Kuraklık ve su seviyesindeki düşüş iyi bir şey değildir. Bununla birlikte bazen sular çekilince şaşırtıcı şeyler ortaya çıkabiliyor.

Güney Meksika’daki ağır kuraklık, büyüleyici bir sır verdi: 400 yıllık Antik Tapınak, Santiago Tapınağı olarak biliniyor. Şimdiye kadar bir söylentiden ibaretti. Nezahualcoyotl rezervuarındaki su seviyesinin azalışı, turistlerin ve yerli halkın 16. yüzyıl ortasındaki sömürge kilisesini ziyaret etmelerine olanak tanıdı. Su altında ki onlarca yıldan sonra, 400 yıllık bir Meksika tapınağı, gölde başlayan kuraklık sonucu bir hafta içerisinde ortaya çıktı. Bu inanılmaz antik sır, Nezahualcoyotl rezervuarında ki su seviyesinin 25 metreye kadar düşmesi ve nihayetinde Santiago Tapınağı olarak bilinen 16. yüzyılın ortalarında İspanyollarca inşa edilmiş bir sömürgeci kilisesini açığa çıkarttı.

Bu antik yapı yaklaşık 400 yıl önce Dominikli keşişler-Bartolome de las Casas tarafından inşa edildi, ancak sonunda bölgedeki salgınlar nedeniyle 1770’lerde terk edildi. Meksika hükümetinin kiliseye ilişkin bir raporunda çalışan mimar Carlos Navarrete, Associated Press’e şunları söyledi; Burasının büyük bir şehir merkezi olabileceğini düşünerek yapılan bir kilise idi, ancak bunu asla olmadı. Muhtemelen, sadece Tecpatan’dan gelenlerin ziyaret ettiği, büyük mimarisine ramen tek bir rahibin idare ettiği bir kilise olarak uzun yıllar kaldı.”

Navarrete, kilisenin 1773-1776 çiçek hastalığı salgınında terk edildiğini sanılıyor. Kilise de incelemelerde bulunan yetkililer raporlarına şunları yazdı; “Binaya ilk girdiğimiz de yıkılmış akordiyon bir çatı ve tavan kirişlerinin ahşap parçalarını bulduk. Ayrıca, mahsende veba kurbanlarından oluşan büyük bir lahin mezarlığı son derece iyi korunmuş durumda. Yine de veba hastalarını alışagelinenin aksine ortadan kaldırmak yerine neden tehlikeyi göze alarak taş lahitlere koyduları büyük bir sır. Öte yandan bunlar soylu kişiler de değil sıradan insanlar. “

Terkinden sonra, kilise hiçbir zaman dini amaçlar için kullanılmadı. İlginç bir şekilde, tapınağın sudan ilk çıktığı zaman bu değil. 2002’de bölgedeki kuraklıklar öylesine ağırdı ki insanlar aslında kilisede yürüyorlardı.

CEVAP VER

*