“İnsanların zihni üzerindeki her tür zorbalığa karşı sonsuz bir nefret duyacağıma ve düşmanlık göstereceğime Tanrı önünde yemin ettim.” -Thomas Jefferson


Son yüz yıl içerisinde teknolojinin sağladığı artan olanaklar pek çok devletin korkunç fantazilerini gerçekleştirmesi içinde adeta bulunmaz bir nimet oldu. Bu bağlamda insanları toplu olarak kontrol edebilmek için milyarlarca dolar harcanıp projeler geliştirildi. Bu konuda yaptığım kapsamlı araştırmanın sonuçlarını paylaşacağım bir videoyla beraberiz. Olayın önemli bir kısmı Amerikan hükümetinin insanları “zihin kontrol” hedefi olarak görmesiyle ilgilidir. Aynı zamanda bütün UFO ve paranormal örtbas hikayelerinin de büyük bir kısmını kapsamaktadır. Bir teoriye göre Ufo’lar, bizleri hedef olarak gören Amerikan hükümeti tarafından kullanılan en başlıca şeydi. Örtbas edilen uzaylı gündemi de bunun bir parçası ve bazılarına göre tarihin en büyük komplosuydu. Gizli dalga silahları araştırması ve uygulamaları da, bahsedilen “hedef alınma” konusu haline gelmişti. Yanlış bilginin kullanımı ve planlanmış şekilde bizlere aşılanması insanoğlunu aşağılamaktır. Her şey, asıl olduğundan başka bir şey gibi gösterilmiştir. Yine bu teori uyarınca anlatılan bütün Ufo hikayeleri, bataklık gazı ve yanlış fırlatılan füze kadar değersizdir. Hayaletler halüsinasyonlardır; Görülen hayalet yığınları aslında birer halüsinasyon yığınından ibarettir… Hedef, bireyler değil, çoğunlukla büyük gruplar veya topluluklardı. Bazılarına göre, zihnimizin tamamı elektronik kontrol altındaydı. Amerika’nın uzunca bir süredir nüfusu kontrol etmek için görünmez dalga frekansları yayacak cihazlar üzerinde çalıştığı biliniyor. Neticede onlar için kontrol her şeydir!

Türkçe Açılımı: Yüksek Frekanslı Aktif Auroral Araştırma Programı. HAARP’i ele alalım. Alaska’daki Gakona’da bulunan bu tesis, ABD’de bulunan üç benzer tesisten biridir. Fairbanks, Arecibo Gözlemevi ve Norveç’te daha küçükleri bulunmaktadır. Rusya’da da bir tane vardır. HAARP, 35 dönümlük arazi üzerine kurulmuş, 22 metrelik 180 adet antenden oluşmaktadır. Anten dizileri ve vericileri, toplamda 3.6 milyon Watt güç kapasitesine sahiptir. Hava Kuvvetleri Araştırmaları ve Deniz Araştırmaları Ofisi tarafından ortaklaşa yönetilmektedir. Medyadan komplo teorisyenlerine uzanan pek çok kişinin de araştırma konusu olmuştur. Son derece düşük frekans (ELF) dalgalarını kullanan HAARP’ın, aslında havayı, Dünya’yı ve insanları etkilemek için inşa edilmiş bir silah sistemi olduğuna inanılıyor. HAARP askeri amaçlar için kullanılabilir mi? HAARP’in internet sitesinde yazılana göre: HAARP askeri amaçlar için tasarlanmamıştı. Tesis, iyonosfer ile ilgili temel plazma fiziği ve radyo bilimi araştırması için kullanılacaktı. Savunma Bakanlığı ise açıkça iletişim alanındaki ve navigasyon sistemindeki iyonosferin etkileriyle ilgileniyordu. HAARP’ın kurucusu Dr. Bernard Eastlund, HAARP’ın sadece savunma amaçlı tasarlandığını belirtmişti. Peki, savunmanın orduyla alakası yok muydu? Komplo teorisyenleri göre, HAARP, sel, kuraklık, kasırgalar, fırtınalar, depremler gibi olayları tetiklemek üzere dizayn edilmişti. Ayrıca, gizli bir zihin kontrol etme mekanizması olduğuna inanılmaktaydı. Peki bu endişe neden? Amerikalılar daima hükümete güvensizlik içindeydiler. Aynı zamanda HAARP, ELF dalgalarını iletme özelliğine sahipti. ELF dalgalarını bu kadar özel kılan şey neydi? ELF dalgaları 0-100 Hz arasındaki elektromanyetik dalgalanmalar, beynin algıladığı dalga aralığındadır ve beyin, bu sayede beden ve Dünya üzerinde etki sağlamaktadır. Evrendeki her şey dalga boylarında çalışır, çünkü her şeyin frekans dalgalarından meydana geldiğine inanılıyor. Her şey elektronlardan oluşur ki bu da teoride dalga etkileşimi ile meydana gelir. Elektronlar atomları, atomlar molekülleri, moleküller ise hücreleri meydana getirir vs.. Tek fark, dalganın yüksekliği, uzunluğu ve hızı ya da dalganın ne kadar hızlı hareket ettiği anlamına gelen frekans denen aralıktır. Yani evrendeki her şey dalgalardan oluşur, ancak farklı frekanslarda çalışır.

