Anıtkabir Neden Geleneksel Türk Mimarisinde İnşa edilmemiştir?
Türkiye’nin 100 yıllık geleceği Anıtkabire kimler tarafından şifrelenmiştir?
Abidenin içerisinde ki binlerce sembol gizli mesajlar mı taşımaktadır?

Her şey den evvel şunu belirtmek gerekir ki Mustafa Kemal Atatürk sağlığında gömüleceği yere dair bir vasiyet hazırlamamış ve asla Anıtkabir kadar şatafatlı bir istiraatgah talebi olmamıştır. Hepimizin yakınen bildiği anıtkabiri hiç bilmediğiniz yönleriyle kapsamlı şekilde irdeliyoruz. Kült TV ye abone olup bildirimleri de açarak araştıran insanlar topluluğunda ki yerinizi aldıysanız videoya başlayalım. Atatürk’ün vefatının ardından vasiyeti olmaması sebebiyle nereye defnedileceği konusunda yaşanan karmaşa sonucu naaşının tahnit edilmesine karar verilmiştir. Dolayısıyla Anıtkabiri mason tapınaklarına benzeterek yahut içerisinde ki belli başlı kısımlardan yola çıkarak bunu Atatürk’le özdeştirme çabasında olanların bu çabaları beyhudidedir.  Nitekim Atatürk Anıtkabirin ne mimarıdır nede müteahiti. Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının ardından hükümette bir panik havası başlamıştır. Nitekim siyasi irade büyük bir otorite kaybına uğramış bunun neticesinde de İrticanın faaliyetleri hızlanmıştır. Esasen ülkemizde 2000li yıllara kadar süre gelen irticayla mücadele vurgusunun kökenleri bu tarihlere dayanır.  Bu ahval altında TBMM Atatürk’ü ölümsüzleştirecek bir anıt mezar yaparak otoritesinin devam ettiği mesajını vermek istemiştir. Atatürk’ün vefatı ile başlayan gizemli olaylar silsilesi, Ata’mızın ebedi istirahatgahının inşa aşamalarında da kendisini göstermiştir. Sanki gizli bir el sürekli müdahalede bulunmuştur. Kabir yerinin seçiminden tutun da projenin ihale edilmesindeki yaşanan olağanüstülüklere varıncaya kadar normal gitmeyen olaylar silsilesi yaşanmıştır. Kazananın bir değil üç proje olması, projeden daha çok mimarın birinci seçilmesi, tek başına hiçbir projenin uygulanabilir bulunmayışı, yapılan tadilatlar, gizlenen hakikatler, gizemli sayısal ve sembolik mesajlar, anıtın mimari dokusu, abidevi sanat yaklaşımı, tören ritüelleri, tören kortejinin hareket şekli, izlenen güzergâh ve günümüzde dahi açıklanmayan bazı gerçekler her Türk vatandaşını düşünmeye sevk etmelidir. 2000’lerin başında Anıtkabir’de bir takım araştırmalar yapan bağımsız Alman araştırmacı Christian Schimanski’nin kaleme aldığı makalenin ilk dizeleri şöyledir. Türkiye’nin 100 yıllık geleceği Anıtkabir’de ki sembollere şifrelenmiştir. Bu nasıl olabilirdi? Bunun için Anıtkabir projesinin mimarlarını dikkatli şekilde incelememiz gereklidir.

Anıtkabir için 1941’de açılan yarışmaya, İkinci Dünya Savaşı’nın en çetin günleri yaşanmasına rağmen Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya’dan toplam 49 proje katıldı. Ancak en çok beğenilen üç proje arasında Prof. Emin Onat ile Doç. Orhan Arda’nın ”25” numaralı projesi kabul edildi. Projenin orjinali Neo Osmanlı mimarisindeydi fakat hükümetin baskısıyla Profesör Emin Onat Avrupa’da tavsiye edilen bazı yapıları inceleyerek projede değişikler yaptı ve bugünkü parthenon kökenli neo batı mimarisinde tasarımı yaparak tekrar komisyona sundu. Bundan sonra iç mimaride komisyonun tavsiyesi ile İngiltere ve İsviçre’den bazı isimlerle görüştü. Nitekim ölümünden evvel Cumhuriyet gazetesine verdiği bir röportajda İç mimari konusunda benim fazla bir etkim olmadı hükümetin yönlendirdiği kişilerin tasarımlarını yerleştirmekle yetindim demiştir. Ancak bu isimlerin kim olduğunu açıklamamıştır. Yapımına 9 Ekim 1944’de başlanan ve 1 Eylül 1953’de tamamlanan Anıtkabir’in yerini ilk olarak Aydın Milletvekili Mithat Aydın önerdi. Ata’nın kabrinin yapımıyla ilgili komisyon Etnoğrafya Müzesi, TBMM’nin arkasındaki tepe (Kabatepe), Ankara Kalesi, Altındağ ve Gazi Orman Çiftliği seçeneklerini eleyerek tam Çankaya’da karar kılacağı sırada, Aydın Milletvekili Mithat Aydın daha sonra ”Anıttepe” olarak adlandırılacak olan Rasattepe’yi önerdi. Komisyon üyelerinin de burayı gördükten sonra Aydın’a hak vermeleri üzerine Anıtkabir’in Rasattepe’ye yapılması kararlaştırıldı. 9 yılda tamamlanan yaklaşık 150 bin ton ağırlığındaki Anıtkabir, heykellerinden süslemelerine, kulelerinden kabartmalarına kadar pek çok özel anlamlarla yüklü. Açıklanan anlamlarının dışında farklı anlamlarda barındırdığı aşikar. 750 bin metrekarelik bir alan üzerinde aslanlı yol, tören meydanı, mozole ve on kuleden oluşan Anıtkabir, 907 metre yüksekte yer alıyor. Ata’nın kabri 40 tonluk yekpare mermerden yapılan sembolik lahtin yaklaşık 7 metre altındaki mezar odasında bulunuyor. Türk milletinin kalbine gömdüğü Atatürk, Selçuklu-Osmanlı kümbet mimarisine göre yapılmış sekizgen şeklindeki mezar odasında ”vatan toprağında” yatıyor.  Anıtkabir’in şifrelerinde aslanlı yolun büyük bir önemi vardır. Kabre ulaşan 262 metrelik yolun sağ ve sol taraflarında bulunan 24 aslan ’24 Oğuz boyunu’ temsil ediyor. Aslan figürlerinin çift olması ‘birlik ve beraberlik’ kavramına vurgu yaparken yatıyor pozisyonda olmaları ise ‘barışseverlik’ anlamına gelmektedir. Oysa Türk kültüründe aslan sembolüne pek rastlanmaz.

