Yakın zaman içinde Rusya devlet başkanı Putin ve önemli dünya liderlerinin dikkatini çeken Afganistan’daki ilginç bir keşif gündeme bomba gibi düştü.

Rusya’nın dış istihbarat servisi tarafından başbakan Putin hazırlanan özel raporda Alman başbakanı 2016’da Afganistan’a süpriz bir ziyaret yapan batılı liderlerin sonuncusu olduğu bildiriliyor. Bu ziyaret dönemin Amerikan başkanı Obama İngiltere başkanı ve Fransa cumhurbaşkanı ziyaretinden sonraydı. Rusya dış istihbarat servisi tarafından hazırlanan raporun bir kısmı gizlice internete sızdı. Bu konu hakkında konuşan kişiler anında bazı suçlarla ve komplo teorileri üretmekle itham edildi. Gerçekliği tartışılan konu şöyleydi; Afganistan çölün de bir keşif görevi sırasında 8 Amerikan askeri girişinde tuhaf işaretler olan bir mağaraya tedirgince girdi. Çünkü burayı taliban milislerinin kullandığı bir üs zannetmişlerdi. Uzun koridor benzeri bir açıklıktan ilerledikten sonra gözlerine inanamadıkları bir nesne gördüler. Bu efsane ve destanlarda adı geçen ve tanrılar tarafından kullanıldığına inanılan antik bir ufo yani, Vimana’ydı. Bu tür uçan teknolojisi olan nesneler Hint Sanskritçe destanlarında ayrıntılı olarak tasvir edilmektedir. 8 Amerikan askeri taşıdıkları kayıt cihazları ile bu keşfi belgeleyip üslerine ilettiler. Fakat daha sonra esrarengiz bir şekilde mağarada kayboldular ve onlardan bir daha haber alınamadı. sadece mağara girişinde bazı ekipmanları bulundu. Bu olayın ardından başkan Obama ve Angela Merkel de dahil olmak üzere dünya liderleri Afganistan savaşındaki sorumlu bölge içindeki bu şaşırtıcı keşfi kendi gözleri ile görmeye gitti. Raporda batı dünyasının bu en güçlü liderlerinin süpriz ziyareti için bu eski uçan aygıt keşfine bağlandı. Obama’nın anılarını yazacağı kitabın yapımcılığını üstlenen Penguin Random House’un CEO’su Markus Dohle kitabın taslak metninde sayın Obama’nın bu konuya kapsamlıca değindiğini gördüklerini ince ince yazdığını hatta şahsi arşivlerinde vimana’nın yüksek çözünürlüklü fotoğraf ve videolarının olduğunu ancak Obama’nın emekli Amerikan başkanı statüsü sebebiyle kitabın biten her bölümünü kanunen incelenmek üzere pentagona gönderme yükümlülüğü olduğunu ve Pentagonda bulunan yetkililerin bu konuyu sakıncalı bularak taslaktan çıkarttırdığını birinci ağızdan açıklamıştır. Ayrıca yine Obama başkanlığı döneminde Rusya’ya Afganistan’ı işgal ettiklerin de buna benzer bir keşif yapıp yapmadıklarını soran resmi bir bildiri yollattığı Rus hükümetininse bu bildiriyi cevaplamadığını söylemiştir. Afganistan’da bulunan vimana’nın en az 5 bin yaşında olduğuna inanılıyor. Nesneyi incelemek ve denemek isteyen bilim adamları onları yaklaştırmayıp uzak tutan koruyucu bir enerji kalkanı olduğunu gördü ve buna zaman kuyusu adını verdiler. Daha sonra gizemli mağarayı ziyaret eden özel izinli devlet araştırmacıları bu nesneyi Vimana olarak nitelendirdi. Ve 8 Amerikan askerinin kaybolmasının doğrudan bu nesne ile ilgili olabileceğini belirttiler.

