6 Dakikalık siyah beyaz ürkütücü bir film. İzleyen herkes kısa süre sonra bir şekilde ölüyor. Esrarengiz İntiharlar Garip Kazalar… Lanetli Nesnelere İnanır mısınız?
Bu sadece bir şehir efsanesi değil. Resmi polis raporları ve gazete haberleriyle gerçekten yaşanmış bir olay. Peki sizin bu filmi izlemeye cesaretiniz var mı?

İlk bakışta kulağa güzel bir film senaryosu gibi gelse de olay son derece gerçek. Hatta Newyork Time’s polis raporlarına dayanarak olayı haberleştirdi. Aslında daha önce bu konu temel alınarak çekilmiş bazı ünlü filmler de var. Halka filminin ana teması Karanlık imajlarla dolu bir video-kaset. Kasedi izleyenler 7 gün içinde gizemli bir şekilde ölüyorlar. Gazeteci Rachel Keller da 4 gencin ölmesi üzerine olayı araştırmaya karar veriyor ve kaseti bizzat izliyor. Bu deneyimin ardından kendisiyle birlikte oğlunun da hayatı tehlikeye giren ve arkadaşı Noah’ın yardımını isteyen Rachel Keller’a olayı çözmek için sadece 7 gün kalıyor. Amerika Birleşik Devletlerin’de Yahudi bir aileye mensup olan Joshua Bender 1997 senesinde parlak bir öğrenci olarak Yeshiva Üniversitesine girmeye hak kazandı. Joshua cadılar bayramında arkadaşlarıyla izlemek için kısa bir korku filmi çekmek istiyordu. Senaryosunu yazabilmek için yerel halk söylencelerini araştırmaya başladı. Nihayetinde Amerika da oldukça meşhur olan bir söylenti ona ilham kaynağı oldu. Tavşan adam efsanesi. Bu efsane gerçekten de Amerika’da çok bilinen bir olaydır. Efsaneye göre vakti zamanında akıl hastanesinden bir deli kaçar. Uzun süre yapılan aramalar netice vermez ve olay unutulur. Akabinde geçen sıralı zaman döngüsünde ormanda derisi yüzülmüş tavşanlar bulunmaya başlar. İzleyen günler avcılar kaybolur. Bir süre sonra onlarında derisi yüzülmüş vücutları ağaçlara asılı olarak bulunur. Rivayet odur ki bunu yapan katil İnsan derisinden yapılmış bir tavşan kostümü giymektedir. İşte bu efsane Joshua’ya çekeceği film için ilham olur. Filmi 36 lık kodakla siyah beyaz ve diyalogsuz olarak çekmeye karar verir.  Film Tavşan kostümlü birinin ormanda yürüyerek metruk bir binaya girmesiyle başlıyor. Daha sonra kostümlü kişi kırık bir aynanın önünde kendisine uzun uzadıya bakıyor ve başka bir odaya giriyor. Girdiği odada kırık ahşap bir sandalyeden başka hiçbir eşya yok. Kamera açısı ellerini asla çekmiyor. Bir süre garip hareketler sergiledikten sonra bir anda kameraya dönüyor. O anda ekrandan bazı değişik ve ürkütücü videolar belirip hızla yok oluyor. Tavşan adam kameraya birkaç adım atıyor ve elinde tuttuğu üzerinde garip semboller olan 3 tane kartı seyirciye uzatarak seçim yapmalarını bekliyor ve film bitiyor. Jashua bu filmde kimi oynattı bilinmiyor.

