Teknoloji çağı ile artan radyasyon sonucu kanser hastaları hızla artıyor.
Kanserden ölmek bir kader mi? Yoksa İlaç şirketlerinin kirli tezgahından fazlası değil mi? Kesin bir tedavi var ve duyuruldu ancak ilaç üretiminin başlamaması için ilaç şirketleri ayak diretiyor. 

 

Kanser, hücrelerde DNA’nın hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıdır. Günde vücudumuzda (DNA’da) yaklaşık 10.000 mutasyon olmasına rağmen immün sistemimiz her milisaniye vücudumuzu tarar ve kanserli hücreleri yok eder. Vücutta mutasyona uğrayan hücrelerin ancak çok küçük bir kısmı kansere yol açar. Bunun birçok nedeni vardır: Mutasyon gösteren hücrelerin yaşama kabiliyetleri normal hücrelere göre daha azdır. Bu yüzden ölürler. Mutasyon gösteren hücrelerin pek çoğunda bile hâlâ aşırı büyümeyi önleyen normal geridönüm kontrol düzeneği(“Tümör baskılayıcı genler”) bulunur. Bu yüzden hayatta kalabilen mutant hücrelerin çok azı kanserli hücreye dönüşür. Sıklıkla, kanser potansiyeli taşıyan bu hücreler büyüyüp kanser oluşturmadan önce vücudun bağışıklık sistemi tarafından yok edilirler. Bu olay şöyle açıklanmaktadır:

Mutant hücrelerin çoğu, değişikliğe uğramış genleri nedeniyle kendi içlerinde anormal protein oluştururlar. Bu anormal proteinler vücudun bağışıklık sistemini uyararak antikor yapımına veya kanserli hücreye karşı duyarlılık kazanmış lenfositlerin oluşmasına neden olarak kanserli hücrenin yok edilmesini sağlarlar. Kült TV’ye abone olarak araştıran insanlar topluluğunda ki yerinizi aldıysanız sizleri kanserle mücadelede dev adımlar atan bir şirketle tanıştırmak istiyorum.

Imugene adında bir Avustralya şirketi, her tür kanseri ortadan kaldırabilecek bir Kanser öldürme virüsü yarattı. Şimdiye kadar Petrie plakaları üzerinde ve tümörleri azaltarak ve hastalıklı hücreleri %96 oranında yüksek bir başarı ile öldürerek çalıştığı farelerde test edildi. Şirket insan testlerine başlamak istiyor ve 1 sene içerisinde insanlar için kanser aşısını geliştirebileceğini ortaya koyuyor olsada halen izin alabilmiş değiller. Esasen sorun şu ki Dünya üzerinde ki milyonlarca hasta her sene ilaçlar için milyar dolarlar harcayarak büyük ilaç şirketlerini zengin ediyor. Bu şirketler elbette hastalığı tamamen ortadan kaldıracak bir ilaç geliştirilmesini istemiyorlar. Nihayetinde bu onların sonu olacaktır. Bir hastalığı tedavi etmek için bir virüsün kullanılması garip görünse de, bu mümkündür ve bilim adamları bunu yıllardır yapıyor. Bazı cilt kanseri türlerinin tedavisi için modifiye edilmiş herpes virüsü uygulanmıştır. Ancak, insan çiçek hastalığına karşı ilk aşıların temelini oluşturmak için memelerini etkileyen sığır çiçeği kullanımından bu yana zaten öncülleri vardır.

Şimdi, bilim adamları , CF33 adı verilen kanser tedavisinin temeli olarak sığır çiçek virüsü kullanıyorlar. Farelerdeki testler çok başarılı sonuçlar verdi, bu nedenle  Imugene bir sonraki mantıklı adımın, tedavinin etkili olduğunu doğrulamak için insanlarda denemek olduğuna inanıyor. Amerikalı uzman Yuman Fong, Avustralya biyoteknoloji şirketi için tedaviyi geliştiriyor ve gönüllü hastalar üzerinde zorda olsa testler düzenliyor. Gelecek yıl Avustralya ve diğer ülkelerde yapılacak bir sonraki testlerde, tedavi üçlü negatif meme kanseri, melanom, akciğer kanseri, mesane, mide ve bağırsak kanseri gibi belirli spesifik kanser türlerinde uygulanacak hale gelecektir. Yinede dünya sağlık örgütü ilacın üretilmesine lisans vermemek için olağan üstü çaba sarf ettiği şirketin açıklamalarından rahatça anlaşılıyor. Kanser tedavilerinde uzman olan Profesör Yuman Fong, Daily Telegraph’a, insanların kuduza karşı aşılandığı ve enfeksiyonlarının kaybolduğu 1900’lerin başından beri bazı virüslerin kanserle savaşabileceğine dair net kanıtlar olduğunu söyledi. Bununla birlikte, virüsün kanser için toksik olduğu gibi, insanlar için de toksik olduğu biliniyor, ancak şimdi işler farklı ve kanserli tümörlere saldırmanın en iyi yolu olabilir. Virüsün çalışma mantığı özetle gen mühendisliği ile virüsün insanlar üzerinde ki olumsuz etkileri yok edilerek Bağışıklık sisteminin kendisinin vücuttaki diğer kanser hücrelerine karşı uyarılması, onlara saldırması ve ortadan kaldırılması şeklinde gelişiyor. Bütün bunlar çok umut vericidir, ancak nu yeni tedavinin hastalıkla mücadelede kullanılmasına ve yaygınlaşmasına izin verilip verilmeyeceği soru işaretidir. Nitekim şirket kendisini garanti altına alabilmek adına tüm gelişmeleri kamuoyuna duyurmaya devam etmektedir. Ek olarak, kanser hücreleri hayatta kalmak için mutasyona uğrar, bu da kemoterapi ve immünoterapi gibi tedavilere karşı dirençli hale geldikleri için sıklıkla kullanılan bu yöntemlerin pek fazla işe yaramamasına sebebiyet verir. Ancak CF33’ün içeriğinde ki virüs doğal olarak kanser hücrelerine göre mutasyon geçirdiği için soruna kesin bir çözüm getirmektedir. Konu hakkında daha fazla bilgi edindikçe bunları sizlerle instagram hesabımdan paylaşmaya çalışacağım. Instagramda arkadaşım olarak haberdar olabilirsiniz.

CEVAP VER

*