Büyük ihtimal her sene gelip geçen grip sezonuna alışmışsınız’dır. Bugünlerde yapılan aşılarla, ellerinizi yıkayarak ve hapşıran arkadaşlarınızdan uzak durarak grip olmaktan korunabilirsiniz.

Bazı insanlar için grip tehlikeli olabilirken, çoğu insan için kışın sadece bir parçasıdır. Yüzyıl önce yani 1918’in başlangıcında normal grip sezonu tarihin en büyük ve en ölümcül salgınını başlattı. Bu salgın 50 ile 100 milyon arasında insan öldüren Global İnfuluenza virüsüdür. Bugün bu salgın, salgınların annesi olarak adlandırılır ve bilim adamları şuan İnfluenzayı neyin bu kadar güçlü ve ölümcül yaptığını bulduklarını düşünüyorlar. Salgın uzmanları hala bu katil gribin nereden köken aldığını bilmiyorlar. Bazıları bunun Çin’de başladığını bazıları ise Kansas’daki bir askeri üstten yayıldığını düşünüyorlar. Ama sonuç olarak savaş ve global ticaret rotaları yüzünden salgın bütün dünyaya yayıldı ve artık ”İspanyol gribi” olarak anılmaya başlandı.

Salgın 1918 Eylül-Kasım aylarında zirve noktasına ulaşmış ve Türkiye dahil tüm dünya ülkelerini etkilemiştir. Hindistan’da 17 milyon kişi, yani ülke nüfusunun %5’i bu hastalıktan ölmüştür. ABD’de nüfusun yaklaşık %28’i hastalığa yakalanmış ve 500.000 ila 675.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Mustafa Kemal Atatürk de Samsun’a hareket etme hazırlıkları içerisindeyken bu hastalığa yakalanmış ve hastalığı Beşiktaş’taki evinde atlatmıştır. 1918’de bir çok ülke 1. dünya savaşını bitirmekle meşgul olduğundan dolayı influenza virüsü haberlerinin yayılmaması için ve halkın moralinin bozulmaması için bir çok ülke haberlerini aşırı şekilde sansürledi. Örnek vericek olursak halkın moralini bozabilecek herhangi bir ölümcül virüs veya hızlı yayılan parazit tarzı haberler medyadan uzakta tutuldu.Neredeyse tüm ülkeler bu virüs hakkındaki bilgileri saklı tutarak dünya basınına sızdırmadı. Ama 1. dünya savaşına katılmayan İspanyanın bu haberleri yayınlamamak için herhangi bir problemi yoktu. Bu yüzden insanlar bu virüsü ispanyol virüsü olarak adlandırdılar. Çünkü, bu virüs insanlara göre ispanya’dan köken almıştı. Sadece haberlere bağlı olmamak kaydıyla ve nereden başladığına bakılmaksızın bu virüs o kadar yıkıcıydı ki bazı insanlar onun biyolojik bir silah olduğuna inandı. Bazı tahminciler dünya nüfusunun bir bölü üçünün enfekte olduğunu ve insanların yüzde iki buçuğunun bu salgından dolayı öldüğünü tahmin etti. Genellikle bu ölen insanlar pnömoni gibi komplikasyonlardan dolayı öldü.Normal bir virüs genellikle vakaların yüzde 0.1’inden daha düşük bir ölüm oranına sahiptir. İnfluenza virüsünün 4 tane alt tipi vardır. Bunlar influenza a, influenza b, influenza c ve influenza d olarak gitmektedir. İnfluenza a; esas olarak salgına neden olan virüstür. Bu virüsler iki tane yüzey proteinine göre sınıflandırılır. Bunlar;18 tane çeşidi olan hemagglutinin ve 11 türü olan neuraminidase’dır. Bu sınıflandırmalar virüslere isim verir. Örnek olarak 1918’de olan H1N1 virüsü gibi. Ama her şeye rağmen aynı ismi taşıyan virüsler arasında bile varyasyonlar olabilir.

