Bazı insanlar ona ‘Cehennem Kapısı’ ismini veriyor. 12.262 metre derinliğinde ki Kola Derin Sondaj Kuyusu, dünyamızın en derin noktasıdır.

Hiç kimse böyle bi keşif yapılacağını tahmin edemiyordu. İnsanoğlunun, uzak galaksiler ve Dünya’dan yaklaşık ışık yılı kadar uzaklıkta bulunan gezegenler hakkında,Dünya yüzeyinin altında olan şeylerden,daha bilgili olduğuna inanan bazı insanlar var. Bilim insanının gayretle uğraştığı, Voyager1 uzay aracını güneş sisteminden çıkarmak yaklaşık 26 yıl aldı.Dünyada bilim insanların İki yıldan uzun süredir bilim adamları, Kola Sondaj Kuyusu’na 12 kilometreden fazla bir matkap derinliği oluşturdu. 1989’da Kola derin sondaj kuyusu, 12.262 metreye (40.230 ft) ulaştı ve gezegenimizdeki en derin nokta haline geldi. Bunu Kola derin sondaj kuyusunun perspektifine koymak için yaklaşık 6,8 mil (11 kilometre) olan okyanusun en derin noktasından aşağıya inmesi gerekmektedir.

Peki, bilim adamları orada ne buldu?

26 yıllık yoğun sondaj çalışmalarından sonra, uzmanlar orada çok miktarda su bulunduğunu tespit ettiler. Bilim insanları sondaj yolunun hemen her yerinde sıcak mineralize su keşfetti. Ancak oradaki su orada değil, bilim adamları yeraltında Gaz olduğunu keşfettiler. Bu tür bir gaz değil. Bilim adamları, kuyunun her tarafında helyum, hidrojen, azot ve hatta karbondioksit (mikroplardan) buldular. En büyük sürprizlerden biri, uzmanların kıta granitinin altında hiçbir bazalt bulunmadığıydı. Bilim insanları, 9.000 metrede granitin bazalta gideceğini düşünüyorlardı. Ancak, sürpriz olarak öyle değildi.

Üstelik bilim insanları, yüzeyden yaklaşık 6.700 metre aşağıda granitte bulunan FOSİLLER bulunduğunu keşfettiler. Bilim adamları, yukarıdakilere ilaveten, deliğin tabanındaki sıcaklığın, devam etmek için resmi olarak çok sıcak olan ve ‘Kapıdan Cehenneme’ takma adını haklı olarak kazanarak, 180 derece cıvıl cıvar bir dereceye ulaştığını tespit etti. Ancak belki de daha etkileyici olan şey, bilim adamlarının, gezegenimizin merkezine olan mesafenin yaklaşık 4.000 mil (6.400 kilometre) olduğunu tahmin etmesidir. Ortaya çıkan 6,500 kilometrelik mesafe, herhangi bir yere yakın değildir ve bilim adamları çukuru delmek için başarısız olmuşlardır ancak yüzey çizilmemiştir.

Ancak, Nature Nature Network’ten Bryan Nelson, “Projenin en dikkat çekici bulgusu, ancak 2 milyar yıldan eski kayalarda mikroskobik plankton fosillerinin bulunmasıydı” diye belirtiyor. “Bu mikro fosiller yaklaşık 24 antik türe aitti ve şimdiye kadar Dünya’nın altında bulunan aşırı basınç ve sıcaklıklardan kurtulan organik bileşikler içeriyordu.”

Düzenleme: Emir Furkan Güney

CEVAP VER

*