Cadılar bayramı geldiğinde filmi izlemek üzere bir arkadaşının evinde toplanıyorlar. Ancak o gün Jashua Bender babası’nın trafik kazası geçirdiğini haber alarak apar topar ayrılıyor. 2 Arkadaşıysa o gece filmi izleyip Jashua’ya iade ediyorlar. Aradan henüz 2 hafta geçmişken Film izleyen arkadaşlarından bir tanesi akrabasının apartmanının çatısından düşerek ölür. Cenazenin üzerinden 2 gün geçmişken diğer arkadaşı da gece yarısı sadece iç çamaşırlarıyla üst geçitten otobana atlayarak intihar eder. Joshua’nın filminin laneti böyle başlar fakat kurbanlar son değildir. Polis raporlarına göre Joshua ölümlerin ardından önce bağlı oldukları sinagogun hahamıyla görüşür ve çektiği filmin lanetli olduğunu, filmde görülen sembolleri özel mistik bir kitaptan bulduğunu ve bu sebeple de arkadaşlarının ölümünden kendisinin sorumlu olduğunu anlatır. Ayrıca ölümlerin ardından filmi yok etmekte istemiş fakat bir türlü iradesini toplayarak bunu başaramamıştır. Bana engel oluyorlar diye papaza anlatmıştır. Filmi daha sonra tavan arasına kaldırmış ve derin bir depresyona girmiştir. Lanetli eşyalara dünyanın pek çok yerinde rastlanıyor. Bazı sembollerin nesneleri tehlikeli ruhani varlıklara bağladıkları düşünülüyor. Bazı lanetli olduğu düşünülen eşyaların etrafında öylesine olaylar dönüyor ki bu hadiseleri ne yetkililer nede bilim insanları bir türlü mantıklı bir zemine oturtamıyorlar. Sanırım Tutankamonun lanetli mezarını duymayanınız yoktur. Howard Carter tarafından 1922’de keşfedilmişti. Cesaret edip mezara girmeyi başarmış neredeyse herkesin, Firavun’un Laneti yüzünden kötü şansa, hastalığa ya da ölüme maruz kaldıklarını görüldü. Öyleki mezarı açıp içine giren herkes kısa süre sonra farklı şekillerde haaytlarını kaybetti. Bir başka örnekte filmlere konu olan Annabelle bebeği. 1970 yılında, bir kadın, üniversiteye giden kızına alışveriş esnasında Raggedy-Ann tarzı bir bebek aldı. Kızı bebeği beğendi ve evine götürdü. Çok zaman geçmeden genç kız ve oda arkadaşı bebekten kaynaklanan tuhaf şeyler olduğunu farketti. Bebek kendi kendine hareket ediyor, kimsenin bebekle temas dahi kurmadığı zamanlarda bebeği başka odada buluyorlardı. Bir gün kendilerine ait olmayan parşomen bir kağıt üzerine karalanmış çocukça yazılar buldular. Dehşete uğrayan kızlar soluğu bir medyumun yanında aldı. Medyum onlara, bebeğin bir apartmanda hayatını kaybeden küçük bir kıza ait olduğunu söyledi. Adı “Annabelle” olan küçük kız medyuma, onları çok sevdiğini ve onlarla kalmak istediğini söyledi. Üniversiteli kızlar da bu teklifi kabul etti. Ne yazık ki, bu iznin verilmesine rağmen paranormal olaylar devam etti. Bir gece, erkek arkadaşları bebek tarafından saldırıya uğradı. Göğüsünde ve gövdesinde çizik izleri vardı. En sonunda oldukça ünlü medyumlar olan Ed ve Lorraine Warren ile görüşmeye karar verdiler. Evli çift, bebeğin küçük bir kızın ruhunu barındırmadığını, onlara yalan söylediğini, aslında onlara hakim olmak isteyen kötü niyetli bir şeytanı barındırdığını söyledi. Genç kızlar Annabelle’yi Warrens çiftine verdiler. Çift bebeği Connecticut’taki gizli müzelerindeki cam vitrine yerleştirdi. Cama ise uyarı yazısı eklediler. “Uyarı! Sakın açmayın!” Konumuza dönelim. Joshua Bender suçluluk psiklojisiyle girdiği ağır depresyondan çıkması için ailesi tarafından bir psikoloğa yönlendirdi. Bir süre her şey iyiydi Psikolog Joshua’yı insanların bir film izleyerek ölmelerinin imkansızlığını aylarca anlattı. Olayı daha da ileri götürerek filmi kendisinin izleyerek ona bir şey olmayacağını göstermek istediğini söyledi. Psikoloğa göre Joshua’yı tedavi edecek tek yöntem buydu. Birileri filmi izleyip normal yaşamlarına devam ettiklerin de Joshua’da suçluluk psikolojisinden kesin olarak kurtulacaktı. Bender başlarda bu teklifi kabul etmese de psikolog bir süre sonra onu ikna etmeyi başardı.