NASA tarafından ölçülen değere göre Dünya’nın frekansı 7.8 ile 14 Hertz aralığındadır. İnsan beyninin frekansı sürekli değişmekte fakat ELF etkisiyle 8 hertz aralığına girer. İnsan vücudu da bu aralıktadır. Beynin farklı bölümleri, farklı ruh halleri, farkındalık, tükenmişlik, endişe gibi yaşadığımız duygular. Bütün bunların ELF dalgaları tarafından etkilendiği kanıtlanmıştır. Aynı şey, gezegenler için de geçerlidir. Amerikan Katolik Üniversitesi-Biometri Bölümünden Dr. Rosalie Bertell: ” Teknoloji ilerledi ve birçok devlet depremleri dahi ortaya çıkarabiliyor. Doğal olayları kontrol etme adına 40-50 yıldır çalışmalar yapılıyor.” demiştir. ABD, Sky Fire ve Storm Fury adlı projelerle Vietnam’da hava durumu değişikliği yapmaya çalışıyordu.
Bertell, HAARP’in, derin Dünya tomografisi kılığında ELF dalgalarını kullanarak yapay depremler üretmek için kullanıldığına inandığını söylemeye devam ediyor. İster paranoya, ister komplo veya gerçeklere dayalı kaygılarımız olsun, zihin kontrolü silahlarıyla ilgili çok miktarda bilgi var. Uyarı niteliğinde konuşan binlerce yetkili kişide cabası. Tümü aynı mesajı veren gizli operasyonlar, karanlık projeler, çalışmalar ve deneylerden bahsediyor. Endişelenmeli miyiz? Doğrudan veya dolaylı olarak bizi etkileyen konular bunlar. Herkesin endişesi ve tepkisi farklı olsa da üzerimizdeki etkileri eşit derecededir. Ben tuhaf ithamlarla yaşamayı öğrendim ama buna inanan diğer insanlar ne yapabilir? Paranoya, şizofreni, aktivist ve terörist gibi tuhaf etiketlemelere maruz kalabilirler. Diğer insanlar ise bu söylentilere inanmamayı tercih ediyor. Bir diğer topluluk ise, sabotajcı, protestocular ve provakatif hoşgörüsüz kişilerden oluşuyor. Bu bilgilerden sonra anlatılanları sonuca bağlamak istiyorum. Nikola Tesla hakkında biraz araştırma yaptıktan sonra, bu araştırma gerçekten olması gerekenden farklı düşünmeme neden oldu. Tesla, bir deprem makinesi icat etmişti. New York’ta bir binayı neredeyse yıkmak üzereydi ve eğer rezonans frekans dalgalarını üretebilecek olursa, Dünya’nın yeryüzünü yarı yarıya çatlatabileceğine inandığını söylemişti. Söylediğim gibi, dalgalar her boyutta ve her türde olabilir, ses, ışık, su gibi.. Tesla’nın çalışmaları, araştırma hayatım boyunca karşılaştıklarım arasında beni en çok şaşırtan şeyler olmuştu. Etrafıma bakınırken, rezonans frekanslarının nasıl belirlenebileceğini düşünüp duruyordum. Boş bir odada şarkı söyleyerek odada sesin yankılanmasına sebep oldum. Peki siz, herhangi bir nesnenin, rezonans frekansını nasıl ölçersiniz? Oldukça ilginç bulacağınızı düşündüğüm bir bilgi paylaşmak istiyorum.

