16 Psyche
16 Psyche, tamamen demirin ve nikelin imal edildiğine inanılan metal bir asteroid’dir. Dünyanın önde gelen gökbilimcileri, 16 Psyche’nin Mars boyutlu bir gezegenin çekirdeğini oluşturduğunu ve bu gezegenin dış katmanını oluşturan kayaların gün geçtikçe aşındığını vurguluyorlardı. Çapı 130 mil yani 210 kilometre olan ve metal yatakları, 10.000 katrilyon dolara eşittir. 2017 başlarında, NASA Psyche’yi ziyarete açtı. Bir görev araştırmacısı Psyche’yi ”Bu yapı, buzdan değil ve yeni bir dünyayı keşfetmek için büyük bir fırsat” diyerek yorumladı. Robotik görevin başlatılması, 2022 yılına kadar ertelendi ve 2026’da Psyche’yi reakte edeceklerini duyurdular.

Niku
Niku ilk kez 2011 yılında keşfedilmiş fakat sonra kaybedilmişti. 2016’da Hawaii’nin panoramik Hızlı Yanıt Sistemi garip bir Solar Sistem objesinin alışılmadık davranışlarını fark etti. Niku olarak adlandırılan bu cisimin, Neptün’ün hemen yanında olduğu ve 100 ila 250 kilometrelik bir çapa sahip olduğu tahmin ediliyor. Niku’nun en belirgin açıklanamayan özelliklerinden bazıları, Güneş Sistemlerinden kopmuş, sıradışı bir yörüngeye sahip ve 110 derece açı yapmasıydı. Ayrıca tüm gezegenler aynı yörüngede dolanırken Niku Güneş Sistemi’ndeki nesnelerin aksi yönünde dolanıyordu. Yani Niku geriye doğru hareket ediyordu. Parlaklığı Neptünden 160.000 kez daha sönüktü. İleri sürülen tezlere göre bir 9. gezegen var ve onun meydana getirdiği tedirginlik sonucu, bu tür cisimlerin yörüngesini değiştirdiği düşüncesi şimdilik ağır basıyor.

Dokuzuncu Gezegen
Dünyamızın büyük olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hayır, dünyamız aslında diğer gezegen ve cisimlerden çok daha küçük. Dokuzuncu gezegen dünyanın 10 katı büyüklüğünde ve güneşten 1000 kat daha uzak yörüngede olduğu tahmin edilmektedir. Bu gezegenin varlığı, Kuiper Kuşağındaki olağandışı yörünge rotasyonundan tahmin edilmiştir. Dokuzuncu Gezegen Güneş’in etrafında çok eliptik bir yörünge izler. Gezegenin bu yörüngede bir tam tur dönmesi 10.000 ila 20.000 yıl arasında sürer. Yani yaklaşık olarak 2.500 insanın ard arda yaşayıp ölmesine eş değer. Bu gezegenin kütlesi Dünyanınkinden yaklaşık 10 kat daha fazladır. Tahminlere göre dokuzuncu gezegen bir buz devidir ve bu yüzden Uranüs ve Neptün’e benzer. Çoğunlukla gazlardan ve buzlardan oluşan bir gezegendir. Brown dokuzuncu gezegen için Fatty ismini kullansa da Dokuzuncu gezegen’in hala resmi bir ismi yok.

MU69
MU69 hakkında bilinen her şey yörüngesidir. İçerisinde ne olup bittiğini kimse bilmiyor. Belki de farklı bir canlı yaşımı veya rüzgarlardan oluşmuş gitmek bile istemeyeceğiniz ürpertici bir gezegen. Yapısı yeşimsi kırmızımsıdır. Rosetta kuyruklu yıldızının kütlesinin yaklaşık 10.000 katıdır. 26 Haziran 2014’te Hubble Uzay Teleskobu tarafından öncü bir incelemede New Horizons uzay aracının yanından geçebilmeye müsait bir Kuiper Kuşağı cismi bulmak için yapılan rasatta keşfedildi. Çapı yaklaşık 45 kilometredir. Keşfi yapabilmek için Hubble Uzay Teleskobu şarttı, çünkü görünür parlaklığı 26 kadar olan bu cisimler, yalnızca en güçlü teleskoplar dışındakilerce gözlemlenemeyecek kadar sönüktür. MU69’un ilk rasat edildiğinde adı “11” olarak lakaplandırıldı. New Horizons uzay aracı için muhtemel hedeflerden biri olabileceği NASA tarafından Ekim 2014 haber verildi ve PT1 yani Potential Target olarak adlandırıldı. Resmi adlandırma MU69 için Küçük Gezegen Merkezi tarafından Mart 2015’te yeteri kadar yörünge bilgisi alındıktan sonra yapıldı. Mayıs ve Temmuz 2015’te yapılan rasatlar, yörüngedeki bilinmemezlikleri büyük ölçüde azaltmış olmasına rağmen hala veritabanlarına alınmamıştır.

Wow! Sinyali
15 Ağustos 1977’de Ohio Devlet Üniversitesi’ne ait Big Ear radyoteleskobunda bir radyo sinyali tespit edildi. Sinyal, dünya dışı, hatta güneş sistemi dışı sinyallerden beklenen tüm özelliklerle bağdaşıyordu. Big Ear teleskopu, gökyüzünü iki antenle taramaktaydı. Devamlılığı olan bir sinyalin, 3 dakika sonra ikinci kez tespit edilmesi gerekirdi. Wow! sinyali ise sadece bir kez tespit edilmişti. 1 ay sonra sinyali tekrar yakalamak için çalışmalar yapılmış, ancak başarılı olunamamıştır. 1995 ve 1996’da Big Ear’dan çok daha güçlü olan Very Large Array ile çalışmalar yapılmış ancak yine de başarılı olunamamıştır. Bu konuda yıllar sonra ortaya atılan bir diğer iddia ise, amatör ses meraklıları tarafından yapılan çalışmalarda sinyal kaydının orijinal ses hızı yüksek hızlarda tekrar oynatıldığında ve dalga boyutundaki gürültüler en aza indirgendiğinde ortaya çıkan sonucun bir polis telsizi anonsuna ait olduğu ve kaynağının bir insan sesi içerdiğidir.

CEVAP VER

*