Keşfin üzerinden 1 sene geçtikten sonra Ünlü İngiliz Paranormal dergisi olan Fate Avrupa uzay ajansında çalışan bir yetkiliye dayandırdığı makale ile konu tekrar gündeme geldi. Komplo teorisyenleri açısından 1970’lerden günümüze kadar yayın hayatını sürdürmekte olan Fate dergisi son derece saygın ve güvenilir bir kaynaktır.
Pek çok gizemli olayın delil ve belgelerini gün yüzüne çıkartması hasebi ile komplo teorisyenlerince düzenli olarak takip edilen bir yayındır. Dergi 2001 senesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün Kayıp kıta mu araştırması esnasında James Churchward’ın Türkiye’ye geldiğini kanıtlayan tren biletini paylaşarak Ülkemizde bu konuda yayınlanan pek çok eserde Churchward’ın yaşlı olduğu için gelmediğini ve Atatürk’le görüşmediği tezini tek hamlede çürütmüştür. Atatürk’ün Kayıp Kıta MU araştırması hakkında ki videomu ekranın sağ üst köşesinde açılan bildirime tıklayarak izleyebilirsiniz. Konumuza dönecek olursak dergide yayınlanan makalede ismi verilmeyen kişinin Vimana’yı inceleyen 2. Ekipte yer almıştır. Bu ekip Avrupa Uzay Ajansı, Nasa ve CIA’dan uzmanlar barındırıyordu. Ruslarda ekibe uzman göndermek için büyük çaba sarf etmiş ancak Amerika buna müsaade etmemişti. 1. Ekipten yaklaşık 3 ay sonra 2. Ekip mağara’ya varır ve burada kamp kurulur. Vimana’nın X ray ışınları ile röntgeni çekilmek istenir ancak Vimana’da bunu engelleyen bir sistem vardır bu yüzdende çekilemez. Vimana’nın yüzey sıcaklığı normaldir. Bir deneme yapmaya karar verirler, buna göre vimana tazyikli suya maruz bırakılır ancak su vimanaya değer değmez buharlaşmaktadır. Vimana’nın dış yüzeyinde ki enerji alanını kapatmak için özel bir cihazla Elektromanyetik bir darbe yaparlar ve işe yarar. Vimana’nın üzerinde garip sembol ve işaretler vardır. Tekrar suya maruz bırakıldığında bu sefer ıslandığı görülmüştür. Ayrıca Vimana eser miktarda radyasyon yaymaktadır ki buda nükleer yakıtla çalıştığını göstermektedir. 8 metre çapında 3.5 metre yüksekliğinde 1.5 ton ağırlığında olan bu gemiye günümüz dünya teknolojisi ile nükleer bir reaktör yerleştirilemeyeceğini de belirtelim. Araç enerji alanı kapatıldıktan sonra 2. Defa X Ray’e sokulur çünkü kapısı henüz açılamamıştır. X ray sonuçlarına göre içeride 2 tanesi ufak bir tanesi büyük olmak üzere 3 ayrı bölme olduğu görülmüş, büyük olan bölmenin kumanda odası diğer iki ufak bölmenin ise yaşam alanı olabileceği değerlendirilmiştir. Ekip bundan sonra vimana’nın kapısını açmak ve bir şekilde demonte etmek üzerinde durdular yüzeyde bir vida veya bağlantı ekipmanı veya kaynak izi görülmedi. Vimana adeta yekpare bir madenden yapılmış gibiydi. Demonte çalışmaları sonuç vermeyince Ufoyu taşımaya karar verdiler. Ancak bir sorun vardı, Avrupalı’lar ufoyu merkezi Parist’e bulunan Avrupa Uzay Ajansı tesislerine götürüp orada incelemek istiyordu. Amerikalılarsa Amerika’ya götürmek 1 Aylık diplomatik maratonun ardından Vimana’nın önce Paris’e götürülüp Amerikalı uzmanlarında katılımıyla burada 6 ay süreyle incelenmesine daha sonrada Amerika’ya götürülmesine karar verdildi. Vimana özel hidrolik kızaklar vasıtası ile kaydırılarak mağaradan çıkarıldı ve özel olarak tasarlanmış kurşun alaşımlı kare bir konteyner’a yüklendi. Önce mühürlü olarak kamyonla bir nato üssüne buradanda askeri kargo uçağıyla Fransa paris’e götürüldü. İtirafcının daha sonra Vimena’ya ne olduğu ile alakalı başka bir malumatı yoktur.

