Çürüyen Dünya 1.Bölüm – (Ateşin Çağrısı)

İçinde bulunduğumuz bu düzen… Yaşamakta olduğumuz bu dünya artık geri dönüşü olmayan bir yola girdi. Nüfus azaltım projesinin ilk ayağı aktif edildi.
Projenin ikinci ayağındaysa iki ayrı seçenek söz konusu. Zombi salgını veyahut sahte bir uzaylı istilası.
Ya siz bu yeni dünyada hayatta kalabilecek yeteneklere sahip misiniz?

Gerçek şu ki elitlerin kölelik sisteminden / modern kölelik sistemine geçtikleri günden itibaren bildikleri ve planlarını kurdukları kaçınılmaz nüfus azaltım projesi bizim yaşadığımız döneme denk geldi. Kült TV’ye abone olarak araştıran insanlar topluluğunda ki yerinizi aldıysanız sizleri postapokaliptik bir dünyaya sokuyorum.

Takvimlerin 2000leri göstermesinin ardından dünyada hali hazırda seyreden hızlandırılmış teknolojik devrim vites yükseltti. Yeni dünya düzeninde ki tek dünya devlet mottosunu gerçekleştirmek içinse dünya nüfusunun 500 milyona indirilmesi elzem. Bunu insanların tepkisini çekmeden ve doğayı mahfetmeden yapmanın 2 yolu var. Sahte bir uzaylı istilası ki bu bluebeam projesi, gelişmiş hologramlar ve diğer teknolojik enstrümanlarla bir seçenek olarak hali hazırda bekletilmekte. Bu konu hakkında da net belgelerle pek çok video ve makaleye kısa bir araştırma ile ulaşabilirsiniz. Yine de bu kadar fazla insanı sistematik  şekilde ortadan kaldırmak 10 15 yıllık bir zaman dilimi. Bu yüzden de mantıken diğer seçenek daha akla yatkın. Nedir bu seçenek? İnsanların büyük kısmına bulaşıp onları saldırgan, bilinçsiz hibrit bir türe diğer bir tabirle zombiye çevirecek yüksek teknoloji ürünü bir hastalık pandemisi başlatmak. Böyle bir ortamda kalan insanlar varlıklarını sürdürebilmek adına güçlü ve zeki olanın hayatta kalacağı otomatik bir sistem oluşturacaktır. Yani Darwinin doğal seçim teorisi devreye girecektir. Dünya yakılıp yıkılacak teknoloji ortadan kalkacak bu onların işine gelmez diye düşünebilirsiniz. Derhal açıklayayım. Para dediğimiz olgu aslında yoktur. Bilgisayarda ki rakamlardan ibarettir. Nüfus 500 milyona indirgendiğinde hali hazırda elitlerin yer altı sığınaklarına depoladıkları altın ortaya çıkartılınca günümüzün karşılıksız parasından binlerce kat daha değerli olacak ve dünyayı birkaç defa yeniden inşa edecek kadar kaynağa tekabül edecektir. Ya teknoloji? Üzülmeyin elitler bilim insanları için fema kamplarını kurdu ve hali hazırda tüm yeni teknolojik buluşların ve gelişmelerin planları an be an yer altı sığınaklarında kopyalanıyor. Yani her şey bittiğinde 6 ay ila 1 yıl arası bir zaman diliminde tüm imkanlar yeniden ve daha da iyi şekilde tesis edilmiş olacaktır. Peki herşeyin başlangıcında olduğumuz bu zaman dilimi ve sonrasında ki değişen dünya nasıl bir yer olacak? Birebir bilmemizi imkan olmasa da ana hatlarıyla belli ve bunu sizler için kurgusal olarak az sonra anlatacağım. Sadece anlatmakla kalmayıp videonun gelecek bölümlerin de böyle bir dünyada nasıl hayatta kalabileceğinizi de öğretmeye çalışacağım. Bu videoya katkı sağlayan bushcraftokulu.com’a teşekkür ederim. Bu siteyi ziyaret ederek postapokaliptik bir dünyada nasıl hayatta kalacağınızdan ıssız bir nehrin kenarında nasıl sal yapıp kurtulacağınıza kadar her şeyi detaylı anlatımlarıyla öğrenebilirsiniz. Sayfanın linkini videonun açıklama kısmına bırakıyorum. Hazırsanız yıkılmış şehirlerin ters dönmüş araçlarla kaplı sokaklarında ateşlerle kaplı apartmanların duvarlarının kenarlarında dikkatli ve tehlikeli bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu yanmış yakılmış postapokaliptik dünyaya Hoşgeldiniz! 4 5 saniye boşluk.