Vücudunuzdaki immun sistem bütün proteinleri tanıyan ve sizi bir çok enfeksiyondan koruyan antikolar üretir. Vücudunuz çoğu zaman mutasyonlardan sizi koruyabilir. Fakat malesef influenza virüsü o kadar hızlı mutasyon geçirir ki vücudunuz her zaman onu tanıyamaz. Öyle ki 1918 gribi çok daha büyük bir mutasyon geçirdi ve bu mutasyon insanları bu virüse karşı hedef alınabilir hale getirdi. Bu büyük mutasyonlar çok farklı veya tamamen yeni yüzey proteini kombinasyonu içeren virüsler oluşturdu ve bu oluşan yeni kombinasyonlar insanların doğal bağışıklığını rahatça yenmek için yeterliydi. İşte bu tür mutasyonlar grip salgınlarına neden olan temel faktörlerdir. Virüsler tamamen değişmelerine rağmen, bilim adamları insanların ilk karşılaştığı virüsün hayatları boyunca diğer karşılacakları virüslerle savaşma şekillerinde etkisi olduğunu düşünüyor.Sizin immun sisteminiz karşılaştığınız ilk influenza enfeksiyonunu hatırlar ve daha sonra vücudunuza gelen enfeksiyonlara aynı antikorlar ile karşılık verir. Yani çocukken bir H3 tipi virüs kaparsanız hayatınızın devamında protein mutasyonlarına uğramış olsa bile diğer H3 virüslerine karşı kendinizi daha iyi korursunuz. Ama büyük ihtimal H1 tipi virüslere karşı aynı şekilde etkili olamayabilirsiniz. İşte bu durum aynen yüzyıl önce olan olaydır. 20 ila 40 yaş arasındaki insanlar en az etkilenenler olmalarına rağmen bu sebeplerden dolayı en çok ölen insalar olmuştur. 20 ila 40 yaş arasındaki insanlar gençken ”Rus virüsu” denen H3N8 tipi influenza en baskın olan türdü.Sonra 1900lerde H1 tipi baskın oldu. 1918’den hemen sonra bir başka mutasyon geçirmiş olan H1N1 türü salgına sebep oldu ve genç yetişkinlerin adeta bağışıklık sistemini yokettti. Aynı zaman 40 yaşından daha yaşlı olan insanlar çocukluk yıllarında H1 tipi virüs ile karşılaştıklarından dolayı zaten H1 tipi vürüsün yeni mutasyonlarına karşı korunmaya sahiplerdi. Bunun da ötesinde çok güçlü immun sisteme sahip olan genç yetişkinler sempton göstermeye başladıktan hemen sonra kedilerine karşı işleyen güçlü immun sistemlerinden dolayı ölmeye başladılar. Bu hızlı ölümler hastanın dokularına çok yoğun zarar veren yani bir immun sistem cevabı olan sitokin artışından kaynaklıydı. İmmun sisteminiz ne kadar güçlüyse sitokin artışı o kadar fazla hasar oluşturur. Yani 1918 yılı genç bir insan olmak için güzel bir zaman değildi. Bir yandan bütün dünya ile savaşırken bir diğer yandan ise ölümcül bir salgın kendisini gösteriyordu.

Araştırmacılar bir çok insanın ilk salgında enfeksiyonu geçirdiğini düşündüklerinden dolayı popilasyonun yeteri kadarının daha ileri kaosları önleyecek bağışıklığı kazandığını düşündü. Her şeye rağmen bugünlerde İspanyol virüsüyle ilgili endişelenmemize gerek yok. Günümüz virüslerinin çoğu 1918 yılından köken alan H1 virüsü’dür. İşte bu yüzden 1918 salgını diğer salgınların anası olarak adlandırılır. Bu sebepten dolayı bir çok insanın H1 bağışıklığı bulunmaktadır. Fakat eğer başka bir antijenik mutasyon gerçekleşirse bu bizim başımıza bir bela olabilir. Çünkü böyle bir durumun olma olasılığı yüksektir ve bir başka salgını beraberinde getirebilir. Bilim adamları bizi böyle bir olasılıktan korumak için Global bir aşı üzerinde çalışıyorlar. Yani bu şu anlama geliyor ki bir gün bizi bütün grip salgınlarından koruyan bir aşı üretilebilir. Böyle bir şey mümkün olsa bile umarım İspanyol virüsüne benzeyen başka bir virüs salgını bir kez daha gerçekleşmez.

CEVAP VER

*