Azerbaycan Gobustan – Türklerin Uzaylılarla İlk Teması

2764

Gobustan Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün Karadağ rayonun da yer alan dağlık bölgedir. Pek çok dağ geçidi barındıran bölgenin adının Azerice dağ geçidi anlamına gelen gobu kelimesinden türediği tahmin edilmektedir. 2007’de UNESCO, bölgeyi Dünya Mirası ilan etmiştir.

gobustan_640x480_732Gobustan’ı esrarengiz kılansa içerisin de barındırdığı paleolitik dönemden orta çağa kadar bir zaman dilimini kapsayan 6000 den fazla kaya resmi, henüz 20 tanesi keşfedilmiş antik yerleşim ve 40 tan fazla kurgana sahip olmasıdır. Türk tarihçiler uzun yıllar eski çağlar boyunca bölge de yaşayanların Türkler olduğunu iddia etmişse de Sovyet tarihçilerine göre bölge Ermenilerin atalarına Avrupalı tarihçilere göre ise Kürt ve Ermenilerin ortak yaşadığı bir topluma aitti. Avrupalı ve Sovyet tarihçilerin dünya da gerçekmiş gibi kabul gören bu iddialarının dayanağı ise Gobustan yerleşimlerinden binlerce yıl sonra bölge de bir dönem yaşayarak Avrupa’ya göç etmiş bazı Kürt ve Ermenilerin iddialarından ibaretti.

Tezin dayanakları bilimsel verilerden uzak ve dayanaksız dahi olsa hem Avrupalıların hem de Rusların “Türkler’e Orta Asya’da daha fazla hak iddia ettirmeme” politikalarına son derece uygun düştüğü için siyasi olarak kabul görmüş ve desteklenmiştir. Bu bağlam da Gobustanın Ermenilerin ve Kürtlerin atalarına ait olduğunu ispatlamak adına 90’lı yılların sonlarına kadar bir çok tarih projesi yürütülmüş ve bahse konu devletlerce finanse edilmişse de bilimsel olarak bu çalışmalardan bir sonuç alınamamıştır. Sovyetler dönemin de ise finansman ve teçhizattan mahrum kendi imkanları ile bölgeyi incelemek isteyen Türk tarihçilere bırakın yardımcı olmayı bölgeye giriş izni dahi çok kısa sürelerle büyük zorluklarla verilmekteydi. Sovyetlerin dağılış sürecinin başlayarak Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesiyle bölge bir kere daha gerçek sahiplerine iade ediliyor ve çalışmaların önü açılıyordu.1Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cengiz Alyılmaz, Gobustan’daki kaya resimleri ve damgalar üzerinde 21 farklı epigrafik ve fotogrametrik yöntem uygulayarak bunların Türk Dünyası’ndakilerle benzer olduğunu; tarihleri MÖ 11.000 yılına kadar uzanan bu eserlerin Kıpçak Türklerine ait olduğunu ispat etti. Asya’dan Kafkaslar’a; Kafkaslar’dan Anadoluya; Anadolu’dan da Avrupa’nın içlerine giden Kıpçaklar yerleştikleri yerlerde pek çok eser vücuda getirmiştir. Bu eserler içinde Gobustan’dakiler ise ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Alyılmaz, Gobustan’daki eserlerin Türklerin / Kıpçakların göçebe değil;

Yerleşik bir kültür ve uygarlığa sahip olduklarını; bu eserlerin Türklerin yaşayış ve inanışına ait birçok bilgiyi bünyelerinde taşıdıklarını söylemiştir. Prof. Dr. Alyılmaz, “Türk boy ve toplulukları gittikleri yerlerde muhteşem eserler / şehirler vücuda getirmişler. Biz Türkler, birilerinin (özellikle Batılıların) bize empoze ettiği gibi göçebe bir millet değiliz. Biz çok erken dönemlerde yerleşik hayata geçmişiz. Ciddi bir yazı ve şehir medeniyetine sahibiz; sadece Orhun yazıtlarında ve eski Türk yazıtlarında geçen 70’in üzerinde şehrimiz var” diyerek önemli bir tespit yapmış ve bu konu hakkında Gobustan Kıpçakların Yolu isimli bir kitap kaleme alarak konuyu detaylı şekil de incelemiştir.2Bölgenin ilk defa önem kazanıp incelenmesi ise Sovyetler birliği dönemine denk gelmektedir. Bu dönem de bölgenin Türklerin atalarına ait olduğu henüz kanıtlanmamışken Sovyet bilim insanlarınca yapılan incelemeler de bahse konu kaya resim ve yazıtlarında dünya dışı izlere rastlanması üzerine bölge kapsamlı şekilde analiz edilmiştir. 1958 yılın da o dönem Sovyetlere bağlı olan Bakü Devlet üniversitesince hazırlanan raporlarda kaya resimlerin de çizilen kişilerin bazılarının kafa ve vücut yapılarının olağan çizimlerin aksine çok farklı olduğu bazı kayalar da ise uzay ve yıldızlarla alakalı çizimlere yer verildiğini anlatan bir rapor hazırlanmıştır. Komünist parti 1. sekreteri konumun da ki Nikita Kruşçev raporu inceledikten sonra konuya ilgi duyar.

