Baştan düzeltmemizi yapalım ki yanlış anlaşılmalara mahal vermeyelim. Bu makalede bahsedeceğimiz cüceler çeşitli tıbbi hastalıklar sonucunda boyları kısa kalan insanlar değil, Dünyanın hemen her bölgesin de gözlemlenen 10 – 20 cm aradın da ki insansı varlıklardır. Şahsen ben küçük bir çocukken bu tarz küçük varlıkların bir gün gelip beni ziyaret edeceğine inanır, onlara yorgan iğnelerinden kılıçlar düğmelerden kalkanlar hazırlardım. Bu yüzden de çok severek yaptığım bu araştırmayla sizleri baş başa bırakıyorum.

Cüceliğin tıbbi tanımı, kalıtım veya metabolizma bozukluğu sebebiyle büyümenin durakla­ması sonucu boyun normal ölçülerin çok altında kalması durumudur. Kalıtıma dayalı cücelerde zekâ seviyesi normal olmakla birlikte metabolizma kökenli cücelerde çok defa hormon düzensizlikleri, zekâ geriliği vb. eksiklikler söz konusudur. Çeşitli tipte olan cücelerin boyu 45 cm. ile 1 m. arasında değişir, bir kısmı da kambur olur. Şeklindedir. Fakat bu tanım tarihi mitler de, kameralara yakalanan görüntüler de ve çeşitli görgü tanıklıkları ile yerel halk inanışlarında ki cücelere karşılık gelmemektedir. Nitekim dünya da cücelerin varlığının resmi olarak kabul edildiği Yeni Zellanda, İrlanda, Danimarka ve İsveç gibi ülkeler de edinilen tecrübeler sonucu yapılan cüce tanımlarında boyları 15 – 25 Cm arası olduğu sabittir. Buda bilimin yaptığı tanımın mitlerde ki cücelerin tanımını karşılayamadığını açıkça gözler önüne seriyor. Başta Grek, İskandinav ve Cermen mitolojilerinde olmak üzere Doğu’da ve Batı’da çeşitli ülkelerin mitolojilerinde cüceler folklor ve masalların vazgeçilmez kahramanlarındandır. Pek çok masalda cücelere rastlanır. Bazı masallarda cücelere orman cinleri, goblinler gibi farklı isimler de verilir. Ayrıca yine tv dizileri çizgi filmler ve fantastik yapıtlarda cüceleri sıkça kullanır. Şirinler bunlara güzel bir örnektir. Kelt mitolojisinde Elfler, ışığın ve havanın yaratıkları, cücelerse karanlık ve yeryüzüne ait yaratıklardır. Genellikle mucit ve zanaatkâr olarak bilinirler. Madenlerde çalışırlar ve paragözdürler. Kötülüğe eğilimli cüce karakteri Alman romantikleri tarafından da kullanılır, Grimm Kardeşler de masallarında kötücül cüceleri anlatırlar. İskandinav mitlerin de tasvir edilen cücelere troller denilir. İskandinav halklarının neredeyse %90’ı trollerin varlığını kabul etmekte ve inanmaktadır. İzlandalılar için de durum benzerdir. İzlandalılar cücelere canı gönülden inanırlar. Bu nedenle bazı bina projeleri onların yaşam alanı olan kayaları zedelememesi için iptal edilmiştir. Cüceler kenti Hafnarfjörour, bu eski hikayelere meraklı insanlar için oldukça popüler bir yerdir. Cücelerin hala burada elektrik ve modern hayattan yoksun yaşadıklarına inanılıyor. Magnus Skarpheoinsson uzun yıllardır cüceler ile ilgili anı ve belge biriktiriyor. Cüceleri gördüğünü ve onlarla iletişim kurduğunu söyleyen yaklaşık 700 kişi ile röportaj gerçekleştirmiş. İzlanda’da cücelerle dalga geçmek ve onların yaşam alanları olan kayalara zarar vermek suç sayılıyor. Anlatılanlara göre, cücelerle insanların arasındaki ilişkiye saygı duymayan insanlara uğursuzluk musibet oluyormuş. 

İran’ın Horasan eyaletinde cücelerin yaşadığı adı Makhunik olan 5 bin yıllık antik bir kent keşfedildi. Sürekli yeni kalıntıların çıkarıldığı kentte 20 cm uzunlukta mumyalanmış bir cesede rastlandı. Bundan dolayı, Makhunik’in de aralarında bulunduğu 13 köyün bir zamanlar var olan antik cüceler şehrinin kanıtı olduğu düşünülüyor. Antik cüceler şehri Makhunik, 1946 yılına dek herhangi bir medeniyetin yaşamadığı sanılan Lut Çölü’nün merkezine 60 km mesafedeki bir bölgede Tahran Üniversitesi Coğrafya Fakültesi tarafından keşfedildi. Antik şehirdeki yapıların kalıntıları Jonathan Swift’in ünlü romanı “Güliver’in Gezileri” kitabında yer alan ve cüceler ülkesi olarak geçen Liliput kentine ya da J.R.R. Tolkien’in “Yüzüklerin Efendisi” kitabındaki Hobbitlerin köyüne benziyor. Makhunik antik şehrinin Sümer mitolojisinde geçen iki mistik krallıktan biri olan Uruk krallığının Aratta uygarlığına ait bir şehri olduğu ve cüce insanların burada M.Ö. 6000 yılından beri yaşadığı tahmin ediliyor. Kentte bulunan küçük boyutlu yapılar da buna kanıt olarak gösteriliyor. Ayrıca insanlık tarihinin en eski metal bayrağı bu antik şehirde bulundu. 20 santimetre boyundaki mumyalanmış bir cüce ise antik cüceler kentine teorisine en ciddi kanıt olarak gösterildi. Arkeologlar, cücenin cesedini inceledikten sonra, cesedin doğal işlemlerle mumyalanmış olabileceğini belirtmişti. Mumya üzerinde yapılan araştırmalar neticesinde, cücenin öldüğünde 16-17 yaşlarında olduğu saptanmıştı. Sümer tabletlerin de bahsedilen cüceler diyarının Makhunik kenti olduğu düşünülmektedir. Sümerlilerce cüceler saygın ve doğa üstü varlıklar olarak görülmekteydi.  Tabletlerde anlatıldığına göre bu bölgeye normal insanların girmesi yasaktı. Cüceler diyarına yılda 1 defa krallar ve seçtiği çok az sayıda ki mahiyetleri gider yolda yükleri taşıyan işçilerinse gözleri bağlanırdı. Krallar cücelere sevgilerini belirtmek için onlara yiyecekler değerli taşlar ve takılar gibi özel armağanlar götürürlerdi. Cüceler de buna binaen krallara kendi yaptıkları sihirli bir broş hediye ederlerdi. Krallar savaşa gittiklerinde bu broşu mutlaka takarlardı. Broşların uğur getirdiğine ve doğa üstü güçleri olduğuna inanılırdı. Her broşun farklı hava koşulları üzerinde etkisi olduğu düşünülürdü. Bir broş rüzgar çıkartması için yapılırken bir başkası ise kar yağdırmaya yarardı.

CEVAP VER

*