Bizim bildiğimiz dünya artık geçmişte kaldı… Hayatta kalanların yeni doğanlara anlattıkları masallar sadece… İnsanların bir arada yaşadığı o mutlu günler artık asla geri gelmeyecek ve kıyamet denen bu şey bizi tamamen yok etmeden önce sizlere anlatacaklarımı iyi dinleyin… Çünkü bu hikâye küller ile kaplanmış bir dünya ilerlerken attığınız her bir adımın ne kadar kıymetli olduğunu size anlatacak.

Ateş… (2-3sn boşuk)

İnsanoğlunun ilk defa ateşle tanışması binlerce yıl önce yıldırım düşmesi sonucu ile başladığını düşünülmektedir. Bu ilk tanışma insanoğlunu korkutsa da sonradan aralarında sıkı bir bağ oluştu. Bu bağ öyle güçlüydü ki… İnsan ateşi taşıdı, ateşte insana bilgelik ve koruma sağladı. Korkuyla saklandıkları mağaralarında onları ısıttı, gecenin karanlığını aydınlattı ve en önemlisi de avladıkları hayvanların etini pişirerek onları daha zeki varlıklar haline dönüştürdü.

İnsan MÖ 7000 yıllarına kadar verimli ateş yakma tekniklerini bilmiyordu. Neolitik insan, testere ve matkap tekniği ile ateş yakmayı başarmıştı ancak o dönemler ateşi taşımak yakmaktan daha kolay ve daha avantajlıydı. Ateşi söndürmeden asırlar boyu onla birlikte geliştiler. Hatta ona tapındılar. Çünkü o insana medeniyetleri sundu. Ve insan hızla gelişti. Ateş sayesinde demiri dövdü, daha güçlü silahlar yaptı. Nice medeniyetler onunla var olurken yine onla son buldu.

Daha sonra ne mi oldu…?

İnsan geliştikçe ateşten daha güçlü olduğunu sandı. Onu umursamadı ve o yokmuş gibi yaşamaya devam etti ve daha da gelişti.

Teknoloji ile birlikte güçlenerek ateşin geldiği gökyüzüne ilk adımını attı. Artık dünyanın da dışında gezebiliyordu. Hem orda ateş olmadan da hayatta kalabiliyordu. Yukardan dünyaya bakarak onun ne kadar küçük olduğunu düşündü. Evren çok büyüktü ve gidilmesi gereken çok yer vardı.

İnsanın en iyi arkadaşı artık teknoloji olmuştu. Onunla çok daha hızlı ilerledi çok daha hızlı gelişti. Dünyanın tamamını ele geçirdi ve kendi isteklerini dünyaya yaptırdı.

Dağları delip yollar açtı, Gök yüzünde kuşlar gibi uçmayı öğrendi, istediği ağaçtan meyve aldı istemediği ağacı kesti ve yok etti, hayvanları çoğaltarak onlara acımadı… ve bunları yaparken teknoloji ona yardım etti. Artık insan çok güçlendi ve çoğaldı. Çoğaldıkça ölümsüz olmak istedi aynı tanrılar gibi… Çünkü teknoloji onlara bunu yapabileceğini söyledi…

Geçen zaman içinde insan ne kadar hızlı çoğaldığını göremedi. O kadar çoğaldı ki dünya artık insanı doyuramaz oldu. Buna çare olarak insan kendi kendini azaltmanın bir yolunu aradı. Savaşlarla daha önce bunu yapmıştı. Şimdi de yapabilirdi ama dünyada azalan kaynaklar ona lazımdı. Oda teknolojiyi kullanarak bir kez daha tanrı olmaya kalkıştı.