Bilinen en eski Hindu metinleri olan antik hindu şiirleri Vedaların Vimena olarak tanımlanan uçan araçlarla ilgili tasvirlerle doludur. Destanlara göre Vimenalar iki katlıdır daire biçimindedir ve kubbelelerinde bir giriş tüneli vardır. Yani tam anlamıyla bir uçan daireye benzerler inanılmaz süratta ve manevralarla uçarlar ve uçarken melodik bir ses çıkarırlar. Çeşitli tiplerde Vimanalar vardır. Bazıları tabak şeklinde bazıları ise uzun silindir şeklindedir. Alışılmadık şekilleri olan ve insanlar tarafından yapılmamış olan araçlar olarak tasvir edilir. Muabbarata’nın bir bölümü olan Dronaroparva’da Ramayana’da küre şelinde bir Vimena’dan sözedilir. Bu Vimena inanılmaz bir hızla ulaşmakta ve ardından büyük bir hava akımı bırakmaktadır. Hareketleri bir ufo gibidir. Her yöne gidebilir. Yön değiştirmesi ani ve çok hızlıdır. Çok hızla giderken aniden durur yine aynı hızda ters yöne gidebilir. Sanskritçe epik Muhabbarata’da bulunan kadim hikayelerden bir Vimenanın çevresi 12 kübik ölçüsünde olduğu, 4 adet güçlü tekerleri olduğunu biliyoruz. Ateşlenmemiş füzelerinden başka Muhabbarata dairesel yansıtıcı ile işleyen diğer ölümcül silahların kullanımını kaydediyor. Devreye sokulduğu zaman bir ışık şaftı üretiyor. Ve herhangi bir hedefe odaklandığında onu anında gücüyle yakıp yok ediyor. Vimenayı çevreleyen zaman kuyusu ile ilgili olarak bu rapor bunun elektromanyetik radyasyon yer çekimi lmanı olduğunu söylüyor. Elektromanyetik radyasyon yer çekimi ilk kez birleşik alan teorisi olarak Einstein tarafından kabul ediliyor. ve uzun zaman sonra bunu 1943 yılında Amerikan ikinci dünya savaşı deneyinin arkasından bir şey olduğu konuşuldu. buna Filedelfiya deneyi denildi. Afganistan’daki askerlerin kaybolması gibi Amerikan askerlerinin aniden kaybolması da buna bağlandı. Rus istihbarat raporu bu gizemli zaman kuyusunun bitmek tükenmek bilmeyen güç kaynağının Edwards Ladscandine’nin teknnolojisine dayallı olduğunu gördüğünü söyleniyor. Edwards Ladscandine kadim insanların gizli bilgisini keşfettiğini iddia etmişti. ve 1923-1951′ de Coral şatosu olarak bilinene Dünyanın en gizemli başarılardan birisini yansıtan bilinmeyen bir işlemle binyüz ton mercan kayasını tek başına ve gizlice oymuştur. Bu raporla ilgili en etkileyici şey yalnızca bir Vimena’nın keşfedilmiş olması değil, aynı zzamanda Vimena’nın keşfedildiği mağarada bulunan kadim yazılardı bu yazılar Vimena’ nın gerçek sahibinin zerdüştlük adı verilen ve tüm zamanların en önemli dinlerinden birinin kurucusu olan kadim peygamber zerdüşt olduğunu iddia ediyor.

CEVAP VER

*