Bakü üniversitesinden uzmanları kendisine brifing vermeleri için Moskova’ya davet eder. Üniversite yetkilileri bu konuda yeterli ekipmana ve kalifiye personele sahip olmasalar da oldukça iyi bir sunum hazırlayarak Nikita Kruşçev’e bir çok bilgi aktarırlar, bunun üzerine Kruşçev yazıların deşifre edilmesi için bir emir hazırlatır ve üniversitenin bütçesini arttırır. Bu adımdan sonra Bakü üniversitesi bazı ayrıcalıklarda elde etmiştir, İsviçre’den kripto filolog Simon Leon Bakü’ye davet edilir. Yazıt ve resimlerin baştan aşağı bölgesel haritası çıkartılır. Öncelikli olarak farklı betimlerin olduğu kaya resimleri sıkı bir incelemeden geçirilir ve karşılaştırma yöntemi ile hangi çizimin ve hangi şeklin ne anlama geldiği kesin olarak saptanır. Yazıtlarda tarımdan hayvancılığa çömlek yapımından metal işlemeciliğine kadar bir çok konu da bilgi verildiği gibi dönemin sosyo-ekonomik hayatı önemli kişilerin evlilikleri, doğumları ve ölümleri hakkında da muazzam bilgiler verilmekteydi.3Yazı tekniği anlaşılmış ve bir çok bilgiye ulaşılmış olsa da bazı yazılarda insandan daha farklı betimlenen kişilerin neden böyle betimlendiği bir türlü anlaşılamıyordu. Normalden farklı betimlenen kişilerin sayısı da oldukça azdı ilk ortaya atılan teze göre bunlar büyük bir suç işlemiş kimselerdi ve ellerinden bir ata ayaklarından da başka bir ata bağlanmak sureti ile iki yana çekilerek cezalandırılmışlardı. Ancak bu tez kısa sürede çürütüldü yine bulunan başka bir yazıtta bu farklı betimlenmiş kişilerden bir tanesine son derece muazzam bir cenaze merasimi yapıldığı anlatılıyordu ancak kayanın aşağıları kırılmış un ufak olmuştu bu yüzden konu tam olarak saptanamadı.

İlerleyen günler de daha eski tarihli kabaca çizilmiş bir duvar resmin de yine bu farklı görünümlü kişiler betimlenmiş ve çok daha fazla detay verilmişti. Yazıta göre bu kişilerin yıldızlardan gelen ziyaretçiler olduğu ve o dönemdeki insanlara bazı alet edevatları nasıl yapacaklarını toprağı nasıl daha verimli kullanacaklarını, madenleri nasıl işleyebileceklerini anlatan bazı teknik bilgiler öğrettiğini insanların ise minnetlerini sunmak için onlara bir sunak taşı dikerek çeşitli hediyeler sunduklarını anlatmaktaydı. İncelemelerin bu ilk sonuçları derhal rapor haline getirilerek Moskova’ya gönderilir. Alınan bu ilk sonuçlar KGB’nin dikkatini çeker son derece kapalı ve sert olan Sovyetler birliğin de KGB’nin olaya el koyması ile dosya devlet sırrı kapsamına alınır. KGB yetkililerince ilk incelemeyi gerçekleştiren bilim adamları konuşmaları durumunda çalışma kamplarına gönderilmek ile tehtid edilir. Simon Leon da apar topar ülkesine geri yollanır. Ülkesine geri döndükten 1 hafta sonra şüpheli bir trafik kazasın da hayatını kaybeder.4Sovyetlerin çöküşüyle 90’lı yıllarda KGB raporları ortaya saçıldı. İngilitere de yayın yapan ve dünyanın en saygın uzay ve dünya dışı yaşam dergisi olan Fate 90’lı yıllarda bir sayısında 1969 tarihli bu raporu ve raporla birlikte bulunan bazı fotoğrafları yayınlar. Rapora göre 1959 ve 1960 yılında bölge KGB tarafından 2 kere daha incelenmiştir. İlk inceleme tamamen resimleri ve yazıları deşifre etme amacı ile yapılmıştır, deşifre çalışmalarına bazı yabancı uzmanlarda dahil edilmiştir. Diğerlerine nazaran nispeten daha yakın bir tarihte çizilmiş olan bir kaya yazıtının Yapılan deşifresin de yıldızlardan zaman içerisinde toplam 7 tane ziyaretçi geldiği gelen bir ziyaretçinin öldüğü ve halk tarafından bu ziyaretçiye bir kayada mezar oyularak eşyaları ile birlikte buraya koyulduğu yazmaktadır. Toplam 100 civarı yazı deşifresinin ardından KGB yetkilileri bu yazıt üzerin de özellikle dururlar. 1960 Yılında yetkililer ikinci operasyonu başlatırlar.

