Yüzlerce yıldır din adamlarının, gizem avcılarının, simyacıların, büyücülerin ve birçok gizli örgütün izini aradığı kutsal ahit sandığının nerede olduğuna dair pek çok rivayet vardır.Peki bu sandık neden bu kadar önemlidir, içerisinde ne vardır, işlevi nedir. Ahit sandığı Musa peygamber tarafından akasya ağacından yapılmıştır. Dışı altın plakalarla kaplıdır. Eski ahit, tanrının kendisine yapılan portatif tapınağa yerleştirilen sandık üzerinde tecelli ettiğine sıkça değinmektedir. Ehil olmayan biri tarafından sandığa dokunulduğunda helak olduğu bildirilmektedir. Hz Davud, Kudüs’ü İsrail krallığının başkenti yaptığında sandığı Kudüs’e getirmiştir. Sandığın uzunluğu 125 cm, genişliği ve yüksekliği ise 75 cm dir. Hz Süleyman sonrası İsrail kralları döneminde Babil Kralı Nabugadnezar MÖ 587 senesinde Kudüs’ü ele geçirdiği sırada sandık kaçırılmış ve ortadan kaybolmuştur. Peki sandığın işlevleri nelerdir. Mısır piramitlerinin hiç duymadığınız sırları adlı videomda sandığın işlevlerinden birincisine kısaca değinmiştim. İslam kaynaklarıda Ayet ve hadislerde tabutu sakine ismiyle sandıktan sıkça bahsetmektedir. 
“Peygamberleri devamla şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alâmeti, size içinde Rabbinizden bir sekîne ile Mûsâ ve Harun’un manevî mirasından bir bakiyyenin bulunduğu ve meleklerce taşınan bir sandığın gelmesidir. Eğer iman etmeye niyetli iseniz bunda, elbette sizin için delil vardır.”(Bakara, 2/248)
“Ona Mehdi denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. Antakya denilen bir yerden Tabut’u (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır.”
“Antakya mağarasında “Tabut-u Sekine”yi çıkaracaktır. Şam’daki dağdan da gerçek Tevrat’ı çıkaracak ve bunun üzerine Yahudilerle tartışacak, birçok Yahudi Müslüman olacak.” (Risaletül Huruc ül Mehdi, s.124-125)
“Ona Mehdi denilmesinin nedeni, Şam’da bulunan dağlardan birine yönelmesidir. Oradan (gerçek) Tevrat kitaplarını çıkaracak, Yahudilere karşı delil getirecektir.” (Suyuti, el-Havi li’l Feteva, II. 81)
Mehdi, Tabut-u Sekine’yi (Kutsal Sandığı) Taberiye gölünden çıkaracak.” (Ikdı’d Dürer, sf.51-a)