Türk tarihinde Kurtlar’ın aslanlardan daha fazla yer tuttuğu biliniyor. Aslanlar neden özellikle seçilmiştir burası bir muamma. Yolun çim zemininin üzerine 5 cm aralıklarla döşenmiş olan zemin taşları asimetrik olmasında dolayı ilgilinizi sürekli buraya vermenize neden olur. Bunun sebebinin Atatürk’ün huzuruna gidenlerin başının eğik gitmesi olarak açıklandıysa da bu açıklama yanlıştır. Taşların asimetrik dizilimi zeminle alakalıdır ve mecburi olarak bu şekilde döşenmiştir. Projenin orjinalin de bu yolun Altın varaklı mermerden yapılması kararlaştırılmıştı. Bayrak direği ise Amerika’dan yollanmıştır. 33.53 metre yüksekliğindeki bu direk Avrupa’daki tek parça çelik bayrak direklerinin en yükseğidir. Bayrak direğinin üzerinde yer alan kabartmada meşale Türk medeniyetini, kılıç taarruz gücünü, miğfer savunma gücünü, meşe dalı zaferi, zeytin dalı ise barışı simgelemektedir. Etiyopya Kralı Haile Selasiye’nin 1967 yılında Anıtkabir ziyaretinde mozoleye bıraktığı iki büyük gül dalıyla sembolize edilen gümüş çelenk Anıtkabir’in farklı detayları arasında yer almaktadır. Şu anda ekranda gördüğünüz Anıtkabir yarışmasına katılan bazı diğer projelerin tasvirleridir. Anıtkabirin her kısmı ayrı ayrı pek çok farklı sembollerle ve matematiksel sembolizmle bezelidir. Ancak bunların deşifre edilmesi için yeterli bir çalışmada gerçekleştirilmemiştir. Abidenin en önemli kısımlarından bir tanesi de Şüphesiz ki Atatürk müzesidir. Anıtkabir’deki Atatürk Müzesi de Ata’nın doldurulmuş köpeği Foks’tan, tıraş takımlarına, bastonlarından aldığı çok özel hediyelere kadar özel hayatını yansıtan pek çok nadide parçaya ev sahipliği yapıyor. Ata’nın anne ve babasının fotoğrafları, Türkiye Cumhuriyeti’nin verdiği eski yazı ve Latin harfleriyle basılmış iki nüfus cüzdanı, göğsünde taşımayı en çok sevdiği madalyalardan biri olan 1917’de Sultan 5. Mehmet Reşat’ın verdiği altın imtiyaz madalyası, Sovyet Mareşali Voroshilov ve İran Şahı Pehlevi’nin hediye ettiği değerli taşlarla süslü kılıçlar ve ince bir zevkin ürünü olan saatleri dikkat çekici parçalar arasında… Atatürk’ün hem baston hem de tüfek olarak kullanılabilen özel silahı, manevi kızları Sabiha Gökçen ve Afet İnan’a hediye ettiği çok özel tabancaların da sergileniyor. Anıtkabir’deki Atatürk Müzesi’nde ayrıca okumaya büyük önem veren Atatürk’ün özel kitaplığında bulunan Türk ve İslam tarihi, dil, edebiyat, sosyal bilimler, bilim ve teknik konularındaki Türkçe, Osmanlıca, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça, Arapça, Farsça, Slav dillerindeki toplam 3 bin 118 kitap da sergileniyor. Konu hakkında şu ana kadar yazılmış en kapsamlı eser Taha Sergen Ergeç’in Anıtkabirin Şifresi isimli eseridir. Okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca bu konuda elime daha fazla bilgi geçtiği takdirde bunları da sizlerle instagram hesabımdan paylaşacağım Merak edenler Instagramdan arkadaşım olarak paylaşımlardan haberdar olabilirler.

CEVAP VER

*