Eminim hepiniz şu ana kadar internette bir çok deniz kızı videosu izlemişsinizdir.
Bu görüntülerin pek çoğu ya çok düşük çözünürlükte yada çok uzaktan yapılmış çekimlerdir. Az sonra izleyeceğiniz görüntülerse son derece net. Görüntüler şimdiden pek çok deniz biyoloğunun deniz kızları hakkında ki fikirlerini değiştirdi bile. Görüntüleri daha da ilginç kılansa, çeken kişinin görüntülerde ekleme veya montaj olmadığına dair aldığı laboratuvar raporu.

 

Deniz kızları, bir insanın baş ve üst gövdesine bir balığın kuyruk ve solungaçlarına sahip olduğu düşünülen varlıklardır. Bu “efsanevi” yaratıklara, Yakın Doğu, Avrupa, Afrika ve Asya da dahil olmak üzere, dünyadaki sayısız antik kültürde rastlanmaktadır. Ayrıca deniz arkeologlarının elinde pek çok fosilleşmiş iskelette mevcuttur. Bazı bilim insanları bu fosillerin denizden karaya çıkmaya başlayan canlıların evrim sürecinde ki ara geçiş formları olduğunu ve tamamen yok olduklarını iddia etmişlerdir. Henüz yakalanan canlı bir örnek olmadığı için tarihe mal olmuş pek çok ünlü kaptanın da seyir defterlerinde yer verdiği deniz kızları Literatüre girmemiştir. 2010 senesinde Avusturalya’da bir adam yeni aldığı dalış kafesini test etmek için büyük bariyer resiflerin de dalış gerçekleştirdiği esnada dibine kadar yaklaşan tuhaf bir canlı fark etti. Kameranın kadrajına giren canlıyı görünce gözlerine inanamadı. Daha sonra paylaştığı görüntülerin montaj olduğuna dair yapılan eleştirilerden sonra Avusturalya’da bir laboratuvarda görüntülerde montaj veya ekleme olmadığına dair filmi test ettirdi ve raporu da röportaj verdiği yerel gazetede yayımladı. İşte o görüntüler…

Videonun başında da bahsettiğim gibi deniz kızlarının varlığına pek çok tarihi kaynakta rastlıyoruz. Bu yarı insan yarı balık vücutlu insansıların efsaneleri M.Ö. 5,000 yılına kadar dayanır. Christopher Columbus’un yeni dünyaya olan yolculuğu sırasında deniz kızları gördüğünü, ama çok çirkin olduklarını ve daha cazip olmalarını beklediğini söylemiştir. Tarihte yaşamış büyük denizciler; Deniz kızlarını konuşmayan, yeşil, siyah, kahve rengi veya sarı saçlı, balık kuyruklu, genelde okyanuslarda ve bazen de nehirlerde yüzen doğaüstü insansılar olarak tanımlarlar. Deniz kızı anlatımları neredeyse evrenseldir. Bilinen ilk deniz kızı hikâyesi M.Ö. 1,000 yılında Asurlularda görülmüştür. Asur kraliçesi Semiramis’in annesi Atargatis, ölümlü bir çobana aşık olan ölümsüz bir tanrıçadır. Fakat aşık olduğu genç çoban ölür ve o da bir balığa dönüşmek için bir göle atlar. Ama su, onun mükemmel vücudunu ve doğasını gizlemez, bunun yerine ona bir balık kuyruğu ve suda nefes alabilme yetisi verir. İlk Atargatis betimlemeleri insan kafası ve bacakları olan bir balık şeklindedir. Yunanlar ise Atargatis’i Derketo diye tanımışlar ve Afrodit’in yanında betimlemişlerdir. Denizlere hakimiyetiyle tanınan Cenevizlilerin 1300 – 1480 yılları arasında gemicilerin tuttuğu 1300 den fazla deniz kızı raporu halen italya devlet arşivinde ziyarete açıktır. İngilizler’in elinde de pek çok deniz kızı kaydı mevcuttur. Aslan yürekli Richard olarak bilinen İngiliz hükümdarının babası Kral 2. Hanry 1165 senesinde donanma içerisinde 5 gemiden oluşan özel bir birlik kurarak kendisine deniz kızı yakalamalarını emretmiştir. Bu sebeple Güney Afrika ve Hint okyanusuna açılan donanma nihai hedeflerine varamadan korsanlarca yağmalanıp batırılmıştır. Bizans döneminde de Marmara denizinde deniz kızları görüldüğü rapor edilmiştir. Preveze deniz savaşından hepimizin yakinen tanıdığı kaptan Andra Doria hatıratlarında gençlik yıllarında yaptığı seferlerde pek çok defa deniz kızlarını gördüğünü yazmıştır. Kristof Kolomb’un Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nde yer alan seyir defterinde, 1493’te Haiti yakınlarında denizkızları olduğunu belirlediklerini yazmıştır. Fakat gördükleri öyle masallarda anlatılanlar gibi güzel yüzlü, havalı denizkızları değildi. Hatta kızdan daha ziyade bir erkeği andırıyordu. Kaptan John Smith ise yaptığı yolculuklarda gördüğünü söylediği denizkızları ile ilgili şu iddialarda bulundu: “Kanada’da Newfoundland adası kıyılarında kocaman gözlü, yeşil saçlı bir denizkızı gördüm. Hatta belden aşağısının balık olduğunu fark edene kadar ona aşık olmuştum! Daha önceleri deniz altında kalan fakat günümüzdeyse denizin çekilmiş olduğu kara parçalarında yapılan pek çok kazıda da belden yukarısı insanımsı belden aşağısıysa bir balığı andıran bir çok iskelet ve fosile rastlanmıştır.

Bazı bilim insanları bunun evrime dair ara geçiş formları olduğunu öne sürerken başkaca bir çok bilim insanı özelliklede bu konuda uzmanlaşmış deniz biyologları deniz kızlarının dünyanın eski çağlarında yaşamış ancak sebebi bilinmeyen bir şekilde nesilleri tükenmiş canlılar olduklarını kabul ederler. 1939 Alman keşif için atlas okyanusuna açılan Alman donanmasına bağlı bir filo deniz kızlarını 2 defa gözlemlediklerini rapor etmişlerdir. Daha yakın tarihe geldiğimizdeyse yine sahte gerçek pek çok görüntü internete çekilip atılmaktadır. Aslında tarihin eski dönemlerinden günümüze kadar deniz kızları denizciler tarafından düzenli şekilde rapor edilegelmiştir. 2012 senesindeyse Animal Planet kanalı Madagasgar açıklarında deniz kızlarına dair kurgu bir belgesel çekiyordu. Bu sebeple suyun altına pek çok maket deniz kızı indirilmişti. Bu maketler daha sonra bilgisayar ortamında hareketlendiriliyordu. Görüntüler bilgisayar ortamına aktarıldığında herkes şok oldu çünkü kamera açısının en dışında kalan ve maket olduğu düşünülen deniz kızı bir anda hareketlenerek kadrajdan çıkmıştı. Literatür de nüfusu tükenmiş olarak geçen pek çok canlıya dünya denizlerin de halen rastlanmakta ve her sene denizlerde en az 3 yeni tür keşfedilmektedir. Dünya üzerinde ki okyanusların sadece %10 unu keşfedebildiğimiz düşündüğümüz de deniz kızlarının bir yerlerde yaşıyor olabilecekleri düşüncesi hiçte mantıksız değildir.

CEVAP VER

*