Hadislerde geçen ve “Taberiye gölündedir” şeklinde belirtilen yer İslam alimlerince, bir benzetmeye işaret kabul edilmektedir. Taberiye, Şam’a yakın bir yerdedir ve Şam, ahir zaman hadislerindeki anlatımlarda uzak bir yer, Mekke ve Medine’ye uzak olan anlamını da taşır. Bu benzetme, Taberiye için de söz konusudur. Hatta buradan yola çıkan bazı yorumcu ve araştırmacılar sandığın, Kudüs’te, Mekke’de, Taberiye’de, Hatay’da olabileceğine dikkat çeker ve ek olarak İstanbul’a da işaret ederler. Dini ve tarihi kaynaklardan yola çıkarak işlevlerine bakmak gerekirse sandığın taşınabilir bir nükleer reaktör, voltaj yükseltici bir kapasitör, ölümcül bir silah ve hatta evrenler ve boyutlar arası bir telsiz işlevi gördüğünü anlarız. Eski İsrail tarihçelerinde Kutsal Ahit Sandığı, pek çok rolü üstlenmiş muamma bir olgudur. İsrailoğulları Mısır’dan çıktıktan hemen sonra çölde yapılan Kutsal Ahit Sandığı, Tanrı’nın Sina Dağı’nda Musa’ya verdiği Ahit Levhaları’nın taşındığı kutuydu. Levhalar ve onların içinde bulunduğu sandık böylece Tanrı ile İsrailoğulları arasındaki ahdin tanıklığıydı. Tevratta, sandıkla ilgili kısımların bir tanesinde “ve Rab Musa’ya şöyle dedi, meskeni ve eşyalarını sana göstereceğim, örneğe tıpatıp uygun yapın, inananlar, akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Sandık taşınırken kidonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp sandığı tuttu. Rab sandığa elini uzatan Uzza’ya öfkelenerek onu yere çaldı. Uzza orada tanrının önünde öldü. Bu ayetlerde ahit sandığının yüksek voltaj ürettiği görülmektedir. Bu özelliği yüzünden taşınmasının nasıl olacağı insanlara anlatılmıştır. Fakat yanlışlık sonucu bu voltaja kapılan Uzza oracıkta ölmüştür. Sandığa koruyucu giysi ve maskelerle yaklaşılması gerekmektedir. Ayetin devamında ise “Orada rabbin huzurunda buhuru korların üzerine koyacak. Buhurun dumanı levha sandığının üzerindeki bağışlanma kapağını kaplayacak. Öyle ki Harun ölmesin. Sonra Harun buluşma çadırına girecek. En kutsal yere girerken giydiği keten giysileri çıkarıp orada bırakacak. Kutsal bir yerde yıkanıp kendi giysilerini giyecek. Sonra çıkıp kendisi ve halk için getirilen yakmalık sunuları sunacak. Kendisinin ve halkının günahlarını bağışlatacak. Anlaşıldığı üzere ahit sandığı insanları öldürülmesin diye yalıtılıyor.

Uzzayı öldüren voltaj Harun’u da öldürmesin diye sandığa bir koruma yapıldığı ve elektrik enerjisinin üst kapaktan gerçekleştiği ayrıca sandığın radyasyonundan etkilenmemek için özel giysiler giyinip yıkanılarak yaklaşılması gerektiğinden bahsedilmiştir. Yine başka bir ayette “Ve Rab Musa’ya şöyle dedi, inananlar akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun. İçini de dışını da saf altınla kapla. Çevresine altın pervaz yap, dört altın halka döküp dört ayağına tak. İkisi bir yanda, ikisi öbür yanda olacak. Akasya ağacından sırıklar yapıp altınla kapla. Sandığın taşınması için sırıkları yanlardaki halkalara geçir. Sırıklar sandığın halkalarında kalacak çıkarılmayacak. Antlaşmanın koşullarını belirten taş levhaları sana vereceğim, onları sandığın içine koy. Saf altından bir bağışlanma kapağı yap. Boyu iki buçuk, eni bir buçuk arşın olacak. Kapağın iki kenarına dövme altından birer keruv yap. Keruvlardan birini bir kenara, öbürünü öteki kenara, kapakla tek parça halinde yap. Keruvlar yukarı doğru açık kanatlarıyla kapağı örtecek. Yüzleri birbirine dönük olacak ve kapağa bakacak. Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy. Seninle orada, levha sandığının üstündeki keruvlar arasında kapağın üzerinde görüşeceğim ve İsrail’liler için sana buyruklar vereceğim.” Denmektedir. Burada da Tanrı Hz Musa ile açıkça sandık vasıtasıyla konuşacağını belirterek sandığın telsiz özelliğinden bahsedilmektedir. Kutsal ahit sandığı bir dönem Yahudilerin elinden Filistinlilerce alınmıştır. Tevrat bu durumdan şu şekilde bahseder; Bunun üzerine ulaklar gönderip bütün Filistin beylerini çağırttılar ve İsrail tanrısının sandığını ne yapalım diye sordular. Filistin beyleri İsrail tanrısının sandığı gata götürülsün dediler. Böylece israil tanrısının sandığını gata götürdüler. Ama sandık oraya götürüldükten sonra, Rab o kenti de cezalandırdı. Kenti çok büyük bir korku sardı. Rab kent halkını, büyük küçük herkesi urlarla cezalandırdı. Ayetten anlaşıldığı üzere Filistinliler sandığı aldıklarına pişman oldular ve onu geri götürmeye karar vermişlerdir. Ancak sandık geri taşındığı sırada herkese hastalık bulaşmıştır çünkü ahit sandığı radyasyon saçmaktadır. İsrail dışına çıkarılan sandığı alanlar onu nasıl kullanacaklarını bilmediklerinden herkeste radyasyon etkisi olan tümörler oluşmuş. Hele sandığın koruyucu örtülerini kaldırıp bakanlar kanser olup ölmüşlerdir. Ahit sandığına yaklaşmak için Kohad soyundan gelen Levililer özel olarak eğitilmişlerdir ve koruyucu kıyafetler giymektedirler. Onların haricinde olanlar ise üretilen radyasyondan veya elektrikten etkilenmektedirler.