Ancak bir fark vardır bu sefer amaç yazı deşifre etmek değil deşifre edilen yazıtta ki mezarı bulmaktır. Bunun için kapsamlı bir çalışma yaparlar. Cihazlar bölgenin bazı kesimlerinden yüksek enerji çıkışları tespit eder. Aramalar bu bölgeler de yoğunlaştırılır. Gobustan büyük bir bölge olduğu için bölge askeriyesinden de aramalara katılmak üzere asker talep edilir. Her taşın altına her oyuğa bakılır. Gobustan tarumar edilir şüpheli görülen her yer kazılır. En Nihayetin de aramalar neticesin de uzun uğraşlar sonucu mezara ulaşılır.5Mezara girilmesi için 10 kişilik özel bir ekip oluşturulur. Kaya mezarın kapısı kırılmasın diye öncelikle kapı taşının etrafına çelik destek takılır ve dikkatlice içeriye girilir. Uzun bir giriş koridoru bir ana salon ve birde mezar odası şeklinde tasarlanan bu mezar yapıldığı dönem göz önünde bulundurulduğun da oldukça önem atfedilen bir kişi için tasarlandığı açıkça görülmektedir. Duvarlar da yazıtlar olmasına rağmen bu yazıtlar okunamaz haldedir. Mezar odasına girildiğinde Bir büyük kaide yanında ise başka bir küçük kaide bulunmaktadır. Bu iki kaideli mezar tekniği Eski Türk kavimlerinde sadece çok varlıklı kişiler devlet adamları ve hükümdar için uygulana gelmiştir.

Büyük kaide’nin üzerin de 3.15 cm uzunluğun da ayakları 6 parmaklı elleri ise 4 parmaklı göz çukurları son derece büyük bir iskelet vardır. Yanında ki küçük kaidenin üzerin de ise asa benzeri değişik bir metal alaşımından yapılmış kıvrımlı uzun bir nesne ile küp şeklinde 8 kg lik bir materyal bulurlar. İskelette yapılan incelemeler de iskeletin yarı organik kristalimsi bir maddeden oluştuğu, yanında bulunan nesnelerinse daha önce hiç rastlanmamış bir maden den yapıldığı küpün açılarak bir giysi veya zırh haline geldiği keşfedilmiş ancak açılması bir türlü başarılamamıştır.

Bundan sonra mezarın içindekiler yeri bilinmeyen bir KGB labaratuarına götürülürken bulunan mezar ve yıldızlardan gelen ziyaretçileri betimleyen yazıtlar tahrif edilmiş ve ortadan kaldırılmıştır. Daha kapsamlı araştırmalar yapılmak üzere 1969 yılında iskelet ve yanındaki materyallerin KGB Labaratuarından Merkezi Moskova da bulunan Sovyet uzay dairesine gönderildiği buradaysa tam olarak nasıl bir inceleme yapıldığı ve buradan sonra materyallerin ne yapıldığı konusunda başkaca bir bilgi verilmemiştir. Bu belki de atalarımızın dünya dışı yaşamla ilk karşılaşmasıdır.

KGB ARŞİVİNDEN ALINTI ORJİNAL GOBUSTAN FOTOĞRAFLARI

dsc_0635-kgb_yaz 29a-rolling-stone-grave-kgb_son-yazz gobustan1987_4s  assets-images-embassy jesustomb212b_kgb_yazi empty-tomb-1kgb_yaz

banner

CEVAP VER

*