Kendine güvenen kibirli insan, hastalık yayacağı bir virüs icat etti. Bu virüsle kendilerinden olanları yok ederek bencilce hayatta kalmayı planladılar.

Ve gün geldiğinde bu virüsü kendinden olanların üzerine saldılar…

İnsan hızla hastalandı ve ölmeye başladı. Dünyanın her bölgesini zapt etmiş insan ırkı artık kendinden korkar oldu. Evlerine kapandı ve dışarı çıkmadı.

Üretim durdu ama tüketim hala devam ediyordu. İşte bu zamanlarda bir şey daha gördüler… Aç insan en tehlikeli varlıktır…

Aç kalmamak için kendileriyle savaştılar. Güçlü olanlar hayatta kalırken zayıflar öldü. Derken teknolojinin yardımıyla geliştirdikleri o virüste insanın bedeninde güçlenip gelişti.

Ve onu ele geçirdi…

Oda insanı bir araç gibi kullanarak hayatta kalmaya çalıştı. Virüsün duyguları yoktu, düşünecek bir aklıda yoktu. O sadece hayatta kalmaya çalışıyordu ve aynı insan gibi geliştikçe hızla çoğalıyordu. Virüs için en iyi yaşam formu insandı çünkü insanın asırlar önce iki ayak üzerine kalkıp kıtaları aştığı gibi oda bu dünyayı yaşamaya ve keşfetmeye çalışıyordu. Belki oda insan bedeninde aynı insan gibi evrimleşerek gelişmek istiyordu.

 İşte kıyamet böyle başladı…  

 Yaşlanan dünyamıza zulüm ettik ve onu dinlemedik. Aslında biz kendimizi bile dinlemedik. Geliştiğimizi sandık ama sadece gerçekleri unuttuk.

Şimdi gerçek bir dünyada dejavu yaşıyorum ve sizi en başa götürüyorum. Çünkü artık teknoloji denen yakın dostumuz öldü ve karanlıkta bir ses bize dost çağrısı yapıyor.

Hatırladınız mı?  

Karanlığımızı aydınlatan, bizi koruyan, bizi besleyen dostumuz ateş…

Postapokaliptik bu dünya da beni hayatta tutan en önemli dostum. Teknolojinin bana armağan ettiği hiç bir şey bu dünyada uzun zaman sağ kalamaz. Ama dostum ateş olduğu sürece ben bu yolda güvenle yürürüm.

Onunla bu dünyanın karanlığında aydınlanırken, çürüyenlerden kendimi koruyabilirim. Evet çürüyenler onlara verdiğim isim bu … Dostum ateş var ederken yok etmeyi de iyi bilir. Onu kızdırıp serbest bırakmamı istemezsiniz. Çünkü önüne çıkan her şeyi bu dünyanın kokuşmuş küllerinin arasına katabilir.

En önemli şey o yanımda yokken her çağırdığımda yanıma gelmesi. O iki taşın arasında bir kıvılcım ya da bir dal parçasının sürtünmesinden çıkan bir çığlık. Güneşten cama yansıyan bir peri, belki de yine bize gökten gelen o gür sesli eski dostumuz. Bir şekilde onla buluşabiliyorum çünkü onu nerde bulacağımı iyi biliyorum.

Size bu dünya da vereceğim ilk tavsiyem bu olacak. İlk insanların yaşadığı o karanlık çağlarda onlara yol gösteren ve koruyan bu dostu hatırlayın ve onu asla unutmayın. Çünkü geçmiş karanlıkları aydınlatan bu dost gelecek karanlıkları da aydınlatacaktır.

Bilmediğimiz bir dünya da gözümüzü açtığımızda korkuyorduk. Çünkü bilmemek insanı korkutur. Gelecekte çürüyenlerin kapladığı bir dünyadan da korkuyor olacaksınız çünkü o dünyayı da bilmiyorsunuz. Ama bildiğim bir şey varsa öğrendiğiniz her bir becerinin size güç kazandıracağıdır.

Ben size ateşin çağrısını ilettim. Ona gitmek ve onu bulmak sizin beceriniz…

Çürüyen dünyanın başka bir bölümünde ateş sizinle olsun araştıran insanlar…

CEVAP VER

*