Filmi tavan arasından çıkarttı ve psikoloğa teslim etti. Bu olaylar yaşanırken takvimler 1998’e gelmişti ve Joshua Bender üniversitesinin yolunu tutmuştu. Psikolog filmi izledikten sonra Joshua’yı aradı ve izlediğini söyledi. Bender için gergin geçen 2 haftanın ardından hiçbir şey olmayınca rahatladı. Psikolog gündelik hayatına ve yaşamaya devam ediyordu. Joshua hızla içinde bulunduğu depresyondan sıyrılarak derslerine ve yaşantısına döndü. Tedavisi neticelenmişti. Geçen 2 ayın ardından liseden bir arkadaşı arayarak Psikoloğunun boş bir yolda aracıyla seyrederken uçurumdan uçarak hayatını kaybettiğini anlattı. Lanet devam ediyordu. İlerleyen günlerde Joshua kendisini herkesten ve herşeyden soyutlayarak içine kapandı. Korkuyordu hem de çok korkuyordu. Derken bir gece kaldığı yurdun yatakhanesinden cüzdanını dahi almadan ayrıldı ve ortadan kayboldu. Polis onun için arama çalışmaları başlattı yüzlerce gönüllü bu aramalara katıldı. Ailesi onu bulanlara 25.000$ ödül vaat etti. Joshua’nın kaybolması olayını aydınlatmak için polis kişisel eşyalarına el koydu. Daha sonrada tıbbi kayıtlarını isteterek filmin lanetinden haberdar oldu. Mahkeme kararı ile ailesinin evinde ki tavan arasında bulunan filmi de alan polis araştırmalarına devam etti. Joshua kaybolmadan 1 gece evvel adeti olmadığı halde gece 2 sularında annesini aramış ve etraftında ona zarar vermek isteyen varlıklar olduğunu anlatmış annesinden filmi yakarak yok etmesini istemişti. Başta annesi bahsettiği şeylerin ona zarar vermek isteyen kişiler olduğunu algılamış ve polise başvurmasını tavsiye etmiş daha sonra Joshua bunların ruhani yaratıklar olduğunu söyleyince ona tevrattan bazı kısımları bir kağıda yazdırarak yastığının altına koydurtmuştu. Babasıysa polise Joshua’nın son derece terbiyeli, iyi eğitimli ve zeki bir genç olduğunu alkol ve sigara kullanmadığını ancak arkadaşlarının ölümünün onu çok sarstığını bu yüzdende tedavi gördüğünü anlatmıştı. Joshua annesinin ifadesine göre babasıyla pek fazla şey konuşmayı ve hayatında yaşananları paylaşmayı sevmiyordu. Ancak annesiyle nisbeten daha fazla şey paylaşıyordu. 1 sene evvel çok sevdiği 11 yaşında ki küçük kardeşi film hakkında ki söylentileri duymuş ve filmi alıp izlemek için tavan arasına çıktığında Joshuaya yakalanmıştı. Joshua hayatı boyunca hiç el kaldırmadığı kardeşini bu yüzden iyice pataklamıştı. Zaten aile Joshua Bender’i bu olay üzerine psikoloğa yollamaya karar vermişti. Ayrıca polis filmi izleyip hayatta kaldığını anlatan bir gence ulaştı. Bu olaylar Joshua’nın çevresinde efsane gibi yayılmıştı. Genç cadılar bayramı gecesi Joshuanın ölen iki arkadaşının olduğu eve Joshuanın ayrılmasının hemen ardından gitmiş filmi açtıkları sırada kız arkadaşından telefon alınca evden ayrılmıştı. İfadesine göre filmin sadece ilk 2 dakikasını izlemişti yani filmin tamamını izlememiş ve kurtulmuştu. Arama çalışmaları sonuç verdi. 12 Mayıs 1998 tarihinde Manhattan Fort Tyron Parkının içinden geçen nehrin yanında Joshua Bander’in cansız bedenine ulaşıldı. Üzerinde kot pantolon ve kareli bir gömlek vardı.

Avcunun içerisine çizilmiş değişik bir sembol göze çarpıyordu. Aile dini inançları gereği otopsi talebini ret etti. Polis tüm bu olup biten olaylar neticesinde Joshua Bender’in bir intihar tarikatinin üyesi olduğunu düşündü daha önce ölen kişilerin ve Joshua’nın yakın çevresiyle görüşüldü evlerde aramalar yapıldı ancak bu savlarını destekler nitelikte bir bulguya rastlanamadı. En sonunda filmi bir medyuma izletmeye karar verdiler. Fakat film rulosunu eline alan medyum izlemeyi kabul etmedi. Joshua Bender’in filmine ait olduğu iddia edilen bazı sahneler ara ara deepwebe düşüyor olsada orijinal film bugün halen Polis kasasında mühürlü şekilde muhafaza edilmektedir.

CEVAP VER

*