacak,
-Hoş ve güneşli Fransa´da üç kez, Kan dansı oyununa öncü alacak, Halk özgür olmadan evvel, Üç zalim yöneticiyi o görecek, (Robespierre-Napolyon-Petain) Üç kez halkın kendisi yönetecek, (Fransa´da üç cumhuriyet) Üç kez halkın umutları yok olacak, Üç yönetici başarılıyken, Her baharda farklı hanedanlar, şiddetli geçimsizlik olduğu zamanlarda, İngiltere ve Fransa bir olacaklar, (I. ve II. Dünya Savaşları)
-Sular aktığında, orada mısırlar büyüyecek, Evler vadilerin altında görünecek, Kar ve dolu onları örtecek, Beyaz siyah olacak ve griye dönüşecek, Ve hoş kadın üç kez evlenecek,
-İngiliz zeytini sırası gelince bükülecek, Alman şarabıyla evlendiğinde, İnsan akıntıların altında yürüyecek, Onlar harika rüyalar görecekler O harika günler çok uzakta değil, (20. Yüzyıl) Kadın benimseyecek bir çılgınlığı, erkek gibi giyenecek, pantalon giyecek, saçlarını kesip bukle yaptığında, Onlar bacakları ayrılmış gezecekler, Kasları pirinçle kaplı, Büyücüler gibi şimdi süpürge sopasındalar,
-Ve kükreyen canavarlar insanın üstündeyken, (Uçaklar) Yeşil mısırları yiyor görünürlerken, ve insan kuşlar gibi uçtuğunda, at ve saban uzaklaştırıldığında, (Tarım) Orada herkesin göreceği bir işaret olacak, emin olun bu çok doğal olacak, Aşk ölecek ve evlilik sona erecek, (Beraber yaşamak) Ve uluslar azalacak, bebekler azalırken,
-Ve kadınlar köpek ile kedileri okşayacaklar, insan yaşayacak aynen domuzlar gibi, Ondokuz yüz ve yirmialtı, (1926-II. Büyük Savaş öncesi) Evleri saman ve sopalardan yapılmış, Büyük savaşlar planlanacak bunun için, Ateş ve kılıç ülkeleri silecek.
-Resimler canlı gibi ve özgürce hareket ederken, (Sinema-Tv) Tekneler bir balık gibi denizin altında yüzecek, İnsanlar kuşlar gibi göklerde olacaklar,
Bundan sonrası iki büyük savaşla veya gelecekle ilgili olabilir.
Joanne Velwe’nin kayıt altına alarak halktan sakladığı önemli kehanetler ise ekseriyetle günümüze ait kehanetlerdir.
-Tüm dünya kanla ıslanacak ve ölecek, O, yüzyılın içersinde yaşadığı için, korkuyla titreyecek, Kaçacak dağlara ve mağaralara, Bataklığa, ormana ve vahşi çamura, Fırtınalar ve okyanuslar kükreyecek, büyük melek denizde ve kıyıda durduğunda, Ve o üfleyecek görkemli boynuzunu, Eski ülkeler ölecek, yenileri doğacak, Kızgın canavar göklerden geçecek, Altı kez, dünya ölmeden evvel, İnsanoğlu titreyip korkacak, Altıncı Haberci. bu kehanet için geldiğinde
– İnsanlar kendilerini mutlu ve güvende sandıklarında dev kulelerde doğadan koptuklarında, Felaket çekirge sürüsü gibi gelecek sinsi ve tehlikeli insandan insana geçecek. Sonra kuleler yıkılacak başkentler dağılacak. İnsanlık karın güneşte eridiği gibi hızla eriyip azalacak. Kalanlarsa bir gün daha nefes alabilmek için dağlara ormanlara saklanacak ancak sayıları çok az olacak.

CEVAP VER

*