Ahit sandığına ancak özel şartlarla yaklaşılmalı ve dikkatli olunmalıdır. Sandığın yaydığı radyasyondan tüm gat halkı etkilenmiştir ama yahudilerin radyasyondan etkilenmediği görülmektedir. Gerek dini gerek tarihi kaynaklarda sandığa dair videonun burasına kadar bahsettiğim olaylar gibi birçok farklı olay anlatılmaktadır. Bunlar sandığın bahsi geçen teknolojik özelliklerine açıkça delil teşkil etmektedir. Kutsal ahit sandığının yeri ile alakası ise rivayetler ve tarihi kayıtlar Şam, Taberiye ve Hatay bölgelerini işaret etmektedir. Çoğu kimse sandığın Babilliler’in Kudüs’ü İÖ 587/6’da ele geçirip yıktıkları zaman yok edildiğine inanır. Ancak daha sonraki yıllarda Hahamlar, sandığın kaderi hakkında farklı görüşleri benimsemişlerdir. Peygamber Yeremya’nın sandığı Nebo Dağı’na sakladığına, Kral Yeşua’nın (İÖ 639-609) Tapınak Dağı’nın bir mağarasına gizlediğine, Kral Yehoaş’ın Babil’e sürgüne giderken yanında götürdüğüne inanılır. En garip inanç da sandığın sunak ateşi için odunların depolandığı odun sundurmasının altına saklanmış olduğudur. Bazı kayıtlara göre sandık Hatay’da bir mağaraya saklanmıştır. Başkaca kayıtlara göre ise nesillerle sandığı kullanmayı bilmeyenlerin eline geçmesi sebebiyle oluşabilecek ölümcül tehlikelerin bertaraf edilmesi ve ehil kişilerce gelecekte bulunması için sandık özel bir su geçirmez solüsyonla kaplanarak Taberiye gölü civarında bulunan oyuk bir yeraltı dehlizine indirilmiş daha sonra sular altında bırakılmıştır. Ancak bu işlemi gerçekleştirenler gelecekteki ehil kişilerin sandığı bulabilmesi için sonradan inşa ettikleri binalara yaptıkları heykellere silahlara ve diğer başka yapılara sandığın koordinatlarını özel bir şifreleme sistemiyle parça parça yerleştirmişlerdir. Bu rivayet oldukça güçlü bilimsel delillerce de desteklenmektedir. 2003’te ölen Amerikalı arkeolog Robert John Braidwood sandık döneminde kullanılan eski bir kılıçta yaptığı incelemelerde bazı şifrelenmiş metinler bulmuş bu metinlerin sandığa dair koordinatları işaret eden bir başka şifreli yapının konumunu bildirdiğini açıklamıştır. Bir mason olan Braidwoodun keşfini yaparken mason öğretilerinden faydalandığı düşünülmektedir. Ancak Braidwoodun ömrü araştırmasını tamamlamaya yetmemiştir. Taberiye gölünün başka araştırmacılar ve üniversitelerce de röntgeni çekilmek istendiyse de bölgede uzun yıllardır süren siyasi ve politik istikrarsızlıklardan dolayı bu hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Günümüzde kullanılan ileri teknoloji ürünü sismik cihazlarla bölgenin detaylı bir jeolojik haritası oluşturulamamıştır. Ve sandık gizemini korumaya halen devam etmektedir.

CEVAP VER

*