İnternette ” Yerkürenin rezonans frekansını hesaplama” yazdığımda çeşitli bilgiler elde ettim. Aynı zamanda “Yerküre Rezonansı” diye bir şey de buldum. gördüğünüz resim İkiz Kuleler olayından 3 ay sonra 7 Aralık 2001’de meydana gelen bir anomalidir. Görüntü, Amerikan deniz kuvvetlerine ait bir gözlem uydusu tarafından yakalandı. Daha önce hiç görülmemiş bir şeydi. Buna ne sebep olmuş olabilirdi? HAARP mi sebep olmuştu? Yoksa gezegenimize uzaktan gelen ziyaretçiler tarafından mı gerçekleştirilmişti? Gezegenin tüm atmosferi tuhaf bir şeyle yankılanmıştı. Kimse bunun ne olduğunu bilmiyordu. Aslında kimsenin ne olduğunu bilmemesi de gerekiyordu. Birilerinin bulunan verilere ulaştığı görülünce, veriler bilgisayardan silinmişti. Bunun doğal olmadığı anlaşıldığına göre, birileri gezegenimizin rezonans frekansı hakkında bilgi sahibiydi. Eğer doğal bir olay olsaydı, neden daha önce böyle bir şey hiç ortaya çıkmamıştı? 11 Eylül’den üç ay sonra veriler neden bilgisayardan silindi? Bu, belki de uzaylı dostlarımızın bize bir uyarısıydı ama eğer insanlar tarafından gerçekleştirilen bir şey ise, gerçekten ciddiye almamız gerekiyor demektir. Okurken şüphelenmiştim çünkü zaten bu tür şeyleri araştırıyordum. Kimsenin bunu bilmemesini garip buldum, anladığım tek şey, HAARP ve Hava Kuvvetleri’yle tesadüfen yolu kesişen Deniz kuvvetleri uydusuna yakalanmış olmasıydı. HAARP’le ilgili böyle bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için sitelerine göz attım fakat hiçbir şey bulamadım. Bir gözlem uydusu, Dünya’nın tüm atmosferine yayılan ve birkaç saat süren bir dalga tespit etmişti. Daha önce böyle bir şeyle karşılaşılmadığı için oldukça tuhaftı. Kimse ona neyin sebep olduğunu bilmiyordu.. Fotoğrafın solunda görüldüğü gibi gezegenimizin tüm atmosferine yayılmış bir dalga boyu.. Ve sağ tarafta ise ABD’nin batı kısmının aynı dalgaya maruz kalmış detaylı bir görüntüsü. Tesadüfe bakın ki dalga frekansları insan bilincini etkileyecek aralıktaydı. Olağandışı veriler derlendi ve internet üzerinden Kauai Deniz Araştırmaları Laboratuvarı web arşivinde sunuldu. Tam frekanslı titreşim gece boyunca, uydu tarafından incelenen alanın tamamında kaydedildi. Gaz dolu rezonans boşluğunun çok frekanslı sürüşünden durağan dalga yapıları ortaya çıktıkça, olağandışı dalgalar büyük olasılıkla olay boyunca tüm dünyayı kuşatmıştı. Tam olarak küresel bir etki olduğunu düşündüren bir başka önemli nokta, alanın 149 ° boylamında bulunması. Bu boylam, Mısır’da 31° boylamında bulunan Giza Piramitleriyle tam 180°’de yani eski manyetik asal meridyenle hizalanıyor. Bunun, insan yapımı “zihin kontrol” dalga deneyi olabileceğinden şüpheleniyorum. Eğer insanların hepsi üzerinde bir kontrol sağlamak isteseydiniz, tüm gezegenin beyin dalgalarıyla oynamanız akıllıca olurdu. Tüm gezegende beyin dalgalarını değiştiren bir etki yaratabilirdiniz, ve hiç kimse bunun gerçekleştiğinin farkına bile varamazdı. Diyelim ki inanmıyorsunuz, peki, kaçınız 11 Eylül olayı ve devamındaki üç ay boyunca hayattaydı? Ve, kaçınız bu küresel rezonans olayını hissetti? Son olarak, neden ABD Deniz Kuvvetleri, HAARP’te bu atmosferik anormallikten haberdar olanları çalıştırmaya başladı? Dalga örneklerinde gördüğünüz gibi, sadece gezegen değil, tesadüfen de olsa beyin dalgaları olarak bildiğimiz insan bilinci de etkilendi.

CEVAP VER

*