Bilimsel anlamda ilk duyusal yoksunlaştırma tankı 1954’de psikanalizci ve nörofizyolog John Lilly tarafından beynin çalıştığı gibi çalışmasının kendinden mi kaynaklandığını yoksa çevresine mi bağlı olduğunu yani bilincin çevresiyle ilişkisini araştırmak amacıyla yapılan deneyler için kurulmuş bir düzenektir.


Lilly beynin uyarılmalarının elektriksel haritasını çıkaran, beyindeki haz ve acı kanallarını tespit eden ilk fizyologlardan biri olarak tarihe geçmiştir. Tıp fakültesini bitirip sinir hastalıkları kliniklerinde bir kaç düzine deney yaptıktan sonra bilinç denen şeyin aslında ne olduğunu anlayabilmek için türlerarası iletişimi irdelemeye başlamıştır. Beynin bilinç düzeyini kavrayabilmek adına  lsd ve ketaminin gibi uyarıcıların bilinçte yaptığı farklılıkları anlamak adına kendi üzerinde kapsamlı deneyler yapmıştır. Deneyler sonucunda oluşan bilinç düzeyleri ile ilgili kategoriler oluşturmuş ve ayrıntılı bilgilere ulaşmıştır. Sonuç olarak bilincin tıbbın çok ötesinde bir şey olduğunu keşfetmiş ve bu konuda iki kaynak kitap hazırlamıştır. Halüsinasyon diye tanımlanan bilinç evresinin yalnızca yükseltilmiş, yüksek seviyede uyarılmış ve bağlantıda olması gereken şeyle yüksek düzeyli bağlantıda olan bir bilinç düzeyi olduğunu söyleyerek “insan bio-bilgisayarının programlanması ve üst-programlaması” ayrıca tanrının uyarılmaları adlı kaynak kitapları kaleme almıştır. Duyusal yoksunlaştırma havuzunu beynin uyarılmalarını araştırırken tanrınınkileri bulmasını sağlayan düzenek olarak tanımlamıştır. Lillynin duyusal yoksunlaştırma havuzu modeli deneği dışarıdan gelen tüm algısal uyarıcılardan izole etmek için ışık ve ses geçirmez duvarların içine yerleştirilmiş, yere yarıya kadar gömülmüş dört tarafı kapalı bir havuzdur. Havuzun içi vücut sıcaklığında yani yaklaşık 37 santigrat derece tuzlu suyla doldurulur ki beden kendiliğinden suda durabilsin. Deneğe ayrıca garip, tüm başı kaplayan bir gaz maskesini andıran lateksten yapılma “karartma maskesi” denen bir maske takılır ve denek tamamen suya daldırılır. Maskenin ağız kısmına takılı havanın gelmesini sağlayan iki boru dışında dışarısıyla ilişki tamamen kesilip beyin kendi başına karanlık bir kutuya kapatılır.

Ayrıca suya transı hızlandıracak bazı özel ilaçlarda enjekte edilmektedir. Günümüz de İran’da işkence aleti olarakta kullanılmaktadır. Bilinçsiz kullanım neticesinde denekler de şizofreni ve psikoz vakaları saptanmıştır. Duyusal yoksunluk tankı dediğimiz mekanizmanın kullanımı aslında çok daha eskilere ezoterik cemiyetlere kadar gider. Yazılı kaynaklarda bu tank benzeri yapıların rahiplerin 5. boyuta geçerek tanrılarla iletişim kurması amacıyla binlerce yıl evvel Antik Mısırda kullanıldığından bahsedilmektedir. Orta çağ Avrupasında ki Ezoterik cemiyetler de duyusal yoksunlaştırma tankını ahşap şarap fıçılarından inşa ederek sıkça kullanmışlardır. Ezoteride ki tank ile Lilly’nin kullandığı tank birbirlerine son derece benzerdir. Aynı şekilde vücut sıcaklığında yoğun tuzlu su ile doldurulur ve bazı özel halüsilatif bitkiler suya karıştırılırdı. Elbette bunların bir ölçüsü ve tarifi vardır. Affınıza sığınarak bunu paylaşmayacağım. Kullanıcı tanka girdikten sonra Yer çekimi hissi kaybolur 5 duyu organı baskılanır. Tıbba göre beynin de aktivitesini yavaşlatması gerekir ancak öyle olmaz aksine beyin 5 duyu ile algılayamadığı dış hadiseleri fizik kurallarını aşarak algılamak için daha fazla çalışmaya başlar. Nihayetin de bir tür bilinçsel transa ulaşılarak 5. boyuta kesin bir geçiş sağlanır. İçerisinde ki sıvının tarifi bilinmesi halinde saç bir depodan basitçe bir duyusal yoksunlaştırma tankı inşa edilebilir. Yine de kullanımı gözetim altında ve çok dikkatli şekilde gerçekleştirilmelidir.   

CEVAP VER

*